7. Ceza Dairesi

müsaderesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî düzeltilerek onama Şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; nakil aracının müsadere edilmemesine ve re'sen görülecek nedenlere ilişkindir. 2.Şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteği; müvekkil kurumun katılan olarak yapılan yargılama sonucunda lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yerel mahkemece aksi yönde karar verilmesinin usule ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. 3.Sanığın eşi ...'nun temyiz isteği; sanığın ticari amacının bulunmadığına, erteleme kararı verilmemesine ve re'sen görülecek nedenlere ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, Emniyet güçlerinin devriye görevi sırasında sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın durumundan şüphelenilerek durdurulması üzerine araçta İslahiye Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/75 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, bagaj bölümünde ve arka koltuk altında görünür vaziyette toplam 209 karton bandrolsüz ve gümrük kaçağı sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık aşamalardaki savunmalarında kaçak sigaraları içmek için aldığını beyan etmiş, bozma ilâmı üzerine gümrüklenmiş değerin iki katını maddi durumu nedeniyle ödeyemeyeceğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Malen sorumlu beyanı ve ruhsat sureti dava dosyasında mevcuttur. A. Şikâyetçi ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, ... vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Sanığın eşi ... ile Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre davaya katılma hakkı bulunmayan Tarım ve Orman Bakanlığının gerekçeli karar başlığında ''katılan'' olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Bozma ilâmına ve tüm dosya kapsamına göre sanığın kullandığı araçta ticari miktar ve mahiyette sigaraların ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Sanık savunması, malen sorumlu beyanı ve tüm dosya kapsamından, malen sorumlu ... adına kayıtlı araçta ele geçirilen kaçak sigaranın ağırlık veya hacim olarak suçta kullanılan aracın ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı anlaşılmakla 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereği aracın iadesine karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61 inci maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurları dikkate alınması gerekmekte olup, dosya kapsamına göre sanığın benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz etmeyen fiilinin, teşdidi gerektirmediği halde, temel ceza belirlenirken teşdit uygulanması suretiyle hüküm tesis edilmiş ise de, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasının son cümlesi uyarınca hükmolunacak ceza 3 yıldan az olamayacağından bu husus sonuca etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, aşağıda belirtilen düzeltme nedenleri dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 1.Adlî para cezasının taksitlendirilmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması, 2.5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlerden birinin ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adlî para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtar edilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar şekilde infaz aşamasında Cumhuriyet savcısı kararı ile de 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adlî para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebileceğinin sanığa ihtarına karar verilmesi, 3.Suça konu kaçak eşya tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin Hazîne adına irat kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollaması ile 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, isabetli bulunmamıştır. III. KARAR A. Şikâyetçi ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanığın eşi ... ile Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sanık ile katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümden eşya müsaderesine ilişkin fıkranın çıkarılarak yerine "Suça konu kaçak eşya tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin Hazine adına irat kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollaması ile 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine'' ibaresinin eklenmesi, 5237 sayılı Kanun'un 52 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasına ilişkin 9 numaralı bendinden ".. infaz aşamasında Cumhuriyet Savcısı kararı ile de 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı kanunun 81. Maddesi ile değişik 5275 sayılı kanunun 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebileceği sanığa ihtarına," ibaresinin çıkartılması ve hükmün taksitlendirmeye ilişkin 8 numaralı bendinde yer alan "10 eşit taksit" ibaresinden önce gelmek üzere "5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince" ibaresinin eklenmesi ve diğer kısımları aynen bırakılmak suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.04.2024 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap