11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/11081 E. , 2012/17938 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.05.2011 tarih ve 2009/144-2011/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, kendisini döviz bürosu sahibi olarak tanıtan bir kişi tarafından, müvekkiline ait işyerinde bulunan POS cihazıyla davalı Banka'ya ait kredi kartı kullanılmak suretiyle toplam 3.200,00 TL değerinde 4 cep telefonu ve 1 adet kulaklık satın alındığını, vekili bulunduğu şirketin kendisine düşen kontrolleri yaptığını, buna rağmen davalı Banka'nın kredi kartının sahte olduğunu belirterek işlem tutarını ödemediğini ileri sürerek, 3.200,00 TL'nın bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu işlemin yurt dışındaki gerçek kart sahibi bilgilerinin kopyalanması suretiyle oluşturulan sahte kredi kartıyla yapıldığını, davacının gerekli kontrolleri yapmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Ancak, davacı işyerinde 28.05.2004 tarihinde yapılan alışverişte kullanılan kredi kartının sahte olduğu belirlendiğine göre, bu tarih itibariyle davalı banka tarafından davacı hesabına bloke konulmasında sözleşmeye aykırı bir durum söz konusu değildir. Buna karşın, söz konusu kredi kartı ile yapılan harcamanın davacının hesabına geçmesinden sonra, yabancı banka tarafından paranın geri istenilme süresi yani "charge back" süresi dolduktan sonra bankanın bu para üzerindeki blokeyi kaldırmaması haksız olup, davalı Banka ancak bu tarih itibariyle temerrüde düşmektedir. Bu nedenle, mahkemece gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle "chargeback" süresinin bittiği tarih belirlenerek bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, dava bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup ticari iş mahiyetinde bulunduğundan avans faizi istenmesi mümkündür. Bu nedenle, davacı yararına talebi aşmamak kaydıyla avans faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi dahi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.