11. Ceza Dairesi
- ...; 765 sayılı TCK 102/4, 104/2 ve CMK.nun 223/8. maddelerine göre düşmesine, Sanıklar hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle düşme ve beraat kararına karşı müdafiilerinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından vaki temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 317. maddesi gereğince REDDİNE, II. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... hakkında TCK.nun 64/1. maddesi gereğince; ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs; ...'ın işlediği iddia olunan özel belgede sahtecilik; ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık; ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık; ......, ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs; ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Hükmün gerekçe kısmında oda başkanı ile genel sekreter konumunda olan ve memur sayılan sanıkların suçuna iştirak edenlerin memur sıfatı bulunmadığından eylemlerinin 765 Sayılı TCK'nun 342. maddesi kapsamında kabul edildiği yönünde mahkemenin hatalı kabulü yazılı ise de, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının 765 Sayılı TCK'nun 102/3 ve 104/2 maddeleri uyarınca düşmesine karar verildiğinden sonucu itibariyle doğru bulunduğundan tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; ölüm nedeniyle düşme kararı verilenler dışındaki sanıklara yüklenen “dolandırıcılık, dolandırıcılığa teşebbüs, özel belgede sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik” suçlarının yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/3, 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımının, suç tarihlerinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden, kamu davasının vaki zamanaşımı nedeniyle; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve Abdülkadir COŞKUN'un vefat etmeleri nedeniyle düşürüldüğü gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, III. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan; ..., ..., ... (dolandırıcılık), ..., ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde; UYAP sisteminden alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğinden sanık ...'in 31.08.2010, ...'ın 28.05.2011, ...'ın 15.10.2010, ...'nin 22.06.2012, ...'ın 06.07.2012, ...'nın 26.09.2011, ...'in 01.08.2012, ...'ün 08.03.2011 tarihinde vefat ettitikleri anlaşıldığından, kamu davasının 5237 sayılı TCK.nun 64. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunması, Sanıklar, ..., ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca sanıklara yüklenen "memurun resmi belgede sahteciliği” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/3. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, kesici son usuli işlem olan sanıkların sorgularının yapıldığı 29.06.2000, 05.07.2000, 12.07.2000, 26.07.2000, 14.09.2000, 19.09.2000, 19.10.2000, 26.10.2000, 28.11.2000, 05.02.2001 tarihlerinden; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... için ise 765 sayılı TCK.nun 102/3, 104/2. maddesinde öngörülen dava zamanaşımının suç tarihleri olan 23.02.1994, 29.04.1994, 30.06.1994, 10.02.1995, 20.06.1995, 19.06.1997 ve 01.02.1998 tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleşmesi bozmayı gerektirmiş, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden suç tarihinde yürürlükte bulunan 507 sayılı Kanunun 112 ve daha sonra 21.06.2005 gün ve 25852 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Kanunun 59. maddesine göre “Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yetkili organlarının üyeleri ve genel sekreterleri ile personelin görevlerini yerine getirirken görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle bu kuruluşların paraları ile para hükmündeki evrak, senet ve diğer malları aleyhine, bilanço, kesin hesap, rapor, diğer her çeşit evrak ve defterleri üzerinde suç işledikleri takdirde, bu suçlardan dolayı, adli olarak kamu görevlileri gibi ceza görürler.” hükmü uyarınca sanıkların herbiri farklı olmak üzere Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı, Oda 2. Başkanı, Genel Sekreteri, Mal Müdürlüğü memuru ile iştirak halinde gerçekleştirdikleri eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 339/1 ve sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/2. maddesinde öngörülen memurun resmi evrakta sahteciliği suçunu oluşturacağı gözetilmeden atılı suç 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddeleri kapsamında kabul edilip, sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ya yüklenen “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu; olay tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/3, 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımının 23.02.1994, 29.04.1994, 28.06.1994, 30.06.1994, 10.02.1995, 05.06.1995, 20.06.1995, 06.05.1996, 09.09.1996, 11.12.1996, 12.06.1997, 16.06.1997, 19.06.1997, 22.07.1997, 24.07.1997, 28.07.1997 ve 01.02.1998 olan suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla açılan kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/3 ve 104/2 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8.maddeleri uyarınca; sanıklar ..., ..., ..., ...'ye yüklenen “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu; olay tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık asli dava zamanaşımının kesici son işlem olan sanıkların sorgularının yapıldığı tarihlerden inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla sanıklar hakkındaki kamu davasının 765 sayılı TCK.nun 102/3, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ün ise hükümden sonra vefat ettikleri anlaşılmış olduğundan bu sanıklar hakkındaki kamu davasının ise 5237 sayılı TCK.nun 64. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, IV. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın her bir sanık için düzenledikleri belgenin ayrı suç oluşturacağı gözetilmeden eylemlerinin zincirleme şekilde tek suç kabul edilerek hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 1. Esnaf Odası Başkan ve genel sekteri olan bir kısım sanıkların sahte işe giriş bildirgesi ve/veya işi bırakma formunu diğer sanıkların lehine sahte olarak düzenlediklerinin ileri sürüldüğü olayda, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde ortaya çıkarılması için, emanetin 2000/192 sırasına kayıtlı defterler ile ilgili odalara ilişkin genel kurul hazirun cetvelleri getirtilip, sahte belge verildiği ileri sürülen sanıklara ilişkin vergi kayıtları ve sicil kayıtlarının ilgili kurum ve kuruluşlardan araştırılarak, tüm bilgi ve belgeler toplandıktan sonra, konusunda uzman, tarafsız bilirkişiler vasıtasıyla defter ve kayıtlar üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı, kayıtların usule uygun olup olmadığı, usulsüzlük varsa bu kayıtların kim ya da kimler tarafından oluşturulduğu, sanıkların emekli olmak için ibraz ettikleri işe giriş ve çıkış formlarının usule uygun olup olmadığı, itiraza uğrayanların sanıklar tarafından oluşturulup oluşturulmadığı tespit edilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, Bağ-Kur müfettişleri tarafından düzenlenen soruşturma raporları ve yetersiz Adli Tıp Kurumu raporu ile yetinilerek hüküm kurulması, 2. Kabule göre ise; a. ... ve ... hakkında, suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 507 sayılı Kanunun 112 ve daha sonra 21.06.2005 gün ve 25852 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Kanunun 59. maddesine göre “Esnaf ve sanatkârlar meslek kuruluşlarının yetkili organlarının üyeleri ve genel sekreterleri ile personelin görevlerini yerine getirirken görevleriyle ilgili suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle bu kuruluşların paraları ile para hükmündeki evrak, senet ve diğer malları aleyhine, bilanço, kesin hesap, rapor, diğer her çeşit evrak ve defterleri üzerinde suç işledikleri takdirde, bu suçlardan dolayı, adli olarak kamu görevlileri gibi ceza görürler.” hükmü uyarınca sanıkların herbiri farklı olmak üzere oda başkan ve genel sekreterleri ile iştirak halinde gerçekleştirdikleri eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 339/1 ve sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/2. maddesinde öngörülen memurun resmi evrakta sahteciliği suçunu oluşturacağı gözetilmeden atılı suç 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddeleri kapsamında kabul edilip, sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi, b. ... yönünden dosya içerisinde bulunan 18.08.1999 tarih ve 1509 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Raporunda ve iddianamede, sanığın gerçek dışı giriş bildirgesi ve işi bırakma formuyla kuruma kaydının yapıldığının ve haksız hizmet süresi kazandığının iddia edilmesine, anılan belgelerin sanık lehine olmasına rağmen, yukarıda 1 nolu bendde yazılı araştırma yapılmadan, Adli Tıp Kurumu raporuyla belgelerde sanığa atfen atılan imzaların ona ait olmadığının tespit edilmesi gerekçe gösterilerek beraatine karar verilmesi, Yasaya aykırı, katılan SGK vekili, Cumhuriyet savcısı sanıklar müdafiileri ve sanık ...'ün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar ... ve ...'ın ceza miktarı itibariyle kazanılmış haklarının korunmasına, 05.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın