11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/12822 E. , 2012/19118 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.03.2011 tarih ve 2009/306-2011/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, ALÇILAM ibaresinin 19. sınıflarda yer alan emtialar bakımından tescili için davalı TPE’ne yaptığı başvurunun 556 sayılı KHK’nin 7/1-a-c-d-f madde ve bentleri uyarınca ayırt ediciliğinin bulunmadığı, tanımlayıcı ve bir kısım mallar için yanıltıcı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, yeniden inceleme istemlerinin ise, TPE YİDK tarafından nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa, başvurunun ayırt edici olduğu gibi, tanımlayıcı veya yanıltıcı olmadığını ileri sürerek, TPE YİDK’nun 2009-M-4792 sayılı kararının iptaline ve başvurunun davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı tarafından tescili talep edilen ALÇILAM sözcüğünün, başvuru kapsamındaki bir kısım mallar yönünden alçıdan mamul veya lamine edilmiş izlenimi vereceğini ve yanıltıcı olduğunu, müvekkili tarafından yapılan işlem ve alınan kararların hukuka uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu ibarenin, inşaat işlerinde kullanılan alçı emtiası ile lamine kelimesinin ilk üç harfinin birleşmesi ile oluştuğu, sözcüğün tek başına tescil kapsamındaki ürünlerden bağımsız olarak çizimle görüntülenebilen, çoğaltılabilir ve tüketiciler tarafından algılanıp hatırlanabilir bir işaret olduğu ve soyut ayırt ediciliğe sahip olduğu, ayrıca "ALÇILAM" ibaresinin başvuru tarihinde ve halen bir bütün olarak Türkçe ya da diğer dillerde herhangi bir anlam ifade etmediği, bu nedenle KHK'nın 7/1-(c) bendi anlamında 19. sınıftaki başvuru kapsamında yer alan mallar yönünden cins, tür, nitelik, karakteristik özellik belirttiğinin de söylenemeyeceği ve bu nedenle marka olarak tescil edilebilecek işaretlerden olduğu, belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adlardan veya bir meslekte herkes tarafından kullanılan bir işaret olmadığı, çekişmeli 19. sınıf malların, alçıdan mamul olduğu yanılgısıyla satın alınması ihtimali bulunmadığı, bu nedenle başvurunun 556 sayılı KHK'nin 7/1-f maddesi kapsamında da değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, başvurunun tescili, ilan ve olduğu takdirde ilana itirazların değerlendirilmesi gibi bir dizi idari işlemlerin tamamlanmasını gerektirdiğinden, başvurunun tesciline ilişkin talebin zamansız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile TPE YİDK’nun 2009-M-4792 sayılı kararının iptaline, başvurunun tesciline yönelik istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.