7. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz istemi; münhasıran nakil aracının müsaderesinin gerektiğine ilişkin olup, nakil aracının müsaderesi için gerekli yasal şartlar bulunduğu halde aracın eksik araştırma ile iadesine karar verildiğine ve re'sen belirlenecek nedenlerle araç iade kararının bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanığın temyiz istemi; savunma içeriği değerlendirilmeden haksız yere cezalandırılmasına karar verildiğine ve re'sen belirlenecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tarihinde İslahiye ilçesinde devriye görevlerini ifa eden kolluk görevlilerinin, sanığın sevk ve idaresindeki, malen sorumlu adına kayıtlı ... plaka sayılı otomobili seyir halinde görerek şüphe üzerine durdurmak istedikleri, sanığın dur ihtarına uymayarak bir süre kaçtığı ve kovalamaca neticesinde zorla durdurulduğu, sanığa araçta ne olduğunun sorulduğu, sanığın görevlilere şifahen araçta bandrolsüz sigara olduğu cevabını verdiği ve görevliler tarafından da bu esnada dışarıdan bakıldığında araç içerisindeki kaçak sigaraların görüldüğü ve neticeten sanığın rızaen teslim ettiği kaçak eşyaya mahsus tespit varakasına göre 57.363,29 TL değerinde olan araç içerisindeki 891 karton kaçak sigaranın muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve kaçak sigaralar ile nakil aracının müsaderesi istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık 10.11.2014 tarihli savunmasında; müdafi bulunmaksızın alınan kolluk ifadesindeki anlatımı ile aynı yönde beyanda bulunarak, nakil aracını kiralama şirketinden kiralamış olduğunu, kaçak sigaraları satmak amacıyla satın aldığını belirterek atılı kaçakçılık suçunu ikrar etmiştir. Yerel mahkeme tarafından 16.12.2014 tarihinde; sanığın 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, kaçak sigaraların müsaderesine, nakil aracının sahibine iadesine karar verilmiştir. Anılan kararın tüm hükmü kapsar biçimde katılan ... İdaresi adına Hazine vekili ile sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 11.12.2020 tarihli kararı ile "hükümden sonra yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin sanık lehine hükümler içermesi nedeniyle lehe kanunun belirlenerek uygulama yapma görevinin yerel mahkemeye ait olması, ele geçen kaçak sigara miktarının sanığın teşdiden cezalandırılmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi ve eksik araştırma ile nakil aracının iadesine karar verilmesi" nedenleriyle bozulmuştur. Bozma üzerine yapılan yargılamada; Sanık bozmaya karşı alınan 04.10.2021 tarihli beyanında; aracın kiralık olduğunu, sigaraların Muhammed adlı Suriye uyruklu bir şahsa ait olduğunu, olay tarihinde ücreti karşılığında Muhammed'i taşımayı kabul ettiğini, kaçak sigaralar ile ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir. Sanığa suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları uyarınca ek savunma hakkı tanındığı görülmüştür. Malen sorumlu ise; araç kiralama işi yaptığını, olay tarihinde aracı sanığa kiralamış olduğunu, kaçak sigara işinden haberinin olmadığını beyan etmiştir. Aracın suç tarihi ve öncesinde kim tarafından kullanıldığına ilişkin 01.02.2021 tarihli araştırma tutanağı, mahkemece dosya arasına alınmıştır. Sanığın uhdesinde ticari miktar ve mahiyette olan 891 karton kaçak sigara ele geçirilmiş olması ve bozma sonrası sanığın suçtan kurtulmak amacıyla vazgeçtiği kanaatine varılan 10.11.2014 tarihli ikrarına göre, atılı kaçakçılık suçunu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Her ne kadar Tebliğname'de, sanığa soruşturma evresinde ihtarat yapılmamış olması nedeniyle suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katını kovuşturma aşamasında ödemesi halinde, cezasında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerekirken, sanığa ödeme halinde yapılacak indirim oranı 1/3 olarak belirtilmek suretiyle yanıltılarak ihtarat yapılması suretiyle usulsüz ihtaratta bulunulduğu ve usulünce yapılmayan ihtarata uyularak ödeme yapılmadığından bahisle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle hükmün bozulması talep edilmiş ise de; Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.12.2023 tarihli ve 2023/7-229 Esas, 2023/650 Karar sayılı karar içeriği doğrultusunda sanığa 04.10.2021 tarihli talimat duruşmasında yapılan etkin pişmanlık ihtaratı üzerine mahkeme huzurunda kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katındaki tutarı ödeyecek ekonomik durumunun olmadığını beyan ettiği anlaşılmış olup, ödeme gücü olmadığını ifade eden sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiş, bu nedenle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki ''İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.'' şeklindeki düzenleme gereği nakil aracının müsaderesi için iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerektiği, dosya kapsamında sanık ... malen sorumlunun araca ilişkin olarak yukarıda özetlenen beyan içeriklerinin aksine delil bulunmaması karşısında nakil aracının iyiniyetli üçüncü kişiye ait olduğunun kabul edilerek iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan ... İdaresi adına Hazine vekili ile sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi adına Hazine vekili ile sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi adına Hazine vekili ile sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 11.09.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın