Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.11.2009 gün ve 2009/11-164 esas, 2009/275 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hüküm fıkrasında kanun yollarının süresi, mercii ve şeklinin CMK'nun 232/6. madde ve fıkrasına uygun olarak ve tereddüte mahal vermeyecek biçimde gösterilmiş olması gerektiği, somut olayda hüküm fıkrasında 7 günlük temyiz süresinin başlangıcının, hükmün sanığın yokluğunda verilmesine rağmen tefhimden itibaren başlayacağının belirtilmesi nedeniyle usulüne uygun olmayıp, yanıltıcı olduğu anlaşılmakla, sanığın temyizinin öğrenme üzerine süresinde olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmakla, "temyiz isteminin reddine" dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü: Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 03.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.