Davacı vekili, müvekkilinin ... ve ... gibi sosyal medya platformlarında milyonlara yakın takipçiye sahip bir sosyal medya fenomeni olduğunu, müvekkilinin davalı firma yapımı olan ve ... adlı sosyal medya mecrasında yayınlanmaya başlayan ... programına yarışmacı olarak katıldığını, program çekimleri devam ederken davalı firmanın taleplerinin ve ağır baskılarının olduğunu, baskılar sonucu müvekkilinin yarışmadan ayrılmak istediğini ancak davalı yapım şirketinin müvekkili ile konuşarak bunun mümkün olmadığını söylediğini, sözleşmeler nedeniyle hiçbir şekilde yarışmadan çıkamayacaklarını ifade ederek müvekkilini üstü kapalı tehdit ettiğini, müvekkilinin psikolojik destek almak zorunda kaldığını, davalı tarafından müvekkiline hiçbir bildirim yapılmadan müvekkilinin yarışmayı terk ettiği konusunda ve gerek programda gerekse de medyada yaptırılan açıklama ve haberler ile müvekkili hakkında karalama kampanyası başlatıldığını, davalı şirket tarafından müvekkiline imzalatılan sözleşmelerin ihtarnamede belirtilen 26, 27, 28, 29 ve 30. maddelerinin hukukta, gerek doktrin gerekse de Yargıtay içtihatları gereğince kişilik haklarına ve genel ahlaka aykırılığı sebebiyle kesin hükümsüz sayıldığını, maddelerdeki hükümlerin kelepçeleme sözleşmesi kapsamında olduğunu beyan ederek bu maddelerinin hükümsüzlüğünün tespiti ve müvekkilinin mağduriyetlerinin önüne geçilebilmesi için davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap