11. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandrıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 23.11.2017 tarihli ve 2017/22174 Esas, 2017/24434 Karar sayılı kararı ile uzlaşma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.10.2018 tarihli ve 2017/724 esas, 2018/527 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandrıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, atılı suçu işlemediğine, kararın bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 03.06.2012 tarihinde katılanın yanına gelen, kimliği tespit edilemeyen ancak isimleri katılan tarafından Abdullah ve Tahir olarak bilinen iki kişinin katılanla konuşmaya başlayıp, ev ve arsa fiyatlarını, satılık yer olup olmadığını sordukları, bu şekilde katılanla sohbet edip onu tanımaya ve güven telkin etmeye çalışan şahısların, konuşmaları sırasında yurtdışında yüklü miktarda alacakları olduğunu, ancak almak için gidemediklerini, paralarının olmadığını söyleyerek katılandan para istedikleri, parayı aldıkları takdirde katılana oradan ev alacakları şeklinde vaatte bulunup, Kuran-ı Kerim'e el basıp yemin etmek suretiyle de katılanın kendilerine inanmasını sağladıktan sonra, katılanın telefon numarasını alıp oradan ayrıldıkları, daha sonra 04.06.2012 tarihinde katılanı arayıp verdikleri hesap numarasına 8.000,00 TL para yatırmasını istedikleri, bu kişilerin sözlerine inanan katılanın aynı gün istenilen parayı sanığın hesabına yatırdığı ve paranın sanık tarafından çekildiği, 05.06.2012 tarihinde, bu kişilerin katılandan 3.000,00 TL daha para istedikleri, katılanın bu parayı da verilen hesaba yatırdığı ve aynı gün sanık tarafından çekildiği, 12.06.2012 tarihinde kimliği belirsiz kişilerin bu kez katılandan 10.000.00 TL istedikleri daha önceki konuşma ve vaatlerin etkisinde olan katılanın bu parayı da sanığın hesabına yatırdığı, ancak bu paranın çekilmesinden önce kolluk tarafından katılan uyarıldığı ve 10.000,00 TL'nin sanık tarafından çekilemeden katılana iade edildiği, bu şekilde kimliği belirsiz kişilerin eylemlerine iştirak eden sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış, mahkemece sanık savunması, katılan ve beyanları ile dosya kapsamından sanık hakkında dolandırıcılık suçundan temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı ve ilk uzlaştırma teklifinin gerçekleştirildiği tarih ile uzlaştırmanın başarısız kaldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin durduğu tespit edilerek yapılan incelemede; 1. Gerekçeli karar başlığında 04.06.2012 olarak yazılan suç tarihinin, zincirleme suçu oluşturan en son suçun işlendiği 12.06.2012 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 2 .Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.10.2018 tarihli ve 2017/724 esas, 2018/527 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2024 tarihinde karar verildi. Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap