Esas No
E. 2022/24148
Karar No
K. 2024/9570
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Terör

3. Ceza Dairesi         2022/24148 E.  ,  2024/9570 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafında verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi 21.01.2019 tarih, 2018/329 Esas ve 2019/13 sayılı kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası yollamasıyla 58 inci maddesi ayrıca sanıklar ... ve ... hakkında 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 13.11.2020 tarih 2019/296 Esas, 2020/1167 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.04.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık ... ve diğer sanıklar müdafileri temyiz istemi özetle; Suçun maddi manevi unsurlarının oluşmadığına, Kararın usul ve hukuka aykırı olduğuna, Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine Anayasal haklarının ihlal edildiğine, Delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne, Delillerin hukuka aykırı olduğuna, Kararın gerekçesiz olduğuna, Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, Eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A-Sanıklar ..., ... yönünden kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;

1.Sanık ...'in temyiz aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildiren 15.01.2024 tarihli dilekçesinde örgütle irtibatına ilişkin bilgiler vermek istediği ve etkin pişmanlık kapsamında bir kısım bilgiler de verdiği, sanık ...'nin ise 05.08.2024 tarihli dilekçesinde etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirdiği nazara alındığında, sanıkların duruşmada hazır edilerek etraflıca beyanı alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığı, eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-2 nci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması,

2.Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan tanıklar H. ... ve A. ...'un doğrudan aleni duruşmada sanıkların huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasanın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; tanıkların talimat mahkemesinde dinlenilmesi ile yetinilerek CMK’nın 181/1 ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi kanuna aykırı olduğundan, anılan şahısların açıklanan usule uygun olarak dinlenilmesinden sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması,

3.Kabul ve uygulamaya göre;

Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden geçmişte hakkında herhangi bir suç kaydı ve sabıkası bulunmayan, dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen sanıklar hakkında yalnızca yazılı şekilde yeterli olmayan gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, B-Sanık ... yönünden kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde; Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 esas 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;

Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (..., Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd).

Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır(Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, ... Genel Hükümler syf. 280).

Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

ByLock kullanıcısı olmayan ve kod adı kullanmayan sanığın, örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna dair doğrulanamayan tanık beyanları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraati yerine yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine kararı verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin ve sanık ...'nin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 13/11/2020 tarih 2019/296 Esas, 2020/1167 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak; oy birliğiyle gerekçede belirtilen nedenlerle BOZULMASINA,

Sanık ... hakkında mevcut delil durumu tutuklu kalma süresi, kaçarken yakalandığı dikkate alındığında tahliye talebinin REDDİ ile tutukluluk halinin devamına; Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.09.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.