10. Hukuk Dairesi 2023/7318 E. , 2024/7096 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ve davalılar ... ile ... ... Gayrimenkul Yatırımları ve İnşaat A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ...'in davalı iş yerinde çalışırken 21.09.2014 tarihinde meydana gelen olay sonucu vefat ettiğini beyan ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... İnşaat ve ... ... Gayrimenkul vekili cevap dilekçesinde özetle; ... İnşaat ile ... ... unvanlı şirketlerin asıl işveren olmadığını, bahse konu inşaat işini anahtar teslim götürü bedel karşılığında ... Mühendisliğe verildiğini, dolayısıyla davalıların kendi işçileri olmadığını, bahse konu inşaat işinde kimseyi çalıştırmadıklarını, işin tamamının bir bütün olarak verildiğini, davalılara atfedilebilecek herhangi bir kusurun olmadığını, talep edilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu iddia etmiştir.
2.Davalı ... Mühendislik vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile diğer davalılardan ... ...'ün işveren olduğu, ... İnşaat'ın ise ana yüklenici olduğu "... Novotel Projesi" kapsamında işin anahtar teslimi şartıyla alt yüklenicilerle yapımı ve ana yüklenici ile işverene zamanında teslimi konularında bir sözleşme yapıldığını, bu kapsamda diğer davalı ... ile de alt yüklenici olarak bir sözleşme yapıldığını, 21.09.2014 tarihinde ... sigortalısı ...'in iş kazası sonucunda 6. kattan düşerek hayatını kaybettiğini, müteveffanın duvar usta yardımcısı olduğunu, kişisel koruyucu donanımların ve gerekli eğitimlerin tamamının verildiğini, bu olay üzerine Savcılık soruşturması esnasında bilirkişi raporu alındığını ve müteveffanın da tali kusurlu bulunduğunu, taksirle ölüme sebebiyet vermek suçlamasıyla açılan davanın derdest olduğunu ve bekletici mesele yapılması gerektiğini, müteveffaya Axa Sigorta A.Ş. nezdinde sigorta yaptırıldığını dolayısıyla sigorta şirketine de davanın ihbar edilmesi gerektiğini, ölümün müteveffanın kendi kusuruyia meydana geldiğini, müteveffanın kusuruna dayanılmazsa öncelikle ... firması ve onun formenlerinin sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, müteveffanın yakını olan ... ...'e ... tarafından 10.10.2014 tarihinde 5.000 TL, 21.11.2014 tarihinde ise 95.000 TL ödeme de bulunulduğunu, bu tutarın tazminatlardan indirilmesi gerektiğini, davacılara SGK tarafından bağlanan ölüm aylığının tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye yol açabileceğini iddia etmiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının diğer davalı ... Mühendislik ile ... Novotel projesinde ince işler müteahhidi olarak sözleşme imzaladıklarını, davacıların murisi ... ...'in 21.09.2014 tarihinde iş kazası sonucunda hayatını kaybettiğini, müteveffaya gerekli bütün eğitimlerin verildiğini, kazadan sonra da ailesine 100.000 TL verildiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu, tazminata karar verilmesi halinde SGK tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilmesinin gerektiğini iddia etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 166.685,54.TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, 60.000.TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıalrdan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, 62.069,40.TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, 40.000.TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... Yapısan İnşaat vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteveffanın tamamen kendi kusurlu hareketi nedeniyle kazaya neden olduğunu, paletin ... tarafından diğer paletleri kestiği gibi arka taraftan yani güvenli olan içeriye dönük taraftan değil de duvar örülmesi için güvenlik demirlerinin kesildiği açık olan ön taraftan büyük bir hata yaparak kesmesinden kaynaklanmış olduğunu, bağları kesilen briketler müteveffanın üzerine doğru yığılınca bundan kaçınmaya çalışan müteveffanın hamlesinin düşmesine neden olduğunu, olayda müvekkili şirkete atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, alınan raporlarda müteveffaya verilen kusur oranının düşük kaldığını, müteveffanın iş güvenliği çerçevesinde gerekli eğitimleri aldığını, iş güvenliği için gerekli olan bütün malzemelerin de kendisine verilmiş olduğunu, müvekkili şirketin müteveffanın ailesine kazanın akabinde toplamda 100.000 TL ödenmiş olduğunu, bu dekontların (10.10.2014 ve 21.11.2014 tarihinde olmak üzere) ibraz edilmiş olduğunu, bu yönde bir değerlendirmenin yapılmamış olduğunu, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarının yüksek olduğunu, hesaplama yapılırken davacı eşin tekrar evlenme ihtimalinin ve yine çocuk için kaç yaşında evlenebileceği veya desteğe olan ihtiyacının sonlanabileceğinin irdelenmesi gerektiğini, bu durumların hesaplanan miktardan düşülmesi gerektiğini, raporun hatalı olduğunu, Mahkeme tarafından hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının da Yargıtay uygulamaları da dikkate alındığında oldukça yüksek olduğunu, iş kazası akabinde ölüm halinde SGK tarafından müteveffanın mirasçılarına ödeme yapılmakta olduğunu, Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekmekte olduğunu, dosya kapsamında bu yönde herhangi bir inceleme ve araştırma dahi yapılmamış olduğunu, aldırılan raporda müvekkili şirkete %5 kusur atfedilmiş olduğunu, Mahkeme bu belirlemeye rağmen diğer davalılar ile birlikte belirlenen oran dışında müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... Mühendislik İnşaat vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece fahiş hatalar içeren bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, müteveffanın hem tecrübesi hem de daha önce yapılan uyarılara rağmen dikkatsiz ve kendi hayatını tehlikeye sokan davranışları sebebiyle açıkça kusurlu olduğunu, olay sırasında ona daha önceden verilen emniyet kemerini takmadığı ve kişisel koruyucu donanımını doğru kullanmadığı kaza sonrasında yapılan incelemelerle tespit edilmiş olduğunu, müteveffanın ağır ve tam kusuru ile olaya sebebiyet verdiğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olup, davalı taraf açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açar nitelikte bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalılar ... ... Gayrimenkul ve ... İnş. Turz. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlere husumet yöneltilmesinin hukuka ve Yargıtay ilke kararlarına uygun olmadığını, müvekkili şirketler arasında yapımı kararlaştırılan işin anahtar teslim inşaat işi olup, bir eser sözleşmesi olduğundan bir asıl işveren alt işveren ilişkisi söz konusu olmadığını, bu sebeple müvekkil şirketlere herhangi bir husumet düşmediğinin açık olduğunu, müvekkili şirketlere yüklenen kusur oranlarının fahiş ve hatalı olduğunu, diğer davalı ... firması arasında akdedilen sözleşme kapsamında, işin yapılmasından, hataların giderilmesi için bütün önlemlerin alınmasından ... firması sorumlu olup iş sağlığı ve güvenliğinin gerektirdiği tüm tedbirleri almak da ... firmasının sorumluluğunda olduğunu, bu sebeple müvekkil şirketlere kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerekli önlemlerin alındığını, eğitimlerin verildiğini, müteveffanın ağır kusurunun mevcut olup zarar görenin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesilmiş olduğunu,... ..., olay sırasında Bims briket paletinin tamamını güvenli taraftan açmış, sonuncusunu ise amirlerinin talimatına uymayarak güvenli taraftan değil inşaat boşluğunda yer alan güvensiz taraftan kesmiş olduğunu, eğer plastik ve metal ipi emniyetli taraftan kesmiş olsa idi böyle bir olay gerçekleşmeyeceğini, kazada müteveffanın ağır kusuru bulunmakta olup zarar görenin ağır kusuru nedeniyle illiyet bağı kesilmiş olduğundan bilirkişi raporunda atfedilen kusur oranlarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, PMF-1931 Tablosuna göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, dosya kapsamında istinaf incelemesinde yeniden bilirkişi raporu aldırılarak ve bu hatanın giderilmesi gerektiğini, dosya kapsamında SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, başvuru yapılıp yapılmadığının değerlendirilmediğini, iş kazası sonrası SGK kazazedeye veya ailesine peşin sermaye değeri kapsamında bir ödeme yapmakta olup, iş kazasından kaynaklanan tazminat davalarında da SGK tarafından yapılan bu ödeme mahsup edilerek karar verilmesi gerektiğini, müteveffanın bakiye ömrü değerlendirilirken dış faktörlerin değerlendirilmemiş olduğunu, müteveffanın annesi ve babasının hayatta olup olmadığı da dosya kapsamında değerlendirilmediğini, hayatta ise saklı paylarının hesaplamada dikkate alınmadığını, bu durumda anne ve babanın ayrıca dava açması halinde mükerrer ödemenin söz konusu olacağını belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, maddi zararın belirlenmesi sırasında, Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin tazminat alacağından indirilmeyerek hataya düşüldüğünün anlaşıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararların ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği, bu hususta dosyaya gönderilen 23.03.2021 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü yazısında, davacı ...'e bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin 27.172,75 TL, davacı ...'e bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin 90.805,16 TL olduğu bildirilmiş olup, bildirilen ilk peşin sermaye değerlerinin, davalıların kusur oranına denk gelen kısmının hükmedilen maddi tazminat miktarından indirilmesi gerektiği, dosya kapsamına ve delillere uygun kusur heyet raporunda davalıların toplamda %80 oranında, ... ...'in %20 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla; davacı ... yönünden davalıların kusur oranına denk gelen kısmının 27.172,75x80/100=21.738,20 TL, davacı ... yönünden davalıların kusur oranına denk gelen kısmının 90.805,16x80/100=72.644,12 TL olduğu ve bu meblağların hükmedilen maddi tazminat miktarlarından tenzili gerektiği anlaşılmakla, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının hükmedilen maddi tazminat miktarları yönünden kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu, öte yandan Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 23.02.2021 tarih ve 2020/9717 Esas ve 2021/2003 Karar sayılı ilamında “TRH 2010” tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği belirtilmekte ise de bu hususta davacının istinafı bulunmadığından bu hususun kaldırma sebebi yapılmadığı gerekçesiyle; davalıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-2 bendi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 94.041,42 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, 60.000.TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, 40.331,20 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, 40.000.TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar ...
ile ... ... Gayrimenkul Yatırımları ve İnşaat A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile yaptığı görüşmelerde müvekkillerinin SGK'nın kendilerine böyle bir ödeme yapmadığını söylediklerini, kaldı ki Bölge Adliye Mahkemesinin SGK ile yazışma yaptığını ancak SGK nın müvekkillerine böyle bir ödeme yaptığına dair hiçbir makbuz dosyaya sunmadığını, sadece yazı ile SGK'nın böyle bir ödeme yaptığını beyan etmesinin müvekkillerine ödeme yaptığı anlamı taşımayacağını, herhangi bir ödeme makbuzu olmadan sadece SGK'nın gönderdiği bir yazıya itibar edilerek müvekkillerine hükmedilen maddi tazminatlarda düşüm yapılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar ... ... Gayrimenkul ve ... İnş. Turz. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13 ncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir.
3.Değerlendirme
1.Davacılar vekilinin tüm maddi tazminatlara yönelik, davalılar ... ... Gayrimenkul ve ... İnş. Turz. vekilinin davacı çocuk ... için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı HMK nın 110 ncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Davalılar ... ... Gayrimenkul ve ... İnş. Turz. vekilinin davacı eş ... için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar ... ... Gayrimenkul ve ... İnş. Turz. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar vekilinin tüm maddi tazminatlara yönelik, davalılar ... ... Gayrimenkul ve ... İnş. Turz. vekilinin davacı çocuk ... için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davalılar ... ... Gayrimenkul ve ... İnş. Turz. vekilinin davacı eş ... için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Aşağıda yazılı fazla yatırılan temyiz giderinin istek halinde davalılara iadesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.