Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2023/513
Karar No
K. 2023/8541
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/513 E.  ,  2023/8541 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2023/513
Karar No: 2023/8541
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Av. …

TEMYİZ EDEN MÜDAHİL

(DAVALI YANINDA): …

KARŞI TARAF (DAVACILAR): … mirasçıları:

1- …

2- …

3- …

4- … adına vasisi …

VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kabule ilişkin kısmının davalı idare ve müdahil tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, murisleri …'ya Bartın Devlet Hastanesinde yapılan teşhis ve tedavide davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, yanlış tedavi sonucu sağlık bütünlüğünün bozulduğu, %70 oranında malul kaldığından bahisle uğranılan zarara karşılık 20.000,00 TL (miktar artırım ile 110.916,00 TL) maddi ve 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; olaya yönelik olarak yürütülen ceza soruşturması neticesinde açılan ceza davası kapsamında Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunca hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda, davacılar murisi ...'yu izlemenin daha uygun olduğu, hastanın hemodiyalize erken alındığının belirlendiği, bu haliyle İç Hastalıkları Uzmanı Dr. …'in laboratuvar tetkik ve sonuçlarını iyi ve yerinde değerlendirememesi sonucunda hastanın erken hemodiyalize alınmasına ve diyaliz tedavisi görmesine sebebiyet verdiği, dolayısıyla, adı geçen doktorun bu yönden kusurlu olduğu, dava konusu olayda, ...nun özürlü kalmasında davalı idarenin ağır hizmet kusurunun ve bu nedenle tazmin sorumluluğunun bulunduğu, iş gücü kaybı zararının tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, yapılan hesaplama sonucu davacılar murisinin %70 maluliyet oranına göre uğradığı maddi kazanç kaybının 194.104,60 TL olarak tespit edildiği, bu rapora müdahil tarafından yapılan itiraz üzerine Mahkemece, kişinin maluliyet oranının belirlenmesi amacıyla sevk edildiği Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Anabilim Dalı Başkanlığının … tarih ve … sayılı raporu ile davacının %40 oranında özürlü kaldığının belirtildiği, bilirkişi raporunda %70 maluliyet oranına göre hesaplanan 194.104,60 TL uğranılan maddi kazanç kaybı %40 maluliyet oranına göre hesaplandığında 110.917,20 TL miktara tekabül ettiği, bu tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini gerektiği, manevi tazminatın hesaplanması ile ilgili kriterler ile manevi zararı doğurduğu iddia edilen olay birlikte değerlendirildiğinde, hizmet kusuru sonucu davacılar murisinin %40 oranında iş gücü kaybına neden olması, hizmet kusurunun ağırlığı ve hukuka aykırılığın derecesi, olayda duyulan elem ve ızdırabın şiddeti de dikkate alındığında 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu olayda tazmini gerektirici bir durumun bulunmadığı, diyaliz kararının hastanın bilgilendirilmesi suretiyle hasta ile birlikte alındığı, tıbbi verilerin böbrek yetmezliğine işaret ettiği, davacının maluliyet sebebinin tespit edilmediği, diyalize alınması sebebiyle böbrek hastası olduğuna dair somut bir delilin bulunmadığı ileri sürülmektedir.

Davalı yanında müdahil tarafından, davacılar murisinin maluliyetinin kaynağının ispatlanamadığı, söz konusu maluliyetin zaten var olan böbrek hastalığının bir neticesi olduğu, erken diyalize alınması sebebiyle sağlam olan böbreğinin zarar gördüğüne dair bir belgenin bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu raporunda da hizmet kusuru bulunmadığının belirtildiği, ceza davası neticesinde de beraat ettiği, kronik böbrek yetmezliği olan hastaların ortalama bakiye ömrünün 10 yıl olduğu, zarar hesabının ancak bu süre için yapılabileceği, doğrudan hesap yaptırılmasının da uygun olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Temyize konu kararın, kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Davacılar tarafından, murisleri ...'ya Bartın Devlet Hastanesinde yapılan teşhis ve tedavide davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, yanlış tedavi sonucu sağlık bütünlüğünün bozulduğu, %70 oranında malul kaldığından bahisle uğranılan zarara karşılık 20.000,00 TL (miktar artırım ile 110.916,00 TL) maddi ve 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davanın kısmen reddi, kısmen kabulü ile davacı tarafın uğramış olduğu zarara karşılık 110.916,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuruda bulunulduğu 11/02/2013 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.

Dairemizin 05/10/2021 tarih ve E:2019/6775, K:2021/4548 sayılı kararıyla, anılan İdare Mahkemesi kararı, davacının vefat etmiş olması nedeniyle 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası hükmünün uygulanmasını teminen bozulmuştur.

İdare Mahkemesince; 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi, 1. fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, müteveffa davacının mirasçıları tarafından davaya devam ettiklerine yönelik iradelerinin sunulması üzerine yargılamaya devam edilmiş ve maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne yönelik temyize konu karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; ancak, davanın ihbarının Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re'sen yapılacağı kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Kanun'un "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde; bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği; raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A- Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının; Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne Yönelik Kısımının İncelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir. B- Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının; Maddi Tazminat İsteminin Kabulüne Yönelik Kısımının İncelenmesi:

Dairemizce, İdare Mahkemesi kararının bozulması üzerine, İdare Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılamada davanın kısmen reddi, kısmen kabulü ile davacı tarafın uğramış olduğu zarara karşılık 110.916,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuruda bulunulduğu 11/02/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

Hükme esas alınan 15/09/2015 tarihli hesap bilirkişi raporunda, davacılar murisi ...'nun iş gücü kaybı nedeniyle uğramış olduğu maddi zararı, muhtemel yaşam süresi sonu 31/12/2033 tarihi kabul edilerek 110.917,20 TL olarak hesaplanmıştır. Ancak, davacı ... 22/11/2016 tarihinde vefat ettiğinden, iş gücü kaybı nedeniyle uğramış olduğu maddi zararının, yaşam süresi sonunun 22/11/2016 tarihi olduğu hususu dikkate alınarak hesaplanması gerektiği kuşkusuz olup, davacıların maddi tazminat isteminin tamamının kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu durumda; yeniden alınacak olan hesap bilirkişi raporunda, davacılar murisi ...'nun iş gücü kaybı nedeniyle uğramış olduğu maddi zararının, ölüm tarihine kadar olan dönemle sınırlı olarak hesaplanması gerekmektedir.

Öte yandan; temyize konu Mahkeme kararının davacılar tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde Mahkemece yaptırılacak olan hesaplama neticesinde, davacılar lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereği, temyize konu karar ile davacılara ödenmesine karar verilen tutarları aşamayacağı da açıktır. Açıklanan nedenlerle, Mahkeme kararının, davacılar yararına hükmolunan maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı idarenin ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,

2.Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,

3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

4.2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog