11. Ceza Dairesi

Hükmün tefhim olunduğu 01.07.2010 günlü oturumda şikayetçi ... vekilinin hazır bulunmadığı halde, hüküm fıkrasına "katılan vekilinin yüzüne karşı verildiği" şeklinde yazılmasının maddi hata olduğu, duruşma tutanağı içeriğinden kararın, sadece sanığın yüzüne karşı tefhim olduğunun anlaşıldığı, şikayetçi kurum vekilinin temyizinin tebligat tarihine göre süresinde olduğundan, tebliğnamadeki aksi düşünceye iştirak olunmamış, 23.06.2010 havale tarihli dilekçe ile davaya katılma isteğinde bulunan şikayetçi kurumun talebi konusunda herhangi bir karar verilmemiş ise de, suçtan doğrudan doğruya zarar gören, CMK'nun 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunan ve usulüne uygun talepte bulunan Osmangazi Belediye Başkanlığının aynı Yasanın 237/2. maddesi gereğince davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; Sanık hakkındaki kamu davasının, aynı suçtan Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/197 esas sayılı dosyasında yargılanıp mahkumiyetine karar verildiğinden mükerrer olduğunun kabulüyle reddine karar verilmiş ise de; Dairemizin 2013/4304 esasına kaydedilen Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/197 esas sayılı dava dosyası ile bu dava dosyasının birlikte incelenmesi sonunda; Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/197 esas sayılı dosyasında, 21.07.2009 tarihli tutanak nedeniyle 15.02.2010 tarihli iddianameyle, 2010/240 esas sayılı bu dosyada ise 10.09.2009 tarihli tutanak nedeniyle 19.02.2010 tarihli iddianame ile kamu davasının açıldığı, 21.07.2009 tarihli birinci tutanakla önceki mührün bozulduğu tespit edilip, mühürleme işleminin yeniden yapıldığı, 21.07.2009 tarihinde yapılan bu mührün bozulduğununun da 10.09.2009 tarihli ikinci tutanakla tespit edildiği, tutanaklar arasındaki zaman farkı da dikkate alındığında fiili kesintinin oluştuğu, ancak, her iki davanın iddianame tarihlerinin, tutanakların tarihinden sonra olması nedeniyle hukuki kesintinin oluşmadığı, diğer bir deyimle her iki tutanağın da, 15.02.2010 tarihli ilk iddianameden önce düzenlenmiş olduğu, dolayısıyla davaların konusunun, farklı tarihlerde işlenen suçlar olması nedeniyle, ikinci davanın mükerrer olmadığı, her bir tutanak ayrı davaların konusu yapılsa da, 10.09.2009 tarihli ikinci tutanakla tespit edilen fiilin, 21.07.2009 tarihinde işlenen suçun teselsülü niteliğinde olduğundan, 2010/197 esas sayılı dava ile bu davanın birleştirilerek, TCK'nun 203 ve 43. maddeleri uygulanmak suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldügünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap