8. Hukuk Dairesi         2021/16254 E.  ,  2024/3022 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/729 E., 2021/777 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2016/30 E., 2020/2 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında, Fethiye ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 419 ada 2 parsel sayılı 1.425,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.

Davacı Hazine, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, evveliyatının orman olduğu, zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı iddiasıyla dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ve tanık beyanları uyarınca, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, 1953 yılında imar-ihyası tamamlandığı ve 1953 yılından 1982 yılına kadar kesintisiz olarak ekonomik amaca uygun olarak kullanıldığı, davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 419 ada 2 parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan, imar-ihya ve zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olduğu; imar-ihyasının 1953 yılında tamamlandığı, 2006 yılında onaylanan uygulama imar planı ve 2016 yılında yapılan kadastro tespit günü itibariyle davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddelerinde belirtilen imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davacı Hazine vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki; Hazine tarafından dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğu iddiasıyla dava açıldığına göre taşınmazın evveliyatının ve tahdit haritasındaki konumunun tespit edilmesi gerekli olup Mahkemece orman kadastrosu uygulama çalışma tutanakları ile dava konusu taşınmazı ilgilendirir O.S. noktalarını gösterir orijinal renkli orman tahdit haritalarının tamamı dosya arasına getirilmemiş, bilirkişi kurulunun müşterek düzenlediği rapor ve ekindeki krokide taşınmazın tahdit dışında olduğu belirtilmesine rağmen, orman mühendisi bilirkişinin ayrıca tek başına düzenlediği raporda taşınmazın 2/B uygulaması Hazine adına orman sınırları dışarısına çıkarılan alan içerisinde kaldığı belirtilmiş, mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmemiş, bunun yanı sıra Fethiye Belediye Başkanlığınca taşınmazın 2006 tarihinde onanan 1/1000 ölçekli Ovacık Hisarönü ilave ve revizyon uygulama imar planı onama sınırı içinde olduğu bildirilmiş, ancak Hazine tarafından dava dilekçesinin ekinde sunulan teknik inceleme raporunda taşınmazın 1989 tarihinde kesinleşen imar planı kapsamında kaldığı tespit edilmiş olunmasına rağmen mahkemece taşınmazın ilk defa hangi tarihte imar planı kapsamına alındığı araştırılmamış, ayrıca dosya arasında yer alan ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda somut verilere dayalı bilgiler içermeyen, yalnızca dava konusu taşınmaz üzerindeki bitki türlerini ve yaşlarını incelemekle yetinilen, taşınmazın öncesinde imar ve ihya edilip edilmediğini belirlemekten uzak ziraatçi raporu hükme esas alınmış; taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman, nasıl, kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında mahalli bilirkişilerden maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyan alınmamış, taşınmazda davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiş ve bu suretle eksik karaştırma ve incelemeye dayalı olarak hatalı hüküm kurulmuştur.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine (1989, 2005 ve 2006 yıllarında yapılan) ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile özellikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri tarif eden orman tahdit tutanakları, orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile kadastro tespiti veya imar tarihinden hangisi daha eski tarihli ise bu tarihten 15 - 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına konulmalı; ayrıca 3402 sayılı Kanun'un 17/son maddesi uyarınca imar uygulaması yapılmış yerlerde imar-ihyaya dayanılarak yer kazanılması mümkün olmadığı ve bu nedenle zilyetlik süresinin imar planının kesinleşme tarihi esas alınmak suretiyle hesap edilmesi gerektiği gözetilerek,bu konuda dosya arasına daha önce gönderilen yazı cevapları ile oluşturulan çelişkiyi giderecek şekilde, taşınmazın bulunduğu yerde imar planı çalışması yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu imar planının hangi tarihte kesinleştiği ve taşınmazın kesinleşen imar planı kapsamında kalıp kalmadığı ilgili Belediyeden sorularak kesin olarak belirlenmeli ve buna ilişkin kayıt ve belgeler dosya arasına celp edilmeli; bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; yine dosya arasına getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun ), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ile 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

S O N U Ç : Yukarıda belirtilen nedenlerle; davacı Hazine vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 07.07.2021 tarihli ve 2021/729 Esas, 2021/777 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
07.05.2024 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunu 3402 sayılı Kanun 3402 sayılı Kadastro Kanunu 3116 sayılı Kanun ), 4785 sayılı Orman Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 4785 sayılı Kanun) ile 5658 sayılı Orman Kanunu 3116 sayılı Orman Kanunu 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu 6831 sayılı Orman Kanunu