İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul İli ..... İlçesi ..... Mahallesi ..... Ada/Parsel üzerinde davalıların ortak girişimi ile inşa edilen projeden (......) ofis niteliğini haiz 5 adet taşınmazı düzenleme şeklinde ön ödemeli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, söz konusu taşınmazlar davalılarca taahhüt edilen teslim tarihinden sonra müvekkiline teslim edildiğini, taşınmazların geç teslimi nedeni ile müvekkilin kira kaybı söz konusu olduğunu, davaya konu müvekkili tarafından davalılarca taahhüt edilen 5 adet bağımsız bölümden 3 adet bağımsız bölüm 9 ay, 2 adet bağımsız bölüm de 5 ay geç teslim edildiğini, müvekkilinin 5 adet taşınmazdan toplamda 37 ay kira kaybı söz konusu olduğunu, inşaatın geç tesliminde müvekkiline atfedilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, inşaatın geç teslimi tamamı ile davalıların kusurundan kaynaklandığını beyanla anılan nedenlerle 5 adet taşınmaz için şimdilik beşbin (5) TL'nin faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ..... İnşaat Ve Yatırım Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ..... porjesi kapsamında müvekkili şirket ile davacı arasında 5 adet taşınmaz için ön ödemeli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme doğrultusunda davaya konu taşınmazların satışının gerçekleştiğini, sözleşmelere uygun şekilde 22/01/2022 tarihinde tamamının teslim formlarına herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmeksizin imzalanarak davacıya teslim edildiğini, davacının hukuka aykırı şekilde hangi taşınmaz için ne kadar bedel talep edildiği belirtilmeksizin maddi gerçekliklerle bağdaşmayan huzurdaki davayı ikame ettiğini, huzurdaki davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alınana girdiğini, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazlara yönelik düzenlenen sözleşmelerde taşınmazların teslimine dair açık hüküm bulunmasına rağmen davacının sözleşme ekindeki ödeme planında yazan açıklamadan yoksun bir kaydı ileri sürerek taşınmazlın geç teslim edildiği iddiasının hukuka aykırı olduğunu beyanla anılan nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... İdaresi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından süresinde bir ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi teslim tarihinde iddia edilen ayıpların hiçbiri bulunmadığını, iddia edilen ayıpların gerekli bakım onarımların zamanında ve gerektiği gibi yapılmamasından kaynaklandığını, dava konusu proje kapsamında yüklenici tarafından mücbir sebepler nedeniyle süre uzatımı talep edildiğini, proje yapımının aksamasında müvekkili kurumun hiçbir kusuru bulunmadığını, yüklenici firmadan kaynaklanan sıkıntısının ise salgın hastalıktan kaynaklanmakta olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafından talep edilen kira gelirinin fahiş olduğunu beyanla anılan nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davacının davalıların ortak girişimi ile inşa edilen ..... projesi ile 5 adet taşınmazın Düzenleme Şeklinde Ön Ödemeli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile satın alındıktan sonra inşaatın geç tesliminden kaynaklı gecikme tazminatı (kira kaybı tazminatı) talebine ilişkindir. Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. Uyuşmazlığın esasına geçmeden önce davaya bakmaya görevli mahkemenin belirlenmesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. (HMK 114/1-c) Asliye Ticaret Mahkemesinin görevini düzenleyen 6102 sayılı TTK.'nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca özel yasalarda Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğuna ilişkin belirlemeler dışında bir ihtilafın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olabilmesi için o ihtilafın ya Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir husustan kaynaklanması ya da her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabında davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, Vergi Dairesi yazı cevabında davacının vergi kaydına rastlanılmadığını, davacının tacir sıfatına sahip olmadığı, davanın nispi ticari dava olmadığı anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 18/12/2023 tarih, ..... Esas, ..... Karar sayılı benzer nitelikte kararında; " bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. Somut olayda her ne kadar mahkemece davacının tacir olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de; davacının statüsünün mahkemece yeteri kadar araştırılmadığı, başka bir deyişle davacının tacir olup olmadığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada bulunmadığı davacının tacir olup olmaması mahkemenin görevini etkilediğinden görev kamu düzenine ilişkin olduğundan davacı yönünden delillerin toplanmadığı anlaşıldığından davalının bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin kabulü gerekmiştir " gerekçesiyle işin ticari iş olmasının davanın ticari dava sayılmasına için yeterli olmadığı belirtilmiştir. Dosya kapsamından; davacı gerçek kişinin tacir olmadığı, davanın ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın