11. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 24.12.2013 tarihli ve 2013/89 Esas 2013/733 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 7.000,00 TL adli para cezasına ,hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi ile cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına; hükmedilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.06.2017 tarihli ve 2017/10337 Esas 2017/14404 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek sanığa yüklenen suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendindeki suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 13.06.2019 tarihli ve 2017/448 Esas, 2019/364 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 7.000,00 TL adli para cezasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi ile cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına; hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Olay tarihinde araba galerisi olan katılanı cep telefonundan arayarak kendisin... İcra Müdürlüğünde görevli icra memuru olarak tanıtan sanığın, icra dairesinde satılan bir aracı almak isteyip istemediğini sorduğu, katılanın kabul ettiği ve sanığın hesap numarasına 6.430,00 TL gönderdiği,...İcra Müdürlüğüne gittiğinde böyle bir aracın satılmadığını öğrendiği ve katılan tarafından sanığın hesabına yatırılan paranın sanık tarafından Ankara Cebeci'de bulunan bankadan çekildiği ve bu şekilde sanık tarafından haksız menfaat temin edilerek üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur. 2. Sanık aşamalarda parayı çektiğini beyanla suçlamayı tevil yollu ikrar etmiştir. 3.Bozma sonrası dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği fakat uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır. 4. Mahkeme tarafından, katılan beyanları, sanık savunmaları, banka hesap ekstreleri, yakalama ve gözaltına alma tutanakları, cd görüntüleri ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sanık hakkında her ne kadar ticaret yaptığını ve ... isimli kişiye mal gönderdiğini, onun da hesabına para yatırdığını, bir defasında gönderen kişi olarak başka bir isim görünce ...' a sorduğunda çalışan başka bir kişi aracılığı ile para gönderdiğini söylediğini, ...'ın açık adres ve açık kimlik bilgilerini bilmediğini, araştırıp mahkemeye bildireceğini söylemesine rağmen bildirimde bulunmamış olması karşısında, savunmasının kendisini suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilerek savunmasına itibar edilmemiş, eyleminin suç tarihine göre lehe kabulle basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kanaatiyle temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1.Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 3. Ancak, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 18.06.2013 tarihli ve 2013/8 Esas, 151/304 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğü bulunan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken en ağır cezayı içeren ilâmın tekerrüre esas alınması gerekirken sanığın adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Karabük Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2002 tarihli, 2002/606 Esas ve 2002/281 Karar sayılı 25.11.2002 kesinleşme ve 21.01.2014 yerine getirme tarihli 2 yıl 4 ay hapis cezasına ilişkin ilâmı yerine daha az cezayı içeren Fethiye 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2008 tarihli ve 2007/244 Esas, 2008/342 Karar 1 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin ilâmının tekerrüre esas alınması, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümden yukarıda belirtilen hatalı ilama ilişkin kısmın çıkarılması ve yerine; "Karabük Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2002 tarihli, 2002/606 Esas ve 2002/281 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğnama'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı CMUK'nin 326/son ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kazanılmış hakkı ile koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın