Danıştay 4. Daire Başkanlığı
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11482 E. , 2024/2214 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
DAVANIN KONUSU: 30/03/2021 tarihli, 31439 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 11/03/2021 tarihli, 1700 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı İlke Kararı'nın iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI:
Davacı tarafından, dava konusu İlke Kararı'nın kanuna karşı hile niteliğinde olduğu, yargı kararlarını etkisiz kılmak üzere alındığı, 2863 sayılı Kanun gereğince tarihi sit alanlarına hiçbir surette inşaat ve müdahale yapılamayacağı, tarihi sit alanlarının doğal yapısıyla birlikte korunmasının esas olduğu, tarihi sit alanlarında zorunlu alt yapı uygulamaları kapsamında resmi kurum yapılarının yapılmasına müsaade edilmesinin koruma ilkelerine aykırı olduğu, dava konusu işlem hukuka aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: 16/01/2014 tarih ve 271 sayılı İlke Kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2020/8233, K:2020/9849 sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine, 2577 sayılı Kanunun 28. maddesi uyarınca Mahkeme kararı uyarınca 271 sayılı ilke kararının iptal edilerek, dava konusu işlemle tarihi sitlerin koruma ve kullanma koşullarının yeniden belirlendiği, Mekansal Planlar Yönetmeliğinin 5. maddesinde teknik altyapı alanlarının tanımının yapıldığı, kamu hizmet yapılarının ise kamu hizmetlerinin sunumu için gerekli olan hastane, okul, karakol, vergi dairesi, kütüphane, adliye gibi vatandaşa doğrudan hizmet verilen binalar ile kamunun idari faaliyetlerini yürüttüğü binalardan oluştuğu, doğrudan vatandaşa hizmet verilen binaların iktisadi ve sosyal sektörlerin ihtiyaçları ve öncelikleri doğrultusunda, idari hizmet binalarının ise kamu kuruluşlarının yönetim faaliyetlerini yürüttüğü ve ofis amaçlı kullandığı binalar olarak kurumsal ihtiyaçlar doğrultusunda planlandığı, bu kapsamda 271 sayılı ilke kararının (a) ve (e) maddesinde yer alan "kamu hizmet yapıları" ibaresi ile dava konusu 1700 sayılı ilke kararının (a) ve (e) maddesinde yer alan "zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak resmi kurum yapıları" ibarelerinin tamamen farklı uygulamalar olduğu, bu ibare ile tarihi sit alanlarında her türlü enerji, ulaştırma ve haberleşme servislerine yönelik zorunlu altyapı uygulamaları ile bu kapsamda yer alan resmi kurum yapılarını ( elektrik, petrol ve doğal gaz iletim hatları tesisleri, içme ve kullanma suyu ile yer altı ve yer üstü kanalizasyon ve arıtma tesisleri, ulaşım ve haberleşme noktalarına ait tesisler vb.) ifade ettiği; öte yandan, 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı ilke kararında korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alan olarak tanımlanan 1. derece arkeolojik sit alanlarında kesin yapı yasağı getirilmiş olmakla birlikte, resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu durumlarda yapılacak alt yapı uygulamaları için müze müdürlüğünün ve varsa kazı başkanının görüşüyle konunun koruma kurulunda değerlendirileceği belirtilerek, resmi ve özel kuruluşlarca yapılacak zorunlu alt yapı uygulamalarına izin verilmişken; milli tarihimizi gelecek nesillere aktarmak için korunması ve yaşatılması gereken, üzerinde modern yaşamın sürdüğü ve yapılaşma yasağı bulunmayan tarihi sitlerde zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında resmi kurum yapıları yapılmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Dava konusu 1700 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerinde yer alan "bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibarelerinde hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Dava dilekçesinde ; 30/03/2021 tarih ve 31439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı İlke Kararı'nın tamamının iptalinin talep edildiği belirtilmiş ise de; davacının hukuka aykırılık iddalarının İlke kararının (a) ve (e) maddelerinde yer alan "zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibarelerine yönelik olduğu anlaşıldığından, davanın anılan maddelerde yer alan ibarelerin iptali istemiyle açıldığı sonucuna varılmıştır. 18/02/2014 tarih ve 28917 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 16/01/2014 tarih ve 271 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerindeki "kamu hizmet yapıları" ibareleri ile (f) maddesindeki "koruma amaçlı imar planları onaylanmadan" ibaresinin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 10/12/2018 tarih ve E:2016/4419, K:2018/5472 sayılı bozma kararına uyularak verilen Danıştay Altıncı Dairesi'nin 21/10/2020 tarih ve E:2020/8233, K:2020/9849 sayılı kararıyla iptaline karar verilmesi üzerine yargı kararının uygulanması amacıyla hazırlanan, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı yeni İlke Kararı'nın, 30/03/2021 tarih ve 31439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine bakılan dava açılmıştır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sit", "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." 9. maddesinde, "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır." hükümlerine yer verilmiş ve 51. maddesinde de, "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek" Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun görevleri arasında sayılmıştır.
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde; "Tarihi sit", "İnsanlık tarihi, milli tarihimiz veya askeri harp tarihi açısından çok önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve bu sebeple korunması gerekli yerler" şeklinde tanımlanmıştır. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun 10. maddesinde; "Tabiat anıtları ve tabiatı koruma alanlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun ilgili hükümleri saklı kalmak kaydıyla kullanma izni verilemez veya irtifak hakkı tesis edilemez.", 14. maddesinde; "Bu Kanun kapsamına giren yerlerde; a) Tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz, b) Yaban hayatı tahrip edilemez, c) Bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz, d) Tabii dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapılamaz, e) Onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ve Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler dışında kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça her ne suretle olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez veya bu alanlarda var olan yerleşim sahaları dışında iskan yapılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği 'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (k) alt bendinde, "Teknik altyapı alanları", "Kamu veya özel sektör tarafından yapılacak elektrik, petrol ve doğalgaz iletim hatları, içme ve kullanma suyu ile yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislerin temini için yapılan tesisler ile açık veya kapalı otopark kullanışlarına verilen genel isimdir." şeklinde tanımlanmıştır. 2863 sayılı Kanun'un yukarıda anılan hükümlerine dayanılarak, 19/04/1996 tarih ve 421 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları"na ilişkin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ilke kararında; " (a) maddesinde "Uzun devreli gelişme planı ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına"; (e) maddesinde "Bu alanlar içinde yer alan anıt ve şehitliklerin düzenleme ve gerekli onarımları için projeleriyle birlikte koruma bölge kurulundan izin alınmasına"; (f) maddesinde ise, "Önceden süregelen tarımsal faaliyet ile bağ ve bahçeciliğin devam ettirilebileceğine, bu amaç dışında kesinlikle kullanılamayacağına" düzenlemesine yer verilmiş iken Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 16/01/2014 tarih ve 271 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı İlke Kararı ile anılan maddeler; "a) Milli Park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları ve kamu hizmet yapıları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına,", "e) Bu alanlar içinde yer alan kamu hizmet yapıları, altyapı hizmetleri ile anıt ve şehitliklerin düzenleme ve gerekli onarımları için projeleriyle birlikte koruma bölge kurulundan izin alınmasına,", "f) Önceden süregelen tarımsal faaliyet ile bağ ve bahçeciliğin devam ettirilebileceğine, koruma amaçlı imar planları onaylanmadan, bu alanların bu amaç dışında kesinlikle kullanılamayacağına," şeklinde yeniden düzenlenmiş, ancak 271 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerindeki "kamu hizmet yapıları" ibareleri ile (f) maddesindeki "koruma amaçlı imar planları onaylanmadan" ibaresinin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/12/2018 tarih ve E:2016/4419, K:2018/5472 sayılı bozma kararına uyularak verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2020/8233, K:2020/9849 sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş, bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/10/2021 tarih ve E:2021/909, K:2021/1718 sayılı kararıyla onanmıştır.
Anılan yargı kararının uygulanması amacıyla dava konusu 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı İlke Kararı ile, (a) maddesinin, "Milli Park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına"; (e) maddesinin ise, "Bu alanlar içinde yer alan zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları ile anıt ve şehitliklerin düzenleme ve gerekli onarımları için projeleriyle birlikte koruma bölge kurulundan izin alınmasına" şeklinde yeniden düzenlendiği görülmektedir.
Anılan İlke Kararı'nın tüm maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, tarihi sit alanlarının doğal yapısıyla birlikte korunmasının esas olduğu,dava konusu düzenleme ile; tarihi sit alanlarında gerçekleştirilecek olan zorunlu altyapı uygulamaları ile bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarının, bu alanlarda, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini korumaya yönelik olarak getirilen inşai ve fiziki uygulama yasağının istisnası olarak düzenlendiği görülmektedir. "Teknik altyapı alanları", Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği 'nin "Mekânsal kullanım tanımları ve esasları" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (k) alt bendinde, "Kamu veya özel sektör tarafından yapılacak elektrik, petrol ve doğalgaz iletim hatları, içme ve kullanma suyu ile yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislerin temini için yapılan tesisler ile açık veya kapalı otopark kullanışlarına verilen genel isimdir." şeklinde tanımlanmıştır.
Altyapı uygulamalarından zorunlu olanların yapılabileceği kurala bağlanmış ise de; tarihi sit alanlarının yukarıda anılan tanımı ve özellikleri dikkate alındığında "zorunlu altyapı uygulamaları" ibaresinin muğlak bir ifade olduğu, belirsizlik yarattığı ve bu nedenle, kapsamı ve niteliği belirsiz zorunlu altyapı uygulamalarının, tarihi sit alanlarında meydana getireceği bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik sonuçlarının koruma kapsamından çıkarılmış olmasının, 2863 sayılı Kanun'da öngörülen koruma esaslarına ve 2873 sayılı Kanun'un 10. ve 14. madde hükümlerine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. İlke kararında yer alan "ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibaresine gelince; 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerinde yer alan "zorunlu altyapı uygulamaları" ibarelerinde, hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, tarihi sit alanlarında, zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarına müsaade edilmesinde de, 2863 sayılı Kanun'da öngörülen koruma esaslarına ve 2873 sayılı Kanun'un 10. ve 14. madde hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu 1700 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerinde yer alan "zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibarelerinde hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY : 18/02/2014 tarih ve 28917 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 16/01/2014 tarih ve 271 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerindeki "kamu hizmet yapıları" ibareleri ile (f) maddesindeki "koruma amaçlı imar planları onaylanmadan" ibaresinin Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2020/8233, K:2020/9849 sayılı kararıyla iptaline karar verilmiştir.
Yargı kararının uygulanması amacıyla hazırlanan, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı yeni İlke Kararı'nın, 30/03/2021 tarih ve 31439 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması üzerine, iptali istemiyle dava açılmıştır.
Uyuşmazlıkta; dava dilekçesinin incelenmesinden, davacının hukuka aykırılık iddialarının, dava konusu İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerindeki " ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibarelerine yönelik olduğu anlaşıldığından, davanın anılan maddelerde yer alan ibareler yönünden incelenmesi gerekmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sit", "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." olarak,"koruma amaçlı imar plânı" ise "bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlar" olarak tanımlanmış, 9. maddesinde, "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır."düzenlemesine, 17. maddesinde; "Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır. Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır " hükmüne yer verilmiş, 51. maddesinde de, "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek" Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun görevleri arasında sayılmıştır.
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde; "Tarihi sit", "İnsanlık tarihi, milli tarihimiz veya askeri harp tarihi açısından çok önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve bu sebeple korunması gerekli yerler" şeklinde tanımlanmıştır. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun 2. maddesinde; Milli park; bilimsel ve estetik bakımından, milli ve milletlerarası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarını, Tabiat parkları; bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara bütünlüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçalarını, Tabiat anıtı; tabiat ve tabiat olaylarının meydana getirdiği özelliklere ve bilimsel değere sahip ve milli park esasları dahilinde korunan tabiat parçalarını, Tabiatı koruma alanı; bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan nadir, tehlikeye maruz veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabii olayların meydana getirdiği seçkin örnekleri ihtiva eden ve mutlak korunması gerekli olup sadece bilim ve eğitim amaçlarıyla kullanılmak üzere ayrılmış tabiat parçalarını, ifade edeceği belirtilmiş, 4. maddesinde, "Bu Kanun hükümlerine göre milli park olarak belirlenen yerlerin özellik ve nitelikleri gözönünde tutularak, koruma ve kullanma amaçlarını gerçekleştirmek üzere, kuruluş, geliştirme ve işletilmelerini kapsayan gelişme planı, ilgili bakanlıkların olumlu görüşleri ve gerektiğinde fiili katkılarıyla, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca hazırlanır ve yürürlüğe konur. Gelişme planı uyarınca iskan ve yapılaşmaya konu olacak yerler için, imar mevzuatına göre imar uygulama planları, milli park gelişme planı hüküm ve kararlarına uygun olarak hazırlanır veya hazırlattırılarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile yürürlüğe konulur. Üçüncü madde hükümleri uyarınca tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanı olarak belirlenen yerler için gerekli projeler, Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınarak Orman ve Su İşleri Bakanlığınca hazırlanır ve yürürlüğe konur." düzenlemesine, "İzin verilmeyecek yerler" başlıklı 10. maddesinde; "Tabiat anıtları ve tabiatı koruma alanlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun ilgili hükümleri saklı kalmak kaydıyla kullanma izni verilemez veya irtifak hakkı tesis edilemez.", "Yasaklanan faaliyetler" başlıklı 14. maddesinde; "Bu Kanun kapsamına giren yerlerde; a) Tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz, b) Yaban hayatı tahrip edilemez, c) Bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz, d) Tabii dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapılamaz, e) Onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ve Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler dışında kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça her ne suretle olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez veya bu alanlarda var olan yerleşim sahaları dışında iskan yapılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği 'nin "Mekânsal kullanım tanımları ve esasları" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (k) alt bendinde, "Teknik altyapı alanları", "Kamu veya özel sektör tarafından yapılacak elektrik, petrol ve doğalgaz iletim hatları, içme ve kullanma suyu ile yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislerin temini için yapılan tesisler ile açık veya kapalı otopark kullanışlarına verilen genel isimdir." şeklinde tanımlanmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2863 sayılı Kanun'un yukarıda içeriğine yer verilen düzenlemelerine dayanılarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca alınan ve "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları"na ilişkin ilk İlke Kararı olan, 19/04/1996 tarih ve 421 sayılı İlke Kararı'nın 19/01/2010 tarih ve 763 sayılı İlke Kararı'yla değişik (a) maddesinde, "Uzun devreli gelişme planı ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına"; (e) maddesinde; "Bu alanlar içinde yer alan anıt ve şehitliklerin düzenleme ve gerekli onarımları için projeleriyle birlikte koruma bölge kurulundan izin alınmasına"; (f) maddesinde ise, "Önceden süregelen tarımsal faaliyet ile bağ ve bahçeciliğin devam ettirilebileceğine, bu amaç dışında kesinlikle kullanılamayacağına" karar verilmişti. 19/04/1996 tarih ve 421 sayılı İlke Kararı'nı yürürlükten kaldırılan ve 18/02/2014 tarih ve 28917 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 16/01/2014 tarih ve 271 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı İlke Kararı ile anılan maddeler; "a) Milli Park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları ve kamu hizmet yapıları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına,", "e) Bu alanlar içinde yer alan kamu hizmet yapıları, altyapı hizmetleri ile anıt ve şehitliklerin düzenleme ve gerekli onarımları için projeleriyle birlikte koruma bölge kurulundan izin alınmasına,", "f) Önceden süregelen tarımsal faaliyet ile bağ ve bahçeciliğin devam ettirilebileceğine, koruma amaçlı imar planları onaylanmadan, bu alanların bu amaç dışında kesinlikle kullanılamayacağına," şeklinde yeniden düzenlenmiş, ancak 271 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerindeki "kamu hizmet yapıları" ibareleri ile (f) maddesindeki "koruma amaçlı imar planları onaylanmadan" ibaresinin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/12/2018 tarih ve E:2016/4419, K:2018/5472 sayılı bozma kararına uyularak verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2020/8233, K:2020/9849 sayılı kararıyla iptaline karar verilmiştir (Bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/10/2021 tarih ve E:2021/909, K:2021/1718 sayılı kararıyla onanmıştır.).
Anılan yargı kararı doğrultusunda alındığı anlaşılan dava konusu 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı İlke Kararı ile, (a) maddesinin, "Milli Park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları dışında, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir inşai ve fiziki uygulamada bulunulamayacağına"; (e) maddesinin ise, "Bu alanlar içinde yer alan zorunlu altyapı uygulamaları ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları ile anıt ve şehitliklerin düzenleme ve gerekli onarımları için projeleriyle birlikte koruma bölge kurulundan izin alınmasına" şeklinde yeniden düzenlendiği görülmektedir.
Dava konusu İlke Kararı'nın tüm maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, insanlık tarihi, milli tarihimiz veya askeri harp tarihi açısından çok önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve bu sebeple korunması gerekli yerler olarak tanımlanan tarihi sit alanlarının, doğal yapısıyla birlikte korunmasının esas olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu düzenleme ile; tarihi sit alanlarında gerçekleştirilecek olan zorunlu altyapı uygulamaları ile bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarının, bu alanlara ilişkin hazırlanacak uzun devreli gelişim planı veya koruma amaçlı imar planlarının ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini korumaya yönelik olarak getirilen inşai ve fiziki uygulama yasağının istisnası olarak düzenlendiği, yapılan planların koruma bölge kurulunun uygun görüşü alınarak yürürlüğe girmesi sonrası ise plan hükümlerinin uygulanacağı görülmektedir. 2873 sayılı Milli Parklar Kanununda milli park, tabiat parkları, tabiat anıtı ve tabiat koruma alanı farklı şekillerde tanımlanmış olup, anılan Kanunun "İzin verilmeyecek yerler" başlıklı 10. maddesinin, tabiat anıtları ve tabiatı koruma alanları için düzenlendiği, milli parkları içermediği; öte yandan, 2873 sayılı Kanunda; milli park alanlarında hiçbir yapı ve tesisin kurulamayacağına ve işletilemeyeceğine ilişkin hükmün istisnası olarak, onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler, Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler ile kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk nedeniyle yapılacak tesislerin belirlendiği açıktır. İlgili mevzuat başlığı altında da belirtildiği üzere, "Teknik altyapı alanları", 14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği 'nin "Mekânsal kullanım tanımları ve esasları" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (k) alt bendinde, "Kamu veya özel sektör tarafından yapılacak elektrik, petrol ve doğalgaz iletim hatları, içme ve kullanma suyu ile yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislerin temini için yapılan tesisler ile açık veya kapalı otopark kullanışlarına verilen genel isimdir." şeklinde tanımlanmıştır.
Dava konusu İlke Kararı'nda, belirtilen alana ilişkin hazırlanacak uzun devreli gelişim planı veya koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar, bitki örtüsünü, topografik yapıyı, siluet etkisini korumaya yönelik olarak getirilen inşai ve fiziki uygulama yasağının istisnası olarak düzenlenen "zorunlu altyapı uygulamaları" ibaresinden, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde belirtilen teknik altyapı tanımı kapsamındaki uygulamalardan, anılan planlar ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar alanın özelliğine göre zorunlu olanlarının kastedildiği anlaşılmaktadır.
Diğer yandan, devletin, toplumun eğitim, sağlık, güvenlik, barınma, beslenme, sağlıklı bir çevre gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurduğu resmi kurumların faaliyet göstereceği binaların resmi kurum yapıları olduğu, zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarının da bu çerçevede değerlendirileceği sonucuna varılmaktadır. 2863 sayılı Kanun ve Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacağı, dolayısıyla koruma bölge kurulundan izin alınarak, onun belirleyeceği esaslar dahilinde sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulabilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu kapsamda, tarihi sit alanı olup, aynı zamanda milli park bulunan yerlerde uzun devreli gelişim planı, milli park bulunmayan yerlerde alanın tarihi ve kültürel değerlerini koruyan koruma amaçlı imar planları ilgili koruma bölge kurulunca uygun görülünceye kadar zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında olan resmi kurum yapıları yapılmasına imkan tanınmış olmasının anılan resmi kurum yapılarının koruma bölge kurulundan izinsiz olarak yapılacağı anlamına gelmeyeceği, yetkili merci olan koruma bölge kurulundan, belirlenen esaslar dahilinde izin alınması suretiyle zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında olan resmi kurum yapıları yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; 2873 sayılı Milli Parklar Kanunundaki milli park alanlarında hiçbir yapı ve tesisin kurulamayacağına ve işletilemeyeceğine ilişkin hükmün istisnası olarak, onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler, Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler ile kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk nedeniyle yapılacak tesisler sayıldığından ve zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarının da kamu yararı amacıyla yapıldığı ve gerektiğinde savunma ve güvenlik amaçlı yapıları da içerdiği açıktır. Bu itibarla, dava konusu ilke kararının (a) ve (e) maddelerinde yer alan "ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibaresinde hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 28/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; 30/03/2021 tarihli, 31439 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 11/03/2021 tarihli, 1700 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" İlke Kararın iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu İlke Kararı'nın niteliği ile davacının dava dilekçesindeki iddiaları dikkate alındığında, davanın, "ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibareleri yönünden incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Dördüncü Dairesinin 28/03/2024 tarih ve E: 2023/11485, K:2024/2217 sayılı kararındaki karşı oyda belirtilen gerekçeler ile dava konusu Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 11/03/2021 tarih ve 1700 sayılı "Tarihi Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerinde yer alan "zorunlu altyapı uygulamaları" ibarelerinin iptaline karar verilmesi gerektiğinden, bu kapsamda, tarihi sit alanlarında, zorunlu altyapı uygulamaları kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapılarına müsaade edilmesinde de, 2863 sayılı Kanun'da öngörülen koruma esaslarına ve 2873 sayılı Kanun'un 10. ve 14. madde hükümlerine uyarlık bulunmadığı açıktır. Bu durumda, dava konusu 1700 sayılı İlke Kararı'nın (a) ve (e) maddelerinde yer alan "ve bu uygulamalar kapsamında yapılacak olan resmi kurum yapıları" ibarelerinde hukuka uyarlık bulunmadığından, belirtilen ibarelerin iptaline karar verilmesi görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.