11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/14656 E. , 2012/19299 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/12/2010 gün ve 2010/22-2010/245 sayılı kararı bozan Daire’nin 08/06/2012 gün ve 2011/3717-2012/10152 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, Mudo markasının, 1974 yılından bu yana tescilli olup, bu markayı kullanma hakkının sadece müvekkiline ait olduğunu, markanın Türk Patent Enstitüsü'nce de tanınmış marka olarak kabul ve tescil edildiğini, ancak davalı şirketin, Mudo markasını ticaret unvanı olarak kullandığını, tabelalarında, reklamlarında ve makbuzlarında bu ismi bulundurduğunu, markanın yazılış biçimi ve harflerinin de aynı olduğunu, davalıya bu tecavüze son vermesinin ihtar edildiğini, ancak davalının, Mudo ismini şirket unvanı olarak kullanmada haklı olduğunu bildirdiğini ileri sürerek, Mudo markasının davalı tarafından şirket unvanı olarak kullanımının men'ine ve her türlü Mudo isminin kullanıldığı tabela, matbuat ve resmi kayıtlar ile Ticaret Sicili ve bağlı bulunduğu Bakanlıklardaki kayıtlardan terkinine, Mudo isimli malzeme ve ürünlerin toplatılarak imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin, 31.12.1997 tarihinde kurulduğunu ve davacı şirket ile iştigal sahasının aynı olmadığını, müvekkilinin emlak alım satımı, kiralama ve emlak komisyonculuğu işlerini yaptığını, tarafların ticaret unvanlarının ve şirket türlerinin benzer olmadığını, müvekkilinin haksız rekabet oluşturacak şekilde unvan kullanmadığını, Mudo markasının tanınmışlık düzeyinin muğlak olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.