11. Ceza Dairesi
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri ve sanık ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi. Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.06.2023 tarihli ve 2022/539 Esas, 2023/376 Karar sayılı kararı ile, a. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) ve (son) bendi ile aynı maddenin üçüncü fıkrası, 62, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 1.500.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, b. Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) ve (son) bendi ile aynı maddenin üçüncü fıkrası, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 9 yıl hapis ve 1.800.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin,14.09.2023 tarihli ve 2023/2678 Esas, 2023/1710 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ...'in temyiz istemi; yetkisiz makamlarca soruşturma yapılmış olması, eylem teşebbüs aşamasında kalmasına rağmen tamamlanmış suçtan ceza verilmesi, eylem basit dolandırıcılık olmasına rağmen nitelikli dolandırıcılıktan ceza verilmesi, dolaylı failliğin gözetilmemesi, adli para cezası hesabının yanlış yapılması, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; eksik araştırma ve inceleme ile verilen mahkumiyet hükmünün bozulması ve müvekkilinin tahliyesi talebine ilişkindir. 3. Sanık ... müdafinin temyiz istemi; verilen cezanın orantısız ve hakkaniyete aykırı olması ve müvekkiline okunması gereken belgeler okunmadan savunma hakkı kısıtlanarak verilen mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir. 4. Sanık ... müdafinin temyiz istemi; müvekkilinin atılı suçu işleyebilecek isnat yeteneğine sahip olmaması ve aleyhine soyut isnat dışında delil bulunmaması nedeniyle mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir. 5. Sanık ... müdafinin temyiz istemi; mağdur durumda olan müvekkilinin samimi anlatımlarının aleyhe delil olarak değerlendirilerek, yetersiz delille, şüphe üzerine verilen mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir. 6. Sanık ... müdafinin temyiz istemi; sanık hakkında mahkumiyete yeterli delil bulunmamasına rağmen mahkumiyet kararı verilmesi ve hükmedilen adli para cezasının sanığın ekonomik durumu nazara alındığında orantısız olması nedeniyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 27/01/2022 tarihinde şikayetçiyi arayan şahsın kendisinin İş Bankası Genel Müdürlüğünden aradığını, şikayetçiye daha önceden yapmış olduğu EFT ve havale ücretlerinin iade edileceğini söylemesi üzerine şikayetçinin inanarak bilgilerini karşı tarafla paylaştığı, hesabını kontrol ettiğinde paraların başka hesaba gönderilmiş olduğunu gördüğü, asayiş büro görevlilerinin bankalarla yaptığı görüşmelerde paranın sanıklardan ...'ın hesabına gönderilmiş olduğunu ve paranın çekilmeye çalışıldığı ihbarı üzerine kolluk görevlileri tarafından paranın çekileceği bankaya gidildiği, sanık ... elinde telefon ile bankaya girerek parayı çekmeye çalışması üzerine yakalandığı, sanık ...'la bankaya gelen sanık ...'nun da bankanın yakınında yakalandığı, sanıkların beyanı üzerine kendilerini yönlendiren... lakaplı sanık ... ve ...'i teşhis ettikleri ayrıca şikayetçinin dolandırılması neticesinde hesabından çekilen paraların hesaplarına yatırıldığı sanıklar ... ve ...'un tespit edildiği, BTİK kayıtlarına göre sanıklar ... ve ...'ın suç tarihinde görüşme kaydı bulunduğu, baz istasyonunun da suç yerinin olduğu, sanıklar ... ve ...'in suçlamaları kabul etmedikleri, diğer sanıkları tanımadıklarını beyan ettikleri, sanıklar ... ve ...'ın para çekmeye gittikleri bankada yakalanmaları ve sanıklar ... ve ...'i teşhis ettikleri, bunlara suç isnat edecek herhangi bir husumetlerinin bulunmaması nedeni ile sanıkların suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği, sanık ... hesap kartlarını komisyon karşılığında verdiğini beyan etmiş ise de hesabına gelen paranın dolandırıcılık parası olduğundan haberdar olduğundan savunmasına itibar edilemeyeceği, bu itibarla sanıkların iştirak iradesi altında aynı suç işleme kararı ile kendilerini banka görevlisi olarak tanıtmak suretiyle şikayetçiden haksız menfaat temin ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilerek mahkumiyet kararları verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü "Katılanı telefon hattından arayıp, kendisini banka çalışanı olarak tanıtarak hesap bilgileri ve işlem şifrelerinin öğrenilmesi suretiyle haksız menfaat etmin edilmesi şeklinde gerçekleşen eylem nedeniyle, suç tarihi de nazara alındığında TCK'nın 158/1-L maddesinin yanında sanıkların eyleminde bilişim sisteminin araç olarak kullanılması sebebiyle aynı Kanun'un 158/1-f maddesinin de uygulanması gerektiği, böylelikle birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında TCK'nın 158/1-f-l maddeleri gereğince, TCK'nın 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi ve TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler dikkate alınarak temel ceza tayininde teşdiden uygulama yapılması nedenleri arasında bu hususunda gösterilmesi suretiyle alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde yalnızca TCK'nın 158/1-f maddesi uyarınca hüküm kurulması aleyhe istinaf talebi olmadığından eleştirilmekle yetinilmiş, bunun yanında; somut olayda meydana gelen zararın ağırlığı, sanıkların suçu işlerken kullandığı yöntem, kastlarının yoğunluğu, suçun işleniş şekli dikkate alındığında ve TCK'nın 3/1 maddesi hükmünde yer alan orantılılık ile cezalarının caydırıcılığı ve etkinliğinin sağlanması ilkeleri gözetildiğinde; temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayininde bir isabetsizlik görülmemiş ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde teşdidin derecesinin yukarıda yazılı eleştiri dışında hak ve nesafet kurallarına uygun olarak belirlenmiş olduğu kanaatine varılmış; ...suça konu paranın şikayetçinin İş Bankası ... Şubesindeki 0596 ... numaralı hesabından hileli hareketler neticesinde 27.01.2022 tarihinde sanıklar ..., ..., ...'un hesaplarına havale edildiği, akabinde bu para üzerinde sanıkların başka hesaplarına EFT yapmak, döviz almak ve ATM'den para çekmek suretiyle tasarrufta bulunduklarının anlaşılması karşısında; mahkemece suçun tamamlandığının kabulü ile hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiş, istinaf istemlerinin esastan reddine" karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanıklar ..., ... ... Ve ... Yönünden Tüm sanıklara savunmalarından sonra dosyadaki tüm belge ve deliller okunmuş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma ihtimaline yönelik ek savunmaları alınmış, sanıkların esasa ilişkin savunmaları ve son sözleri sorularak savunma hakları kısıtlanmadan mahkumiyet hükümleri verildiği anlaşılmış, zarar miktarı nazara alındığında temel adli para cezasının tayininde bir isabetsizlik görülmemiş ve sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri reddedilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafii ve sanık ...'in yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Sanık ... Yönünden; Sanık ... yönünden; sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 02.03.2024 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. V. KARAR A. Sanıklar ..., ..., ..., ... Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin,14.09.2023 tarihli ve 2023/2678 Esas, 2023/1710 Karar Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Sanık ... Yönünden; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, 14.09.2023 tarihli ve 2023/2678 Esas, 2023/1710 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın