11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/10909 E. , 2012/18627 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.04.2011 tarih ve 2008/223-2011/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bilgisi ve rızası hilafına 06.10.2006 günü hesabında bulunan 30.0655,60 TL ile artı para adı altında kullandırılan 149.962,40 TL olmak üzere toplam 180.018,00 TL'nın internet korsanları tarafından hesaplarına yapılan müdahale sonucunda davalı bankanın Kadıköy Şubesindeki 36 ayrı hesaba aktarılarak paraların çekildiğini, repo hesabının 09.10.2006 tarihinde bozularak hesaplarına dönmesi üzerine bankanın izinleri olmadan kullandırdığı krediye mahsuben bu parayı çektiğini, banka tarafından hesaplara gönderilen ve bloke edilerek 3. kişilerin eline geçmesi engellenen 33.072,30 TL nin üzerine 40.000 TL eklenmek suretiyle müvekkiline verildiğini, bunun karşılığında bir ibraname imzalatıldığını, müvekkilinin ekonomik açıdan sıkıntılı olması nedeniyle makbuz niteliğindeki bu ibranamenin imzalandığını ileri sürerek; şimdilik 7.500,00 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket tarafından bankaya ibraname verildiğini, BK'nun 113. maddesi gereğince ibraname nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını, zararın gerçekleştiği tarih itibariyle bir yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, müvekkilinin gerekli önlemleri aldığını, kusuru bulunmadığını, aksine davacının kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; toplam 73.072,30 TL için verilen ibra belgesinin tam ibra olmayıp makbuz niteliğinde olduğu, böylece davacının hesabından aktarılan 180.018,00 TL lik zararından davalı bankanın tam sorumlu olduğu, bu miktarın 73.072,30 TL sinin daha önceden davacıya ödenmesi nedeniyle davalı bankanın 106.945,70 TL'den sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı tarafın fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500,00 TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin bulunup, uyuşmazlık “taahhütname ve ibranamedir” başlıklı belgenin mahkemece kabul edildiği üzere makbuz hükmünde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Belge başlığı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde davacının bankayı olay nedeniyle ibra ettiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki dava dilekçesinin açıklamalar kısmında yer alan “..Netice itibariyle zor durumda bulunan müvekkilim esasen bankaca hazırlanmasına rağmen müvekkilim tarafından yazılmış gibi hazırlanan tarihsiz ibranameyi imzalayarak yukarıda belirtilen bedeli almak zorunda kalmıştır..” ibareleri ilgili belgenin ibraname olduğunu doğrulamaktadır. İbra, kural olarak düzenlenmesine neden olan ilişki nedeniyle borcu söndüreceğinden ibranamenin geçersizliği tespit edilmeden makbuz hükmünde sayılması mümkün değildir. Bu itibarla ve davacı tarafça ibranamenin geçersizliği hususunun da ileri sürülmesi nedeniyle, ibranamenin düzenlendiği tarih nazara alınarak objektij ve subjektif unsurları bakımından ibranamenin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.