7. Ceza Dairesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Katılan vekilinin 28.2.2011 tarihinde hakim tarafından havale edilen dilekçe ile temyiz talebinden vazgeçtiği anlaşıldığından sanık ...'ın temyizine göre yapılan incelemede; I- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2012 gün ve 2011/7-465 Esas, 2012/11 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı yasanın 5/son maddesinde belirtilen toplu kaçakçılık suçunun iki kişi tarafından işlenebileceğinin belirtilmiş olması karşısında , sanıkların birlikte işledikleri fiilden dolayı eylemlerinin toplu kaçakçılık olarak değerlendirilip buna göre sanıklara, suça konu sigara, çay ve rakılar için tarafsız bilirkişi tarafından tespit edilen CİF değeri üzerinden hesaplanan gümrüklenmiş değerin 4.5 katı üzerinden müteselsilen sorumlu olmak üzere ön ödeme önerisinde bulunulup sonucuna göre hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, hem suç vasfında yanılgıya düşülerek eylem bireysel kaçakçılık olarak nitelendirilip,hem de dava konusu çay ve rakıların dahil edilmediği ve gümrük idaresi tarafından sadece sigaralar için belirlenmiş gümrüklenmiş değerin 3 misli üzerinden, ayrı ayrı ön ödeme tebliğ edilerek, ödeme yapmadıklarından bahisle yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması, II- 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda atılı eylemin adli para cezasını gerektirdiği, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda ise hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK'nun 50.maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5607 sayılı yasanın sanık lehine olabileceği gözetilerek; Olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile suç tarihinden sonra 31/03/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, denetime olanak verecek şekilde bu husus tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi, III- CMK.nun 231.maddesi gereğince sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmamış bulunması ve suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi halinde hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasının objektif şartlarının gerçekleşmiş olacağı nazara alınarak, sanıkların adli sicillerindeki sabıkalarının silinme koşullarının oluştuğu, kaçakçılık suçunda "eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler" toplamının kurum zararı olduğu, birlikte suç işleyen sanıklardan hükmü temyiz etmeyen sanık ...'ın süresinden sonra ön ödeme miktarını ödeyerek kurum zararını giderdiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca sanığın cezada kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre hükmü temyiz etmeyen sanık ... ...'a teşmiline, 17.12.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın