Sanık ...'in senet defterinin varlığını kabul edip, sanık ...'ın bunu rızası hilafına aldığını beyan etmesi karşısında senet defteri üzerinde yapılacak incelemenin dosyaya bir yenilik getirmeyeceği, katılanların beyanları, senetlerdeki imzaların ...'e, bir kısım yazıların ise ...'a ait olduğu, ...'ın eli ürünü olduğu tespit edilen yazı ve rakamlar dışındaki diğer yazı ve rakamların sanıklar ve katılanlardan ..., ... ve ...'a ait olmadığının tespitine dair ekspertiz raporu, sanık ...'ın katılanlara doğrudan satış yapmadığını kabul etmesine rağmen senetleri kendi adına icraya koyması, tanık .....'in hazırlıkta alınan kardeşi ... ve ...'ın satış yaptıkları şahısları hem paralarını alıp hem borçlandırmak suretiyle mağdur ettikleri, yönündeki beyanı nazara alındığında resmi belgede sahtecilik suçunu fikir ve eylem birliği içerisinde işledikleri yönündeki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmeyerek tebliğnamedeki ... için bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiş, gerekçeli karar başlığında yanlış yazılan suç tarihlerinin senetlerin icraya konulduğu tarihler olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüş, sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK'nun yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden sonra gerçekleşmesine rağmen 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nun karşılaştırılması suretiyle hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak: 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,