7. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz süresinin mahkemece 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle sanık müdafiin yanıltıldığından cihetle, temyiz isteğinin süresinde olduğu temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiin temyiz sebebi, müvekkili hakkında verilen mahkûmiyet hükmü bozularak beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağına göre, 01.10.2013 tarihinde kolluk kuvvetlerince Muş Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/971 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan yol kontrolüne gelen 34 plakalı ... marka aracın yapılan dur ihtarına rağmen durmayarak kaçması üzerine kolluk kuvvetlerince yapılan araştırmada sanığın da içinde bulunduğu ... plakalı aracın yolun sol tarafında park halinde olduğu ve dışarıdan bakıldığında araç içerisinde sigara paketleri olduğunun görülmesi üzerine araçta yapılan aramada, aracın arka koltuğunun sökülmüş vaziyette olduğu ve koltuğun olması gereken yerde, bagajda, aracın sağ ön koltuğunun ön kısmında ve aracın kapı kollarında toplam 1.144 karton kaçak sigara ele geçirilen olayda sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmasında, söz konusu aracı rent a car şirketinden kiraladığını ve ele geçen kaçak sigaraları satacağını beyan etmiştir. Ele geçen kaçak eşya için alınan kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "normal değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre, sanığın satacağını beyan ettiği 1.144 karton kaçak sigara ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde ve ikinci kez kaçakçılık suçunda kullanılan nakil vasıtasının müsaderesine dair verilen hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak, Ele geçen kaçak eşyanın miktarı göz önüne alındığında temel cezada teşdit yapılmak suretiyle, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7423 ve 7242 sayılı Kanun'lar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son fıkrası delaletiyle 3/5, 3/10, 3/10-son ve 3/23 maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de, 1.Mahkemece 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son fıkra delaletiyle 3/5. maddesi gereği temel ceza belirlendikten sonra 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek suretiyle hükmün karıştırılması, 2. Sanık hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58 inci maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiç bir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 3.Sanığın tekerrüre esas alınan adlî sicil kaydının 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış olup, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamla ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilamın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın