Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2022/6143
Karar No
K. 2023/8894
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/6143 E.  ,  2023/8894 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2022/6143
Karar No: 2023/8894
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ: Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU :

Davacı tarafından; Şırnak ili, Beytüşşebap ilçesi, Pirinçli köyü ve bağlı mezralarında meydana gelen terör olayları sebebiyle buradaki malvarlığına ulaşamadığından bahisle uğradığı zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle 29/12/2006 tarihli dilekçeyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Şırnak Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun ...tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan dava sonucunda, ... İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin … tarih ve E:.., K:…. sayılı bozma kararına uyularak dava konusu işlemin .../Köyüne ilişkin kısmının iptali, ... Köyüne ilişkin kısmının iptali istemi yönünden ise davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararın taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :

Davacı tarafından; ... Köyünde mayın tehlikesi olduğundan kadastro çalışmalarının tamamlanmadığı, dolayısıyla köy merkezine uzak olan malvarlığı tespit edilemediğinden dolayı adına tapu tesisi yapılamadığı, yapılan yargılama neticesinde işlemin iptaline karar verildiği, tazminat ödenmesine karar verilmesi halinde ise başvuru tarihinden önceki bir senenin hesaplanıp ödenmesi gerektiği yönünde haksız ve hukuka aykırı olarak karar tesis edildiği, bu kararın yerinde olmadığı, dosyanın incelemesinde kendileri tarafından başvurunun 2005 yılında yapıldığının görüldüğü, 5233 sayılı Kanun’un 2004 yılında yürürlüğe girdiği ve süre uzatımları ile birlikte başvuru hakkının 31/05/2008 tarihine kadar uzatıldığı, 5233 sayılı Kanun'da başvurucuların 1987 yılı ile 2008 yılları arasındaki zararlarının hesaplanarak tazminat şeklinde ödenmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, ancak yerel mahkeme tarafından yanlış bir değerlendirme içine girilerek kendilerinin sanki yeni bir başvuru yaptığı kabul edilerek başvuru tarihinden itibaren geriye dönük bir senenin tazminatının ödenmesi gerektiğine yönelik karar verildiği, yerel mahkeme tarafından verilen bu kararın gerek 5233 sayılı Kanun gerek ilgili mevzuata açıkça aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı İdare tarafından; ... köyünün kadastrosunun yapıldığı, terör bölgesine müzahir bir alan içinde yer aldığı, bu nedenle de keşif yapılmasının risk taşıdığı, bu yüzden tapu kayıtları esas alınarak verilen Zarar Tespit Komisyonu kararının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Bununla birlikte; her ne kadar …. İdare Mahkemesince, temyize konu kararın gerekçesinde "zarar tazmini cihetine gidilecekse şayet, Danıştay 10.Dairesinin güncel içtihatları da dikkate alınarak yalnızca başvuru tarihinden geriye doğru bir yıllık döneme isabet eden zararların karşılanacağı hususunun unutulmaması gerekmektedir." ifadesine yer verilmişse de, Dairemizin bu konudaki içtihadının aşağıda açıklanan noktaya geldiği aşikardır.

Nitekim, bakılan uyuşmazlıkla aynı konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 28/07/2022 tarih ve 2021/11655 Başvuru Numaralı kararında, "...Somut olayda zarar konusu olay başvurucunun mülküne ulaşmasına izin verilmemesidir. Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle mülke erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını koruyacaktır. Anlık müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahale tarihinden itibaren başlatılması makuldür. Buna karşılık süregelen müdahalelerde müdahale için spesifik ve tek bir tarihten söz edilemez. Süregelen müdahale -kesinti söz konusu olmadıkça- her an devam eden müdahaledir. Bu sebeple süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez (demir yolu hattından kaynaklanan titreşimler sebebiyle evde hasar oluşmasına ilişkin olarak yapılan benzer bir değerlendirme için bkz. Atay Elden, B. No: 2019/16301, 3/2/2022, § 53). Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir." denilmektedir. Buna göre, süregelen müdahale (uyuşmazlık bakımından davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesi) ile bu müdahale nedeniyle uğranılan zarar kesintiye uğramadığı sürece, zararın tazminine yönelik başvuru için nihai bir tarih bulunduğundan söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün - 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır.

Bu çerçevede yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafından, davalı idareye yapılan 29/12/2006 tarihli başvuru ile, 1989 yılında meydana gelen terör olayları nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kaldığı, halen köyüne geri dönemediğinden bahisle oluşan zararlarının da 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmininin istenildiği; dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacının mal varlığına ulaşamama durumunun başvuru tarihi itibarıyla devam ettiği, diğer bir ifadeyle davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesine yönelik müdahalenin kesintiye uğramadığı, dolayısıyla davacının talep ettiği zararın devam eden / süregelen zarar olduğu dikkate alındığında; söz konusu zararının tazminine yönelik başvurusunun süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir.

Temyize konu mahkeme kararında yer alan "zarar tazmini cihetine gidilecekse şayet, Danıştay Onuncu Dairesinin güncel içtihatları da dikkate alınarak yalnızca başvuru tarihinden geriye doğru bir yıllık döneme isabet eden zararların karşılanacağı hususunun unutulmaması gerekmektedir." ifadesi süre sınırlaması içerdiğinden Dairemizin en son içtihadına ve Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan içtihadına uygun bulunmakta olup, davacının talep ettiği zarar süregelen zarar olarak kabul edilerek süresinde kabul edilen başvuru üzerine davalı idare tarafından malvarlığı zararının olup olmadığı yolunda inceleme yapılarak varsa zararın tamamının tazmini gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi yolunda verilen temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararında neticesi itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,

2…. İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,

3.2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.