7. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Gıyabi kararın sanık ...'ın bilinen en son adresi olan ancak mernis adresi olmayan adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin birinci fıkrasına uygun tebligat çıkartılmadan, 29.09.2015 tarihinde bu adresin mernis adresi olduğundan bahisle 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligat yapıldığı, yine 15.01.2016 tarihinde sanığın diğer bir adresine çıkarılan tebligatın ise bu adres mernis adresi olmadığı halde yine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci adresinin ikinci fıkrasına göre yapıldığı, dolayısıyla sanığa yapılan gıyabi karar tebligatlarının usulsüz olduğu, sanığın 04.02.2016 havale tarihli temyiz dilekçesinde Diyarbakır ili Sur ilçesindeki yaşanan terör eylemleri nedeniyle ilan edilen sokağa çıkma yasağından dolayı, temyiz dilekçesini tebligattan itibaren 15 gün sonra verebildiğini belirttiği, dilekçedeki hakim havalesinde de bölgede 70 gündür sokağa çıkma yasağı bulunduğunun belirtilmesi karşısında sanığın eski hale getirme talebinin kabulü ile temyizi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; hükmün usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE 01.07.2014 tarihinde saat 19.24 sıralarında nakliye işi ile geçimini sağlayan ... plaka sayılı kamyon sahibi ihbarcı A.T.'nin Diyarbakır ilinde iken 155 Polis İmdat hattını arayarak, aracına İzmir Karabağlar'a götürmek üzere kolilerde bulunan çay yükünü aldığını, çaylara ilişkin elinde fatura olmakla birlikte, çayların kaçak olabileceğinden ya da kolilerin içerisinde başka suç unsuru olabileceğinden şüphe ettiğini, kolluk görevlilerince araçtaki yükün incelenmesini istediğini beyan etmesi üzerine, kolluk görevlileri tarafından kamyonun bulunduğu yere intikal edilerek, kamyonda önleme araması kararı ile yapılan aramada; ... ibaresi yazılı kolilerde kaçak sigaralar olduğu görülerek, 14375 paket kaçak sigaranın muhafaza altına alındığı, A.T.'nin elindeki ... adlı iş yeri tarafından düzenlenmiş gözüken paketli ithal çaya ilişkin 01.07.2014 tarihli ve ... numaralı israliyeli fatura aslının teslim alındığı anlaşılmıştır. İhbarcı A.T.'nin 02.07.2014 tarihli kolluk ifadesinde; olay tarihinde aracına ev eşyası yükü aldığını ancak araçta boş yer kalınca ek yük almak için Mardin yolu üzerindeki ... Nakliyat adlı iş yerine giderek yük olup olmadığını sorduğunu, kendisine İzmir ili Karabağlar ilçesine götürülecek çay yükü olduğunun söylendiğini, yükü nakletmeyi kabul ettiğini, kendisine çayın yükleneceği adresi bulması için ... numaralı GSM numarasının irtibat telefonu olarak verildiğini, bunun üzerine bahsi geçen numarayı aradığını, numara sahibi ile buluştuğunu, şahsın kendisini ... plaka sayılı ... marka araç ile bir depoaya götürdüğünü, burada bulunan iki kişinin kolileri araca yüklediğini, yola çıktıktan sonra kendisine söylenen iş adresleri ile irsaliyedeki adresin uyuşmaması, yüke göre verilen nakliye ücreti miktarının yüksek olmasından şüphelenerek ihbarda bulunduğunu belirtmiştir. ... plaka sayılı aracın ruhsat bilgilerinden hareketle alınan ifade içeriklerinden ... plaka sayılı ... marka aracın olay tarihinde emaneten temyiz dışı sanık ...'ın uhdesinde olduğunun belirlenmesi üzerine, temyiz dışı sanık ...'ın müdafii bulunmaksızın alınan kolluk ifadesinde; ... numaralı GSM hattını kendisinin kullanıyor olduğunu, ... plaka sayılı aracın da olay tarihinde emaneten kendisinde olduğunu, Yeni Hal kavşağında bulunan kaçak sigara satıcıları ile pazarlık yaparak anlaştıktan sonra İzmir iline gittiğini, ertesi gün bu işi kardeşi sanık ...'ın takip ettiğini, daha sonra kardeşi ...'in kendisini arayarak kaçak sigaraların bulunduğu deponun anhtarını temin ettiğini haber vermesi üzerine, olay tarihinde İzmir ilinden Diyarbakır iline gittiğini, kardeşi ile birlikte ... plaka sayılı minibüs ile şoförün yanına gittiklerini, akabinde depodan sigaraları alarak araca yüklediklerini, olayda ele geçen irsaliyeli faturayı kaçak sigara aldıkları şahısların kardeşine vermiş olduğunu, irsaliyeli faturadaki alıcıya ait iş yeri adresinin İzmir ilinde bulunan kendisine ait iş yerinin adresi olduğunu, kardeşi ...'in okur yazar olmadığını, kardeşinin bu nedenle sigaraların kaçak olduğunu ve bunları alıp satmanın suç olduğunu bilmediğini, sigaraların tamamının kendisine ait olduğunu, kardeşinin sadece kendisinin isteği üzerine bu işi takip ettiğini belirtmiştir. Sanık ...'ın müdafii bulunmaksızın alınan kolluk ifadesinde; soruşturma konusu olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, ağabeyi ...'ın anlatımlarını kabul etmediğini, olay tarihinde Lice ilçesine bağlı ... Köyüne gittiğini, yaz mevsiminde köydeki babasına yardımcı oluyor olduğunu, babaları ile kavga etmesi nedeniyle ağabeyi ... ile 3-4 senedir ailecek görüşmüyor olduklarını beyan etmiştir. Bu olay nedeniyle sanıklar hakkında ele geçen kaçak sigaralar için 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca kaçakçılık suçundan, sevk irsaliyesinin sahte olduğundan bahisle ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Temyiz dışı sanık ... yakalama mahkemesindeki savunmasında; olay tarihinde kaçak sigaraları satın alıp nakliye şoförü ile birlikte yanında başka kimse olmadan yola çıktığını, şoförün yolda şüphelenip polisi araması üzerine kolluk görevlilerince aracın durdurularak kaçak sigaraların bulunduğunu, bu konuda emniyette ifade vermiş olduğunu, o ifadesinin de doğru olduğunu, ele geçen sevk irsaliyesinin kendisi tarafından hazırlandığını ve gerçek olmadığını belirtmiş olup, yakalama evrakı ekinde soruşturma aşamasındaki ifadesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık ... esas mahkemesindeki savunmasında; olayla ilgisinin olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, soruşturma aşamasında alınıp kendisine okunan beyanını aynen tekrar ettiğini belirtmiştir. A.Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde Sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 14.07.2015 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. B.Sanık Hakkında Kaçakçılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.11.2014 tarihli ve 2013/9-610 Esas, 2014/512 Karar sayılı kararında; '' Ceza muhakemesinin kurallarının işlemeye başlaması "başlangıç şüphesi" ile olmaktadır. Bu nedenle koruma tedbirleri bir suçun işlendiği izlenimini veren hâlin öğrenilmesinden sonraki aşamada başvurulan adli nitelikli tedbirlerdir. Soruşturmayı başlatmaya yetebilecek nitelikte olması gereken ve basit şüphe de denilen başlangıç şüphesi, 5271 sayılı CMK'nun 160. maddesinin birinci fıkrasında "bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâl" şeklinde ifade edilmiştir. Başlangıç şüphesinin, dayandığı deliller basit, diğer aşamalarda elde edilebilecek delillere göre yetersiz ve/veya sayıca az olmakla birlikte en azından belirti düzeyinde delillere dayanıyor olması ve bir şuçun işlendiği yolunda akla ve mantığa uygun bir şüphe ortaya koyması gerekmektedir. Bu bakımdan somut olaylara dayanmayan, soyut iddia ve tahminler başlangıç şüphesi olarak kabul edilemeyecek, buna karşılık başlangıç şüphesinin belirli bir kişiye yönelmesi de gerekmeyecektedir. Ortada bu nitelikte bir şüphe yokken ceza muhakemesi soruşturmasının başlatılması ve koruma tedbirlerine müracaat edilmesi halinde, bu işlemin kaynağı hukuki olmayacağından keyfilik olarak değerlendirilmesi söz konusu olacaktır. (Bahri Öztürk, Ceza Hukukunda Koğuşturma Mecburiyeti, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara, 1991, s.54, Feridun Yenisey, Hazırlık Soruşturması ve Polis, Beta Yayınları, İstanbul, 1.Bası, Mayıs 1987, s.45) Önleme aramasında tehlikeli bir kişi veya eşya aranmakta olup önleme aramasının muhatapları da suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. Bu nedenle önleme aramasının, en kısa zamanda tamamlanması gerekir. CMK'nun 161/2 ve PVSK'nun Ek 6. maddeleri uyarınca edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir.'' şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiştir. Somut olayda; birtakım nedenlerle aldığı çay yükünün kaçak olabileceğinden ya da kolilerin içerisinde başka suç unsuru olabileceğinden şüphe eden kamyon şoförünün kolluk görevlilerine ihbarda bulunarak, araçtaki yükün incelenmesini istediği ve bunun üzerine kolluk görevlileri tarafından kamyonun bulunduğu yere intikal edilerek, kamyonda önleme araması kararı ile yaptıkları aramada dava konusu kaçak sigaraları ele geçirdikleri, ihbarla birlikte soruşturmayı başlatmaya yetebilecek nitelikte olması gereken ve basit şüphe de denilen başlangıç şüphesinin oluştuğu cihetle; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 2 nci ve 161 inci maddeleri ila 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun Ek 6 ıncı maddeleri uyarınca bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen kolluk görevlilerinin, derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekmekte iken usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan, delil elde etmek amacıyla ellerinde mevcut önleme araması kararı uyarınca yaptıkları arama işlemi, hukuka aykırı olup bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması mümkün değildir. Hukuka uygun olmayan arama işlemi sonucunda ele geçen delillerin hükme esas alınamayacağının belirlendiği olayda; sanığın tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmediği de gözetildiğinde, dosyadaki hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirme dışı tutulması halinde, sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; 1.Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollaması ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, doğrudan 6545 sayılı Kanun'un 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca hüküm tesisi, 2.Paranın alım gücü ve günün ekonomik koşullarına göre ele geçen kaçak eşyanın suç tarihi itibariyle fahiş değerde olduğu kabul edilerek sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 3.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A.Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B.Sanık Hakkında Kaçakçılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın