11. Hukuk Dairesi

Davalı ... vekili davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, TTK'nun 396/3. Maddesine göre taleplerin şirket ortağının rekabet yasağına aykırı davranıldığının öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay içinde talep edilmesinin gerektiğini, davacının bu süreyi geçirdiğini, davacının delil listesinde bulunan ihtarnamelerin 24/12/2018, 25/12/2018 tarihli olup, arabuluculuk sürecine başvuru tarihinin 27/03/2019 olduğu, arabuluculuk sürecinin sonlandığı tarihin 12/04/2019, dava tarihinin de 22/04/2019 olduğunu, davacının taleplerinin dayandığı olayları 24/12/2018 tarihinde öğrendiği kabul edilecek olsa bile arabuluculuk sürecine başvurduğu anda ve her halükarda davanın açıldığı tarihte 3 aylık zamanaşımı süresinin sona erdiğini, TTK'nun 396. Maddesindeki hakkın kullanılabilmesi için usulüne uygun olarak alınan bir yönetim kurulu kararı olması gerektiğini, böyle bir karardan bahsedilmediğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının taleplerinin neye dayandığı, ya da davalının hangi yükümlülüğünü ihlal ettiğinin anlaşılamadığını, aynı alanda faaliyet gösteren farklı tüzel kişiler arasında rekabet yasağının ön görülmediğini, bir şirketin müşteri potansiyeli olan işinde başarılı bir personel istihdam etmesinin ticari faaliyetleri için zaruri olduğunu, bunun rekabet yasağı ihlali gerekçesi sayılamayacağını, davacının davasını dayandırdığı TTK'nun 396. Maddesinin açıkça yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını düzenlediğini ve yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerinden bahsettiğini, davacı firma ile herhangi bir bağı bulunmayan davalının söz konusu taleplerin muhatabı olmadığını, davalının ticari faaliyetleri kapsamında işinde başarılı olduğunu düşündüğü bir personeli istihdam ettiğini, bu noktada davalının diğer davalının bir şirket ortağı olup olmaması konusunda araştırma yapma zorunluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davalının davacı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ün ortak olduğu bir başka şirkette 2009 yılında çalışmaya başladığı ve 2017 yılında davacı şirkete %20 payla ortak olduğunu, 1 yıla aşkın bir sürede şirkette çalışmaya devam ettiğini ancak bu çalışmasında ortak gibi değil önceki çalışmasında olduğu gibi işçi olarak emek verdiğini, yönetim kurulu başkanının hesapları kontrol ederek kasaya el koyduğunu, mobing uyguladığını, hiçbir zaman yönetim kurulu toplantısı yapmadığını, gelir gider tablosu konusunda ortakları bilgilendirmediğini, son olarak davalıyı iş yerinden kovduğunu, işten çıkarılan davalının emeğini satarak başka bir iş yerinde maaş karşılığı çalışmasının haksız TTK'nun 396. Maddesinin yapılış amacına uygun düşmeyeceğini, işten kovulan davalının davacı şirket hakkında İzmir 6. İş Mahkemesinin 2019/129 sayılı dosyasında işçilik alacaklarına yönelik dava açtığını, eldeki davanın iş mahkemesindeki davayı öne almak ya da davalıyı baskı altında tutup davalardan feragat etmesini sağlamaya yönelik dava olduğunu, davacı şirketin n eylemlerden dolayı zararının oluşmadığını, maddi ve manevi kaybının olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davacı şirket yönetim kurulu üyesi davalı ...'ın TTK'nun 396. Maddesi gereğince rekabet yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunduğu, davalı ...'un ise TTK'nun 54 ve devamı maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil eden davranışlarda bulunduğundan bahisle oluşan şirket zararının giderilmesine yönelik olarak davalılar hakkında dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiği, karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İSTİNAF NEDENLERİ :

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap