11. Ceza Dairesi

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra, incelenerek gereği görüşüldü: I- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.1992 gün ve 80-98 sayılı ve 19.04.2005 gün ve 221-38 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında mağdurun rızası hukuka uygunluk nedeni sayılmaz ise de failde belgede sahtecilik kastına etki yapabileceği cihetle, sanığın savunmasında, çekte keşideci görünen ...'ın kızı olduğunu, kızıyla aynı şirketin ortakları olduklarını, şirketin zor durumda olması nedeniyle suça konu çekleri kızının imzasını taklit ederek katılana verdiğini, katılanın çeklerin kızı yerine kendisi tarafından imzalandığını bildiğini, daha önceden de bu şekilde kızının imzasını taklit ederek çek keşide edip katılana verdiğini ancak suça konu üç adet çek ödenmeyince şikayet edildiğini beyan etmesi, katılan vekilinin şikayet dilekçesinde suça konu çeklerin keşidecisinin ... olduğunu ve müvekkilinin çekleri ...'ın babası ...'dan aldığını belirtmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti ve suç kastının tayini bakımından, öncelikle katılanın yeniden duruşmaya celbi ile sanığın suça konu çeklere kızı ... adına imza attığını bilip bilmediğinin sorulması, sanığın daha önceden de ... adına düzenlediği ve ödenen çek, senet olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla ticari defter ve belgeler üzerinde ve bankadan araştırılıp toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sanığın suç kastı ile hareket edip etmediği saptanıp, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, II- Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı ve Dairemizin benzer birçok kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında; aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, somut olayda çeklerin farklı tarihlerde düzenlendiklerine ilişkin delil bulunmaması karşısında aynı anda düzenlendiklerinin kabulü gerektiği cihetle, olayda 765 sayılı Yasanın aksine, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı göz önüne alınıp buna göre; eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80 ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesindeki suçu oluşturacağı, lehe Yasanın da buna göre belirlenmesi gerektiği ve Ceza Genel Kurulunun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın kastının yoğunluğu birden çok sahte belgenin düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığa fazla ceza tayini, Yasaya aykırı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap