11. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2015/708 Esas, 2016/231 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında; a. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci , 269 uncu maddenin 2 inci fıkrası ve 62 nci maddelerinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyizi, verilen mahkumiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve kabule göre de lehe hükümlerin tatbik edilmediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında hırsızlık suçundan soruşturma yürütüldüğü esnada kendisini ''... '' olarak tanıttığı, soruşturma işlemlerinin bu isim üzerinden yürütüldüğü, tutuklanmaya sevkedilen sanığın sulh ceza hakimliğince yapılan sorgu esnasında asıl kimliğini belirttiği iddia ve kabul edilmiştir. 2. Sanık suçu ikrar ederek ailevi sorunları olduğunu, bu sebeple başkasına ait sürücü belgesine fotoğrafını yapıştırıp kullandığını belirtmiştir. 3. Ekspertiz raporuna göre; sahte sürücü belgesinin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. 4. Mahkemece suça konu belge incelenmemiştir. 5. Mahkemece sanığın savunması, tutanaklar, bilirkişi raporu, katılan ve tanık beyanlarına göre; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden 1. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdiri hâkime ait olduğu ve 26.10.2015 tarihli uzmanlık raporunda suça konu sürücü belgesinin üzerinde soğuk mühür izi olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı cihetle, suça konu belgenin duruşmaya getirtilip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının gerekçeli kararda tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Sanığın ayrıca araç kiralama sözleşmesi yaptığı esnada suça konu sürücü belgesini kullanarak sözleşme tanzim ettiği, suça konu sürücü belgesinin incelenmesi neticesinde resmi belge niteliğinde olması halinde sanığın eylemlerini aynı suçun icrası kapsamında farklı zamanlarda gerçekleştirmesi sebebiyle eylemin yalnızca zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçu oluşturacağı gözetilmeden ayrıca yasal olmayan gerekçeyle suç vasfı bölünmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçundan beraat kararı verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması, verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi, sanığın açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahati oluşur. Somut olayda; sanığın soruşturma aşamasında kendisini ... olarak tanıttığı ve soruşturma işlemlerinin bu kişi adına yapıldığının anlaşılması karşısında' ... adında birinin olup olmadığının usulünce araştırılarak gerçek bir şahsın olduğunun tespit edilmesi halinde müşteki sıfatı ile dava ve duruşmalardan haberdar edilmesi suretiyle, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.Kabule göre de; Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin on birinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiği anlaşılmakla; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 14.Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2016 tarihli ve 2015/708 Esas, 2016/231 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın