1. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması, bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-(a-b) maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1 inci maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1 inci maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1 inci maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1 inci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2020 tarihli ve 2019/38 Esas, 2020/12 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, A.Maktul ...'ye yönelik kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, B.Katılan ...'ye yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 35/2, 29, 62, 63, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.03.2021 tarihli ve 2020/1112 Esas, 2021/664 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili, sanık müdafi ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede: 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile yeniden kurulan hükümlerle sanık hakkında, A.Maktule yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 29, 63, 62, 53, 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, mahsuba ve hak yoksunluklarına, B.Katılan ...'ye yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 29, 63, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 25 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, mahsuba ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ve Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemleri; katılan ...'a yönelik eylem kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğundan suç vasfının hatalı belirlendiğine, koşulları oluşmayan haksız tahrike ilişkindir. B.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri; maktule yönelik eylem yönünden iştirak iradesinin bulunmadığına, beraat hükmü verilmesi gerektiğine, haksız tahrikin derecesine, fazla ceza tayinine ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Aynı binada ikamet eden maktul ... ve eşi katılan ... ile maktul ... ve sanık ... ve anneleri Sultan'ın arasında banyodan su sızması nedeniyle önceye dayalı anlaşmazlık mevcut olduğu, olay günü aynı nedenden kaynaklanan münakaşa sonrasında Cennet'in çağırmasıyla sanık ...'ın konuşmak için... ın evine gittiği,... ın konuşmayı kabul etmediği, Sercan'ın kapıya sert bir şekilde vurup evden ayrılması üzerine maktul ...' ın mutfaktan bıçak alarak katılan sanık ...'ın peşinden dışarı çıktığı, olayın meydana geldiği sokakta kavga etmeye başladıkları, sanık ...'ın uzun tahta parçası ile maktul ...'a vurduğu sırada katılan sanık ...' ın arkasından evden ayrılan eniştesi maktül ...'in de elinde bıçakla olay yerine geldiği ve onun da kavgaya dahil olduğu, üçünün yaşadığı arbede sırasında sanığın saldırı ve eylemlerini sürdürerek maktul ...'in eylemini kolaylaştırdığı, maktul ...'ın, ...'in eylemine karşı direncini kırdığı, kısa müddet sonra katılan ...'ın da olay yerine geldiği, ilk önce sanık ... ile Murat arasında yaşanan boğuşmaya maktul ...'in bıçakla gelerek, Sercan yanında katıldığı, bu mücadele devam ederken katılan ...'ın kardeşi...a yardım için olay yerine geldiğinde sanık ...'ın onu engellediği ve bıçakla saldırarak katılan ...'ın adli tıp raporuna göre sanığın eylemi nedeniyle sternum altından 2*3 cm boyutlarında göğüs ve batına nafiz olmayıp basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmasına neden olduğu, süren kavgada maktül, ... ve...ın almış oldukları bıçak yaraları sonucu hayatlarını kaybettikleri olayda; 2.Sanığın katılana yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden suç vasfına ilişkin olarak mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, tebliğnamedeki eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna dair bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. 3.Sanığın maktule yönelik kasten öldürme suçundan maktul ... ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, katılan ...'a yönelik eylem yönünden taraflar arasında olay öncesinde bir husumet bulunmadığı, sanığın mağdura bıçakla bir kez vurduğu, engel bir durum bulunmamasına rağmen eylemine kendiliğinden son verdiği birlikte değerlendirildiğinde kastının yaralamaya dönük olduğu, eylemlere uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, anlaşıldığından hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.03.2021 tarihli ve 2020/1112 Esas, 2021/664 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemisi Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve sanıklar müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1 inci maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1 inci maddesi gereği, katılan ...'ye yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden oy birliğiyle; maktul ...'ye yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden oy çokluğu ile Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2024 tarihinde karar verildi. (M) KARŞI OY Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar.Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Bilindiği gibi; ceza yargılaması, failin suçu işlediği yönünde hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte şüphe bulunup bulunmadığının tespit edildiği soruşturma evresi ile başlar ve kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte herhangi bir delil elde edilememesi ya da en azından kuşku bulunamaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına, dava açılmasını gerektirir yeterlilikte bir şüphe veya delil bulunması halinde ise iddianame tanzim olunarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde kanunda belirtilen hükümlerden birinin verilmesi ve hükmün kesinleşmesi ile sona erer. Kovuşturma evresi sonucunda mahkemece değerlendirilen deliller, suçun var olduğu ve yargılamaya konu olan fiilin sanık tarafından işlendiği hususunda yeterli vicdani kanaat oluşturuyorsa mahkûmiyet hükmü kurulacak, aksi durumda sanığın beraatıne karar verilecektir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Sanık ...'ın Mağdur ...'yi sternum altında solda yaklaşık 2x3cm boyutunda bıçakla yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmayıp, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmayacak şekilde yaralaması, Otopsi tutanağına göre Maktul ...'de ki Sol kaş üzerinde 4x3 cm'lik ekimozlu sıyrık, sol kaşta şişlik, çene solda, üst dudak sol üstünde küçük ekimozlu sıyrıkların sanık ... tarafından tahta parçasıyla maktul ... gelmeden meydana getirilmesi, Maktul ...'nin yine otopsi raporundaki sternum 2 cm solunda 2. İnterkostal aralık hizasında üst ucu künt alt ucu keskin 4 cm'lik kesici delici alet yarasının, sağ meme başı 3 cm. alt lateralinde, ön aksiller hat hizasında bir ucu künt bir ucu keskin, künt ucu hafif çentiklenmiş 3,5 cm.lik kesici delici alet yarasının, sağ önkol dış yüz üst kısımda 1 cm.lik bir ucu keskin bir ucu künt kesici delici alet yarasının, ,Sternum solundan giren kesici delici aletin cilt, ciltaltı, kas seyirle 3. kotu keserek 2. ve 3. interkostal aralık seviyesinden göğüs boşluğuna girip, sol akciğer, perikard ve pulmoner arter yaralanmasına neden olan, sağ meme başı 3 cm altından giren kesici delici aletin cilt ciltaltı ve kas seyirle, 3. ve 4. kotları keserek 2-4. interkostal aralıklar hizasından göğüs boşluğuna giren, sağ akciğer üst lob uç kısımda ufak yaralanmaya neden olan bu iki yaranın müştereken ve tek başlarına öldürücü nitelikteki, sağ önkol dıştan giren kesici delici aletin cilt cilt altı seyirli olup, kişinin yaşamını tehlikeye sokmayan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olan darbelerin maktul ... tarafından meydana getirilmesi, Maktul ...'nın otopsi raporundaki Sol zigoma üzerinde, boyun solda, sağ el bileği dış yüzde sıyrıklar, sol ramus mandibula altında 1 cm.lik KDA'ye bağlı cilt-cilt altı kesisi, batın sol alt kadranda midklavikular hat hizasında, krista iliaka 6 cm superiorunda 3,5 cm.lik üst ucu keskin alt ucu künt KDAY şeklindeki 2 adet kesici-delici alet yarasının, batın sol alt kadrandaki yaranın ince ve kalın bağırsak, sol iliak arter yaralanması ve iç kanama yaparak ölümü meydana getirdiği, alt çene sol alt taraftaki kesik vasıfta cilt-cit altı seyirli yaranın hayati tehlike yapmaksızın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif yaralanma olduğu, ölümünün kesici-delici alet yaralanmasına bağlı ince ve kalın bağırsak, sol iliak arter yaralanması ve iç kanama sonucu meydana geldiği, bu yaralamaların maktul ... tarafından meydana getirilmesine karşılık, Her ne kadar sanık ... hakkında maktül ...'ı öldürmek suçundan kamu davası açılmış ise de, olayın hemen sonrasında maktül ...'nin oğlu olan 2008 doğumlu ...'nin sanık ...'ın babasının elindeki bıçağı görünce evin önündeki sopalardan birini aldığını, babasının Sercan'ın üzerine gittiğini, kiracı ...'in de üzerine gelerek babasının üzerine zıpladığını, elinde parlayan bir şeyi gördüğünü, parlayan şeyi vurduğunu, babasınında elindeki bıçağı ...'e vurduğunu ifade etmesi, ikizi olan Muhammed Raşit'inde aynı yönde beyanda bulunması, Katılan ...'ın olayın hemen akabinde sıcağı sıcağına alınan 11.10.2018 tarihli soruşturma beyanında Sercan'ın elindeki sopayı zorlayarak bir bölümünü kendi eline aldıktan sonra ".. Sercan'ın elinde bir anda bıçak gördüm, bıçak ya elindeydi ya da cebinden aldı, o esnada farkına varmadım, bıçağı eline alır almaz bana savurdu ve karın bölgemden beni yaraladı, Sercan tekrar geri dönerek bana saldırma ... yerde yatıyor, ona bir şey olursa seni öldürürüm dediğini ifade etmesi, Sanık ...'ın olay yerine giderken silahsız olmasının herhangi bir şekilde suç işlemek amacı ile olay yerine gitmediğini göstermesi, Sanık ...'ın maktulü öldürme veya onu ağır bir şekilde yaralamak amacı ile gitmiş olması halinde mutlaka silahlı olarak (tabanca, bıcak veya delici kesici bir alet ) gitmesi veya maktul ... ile beraber olay yerine gitmeleri gerektiği, Sanık ...'ın olay yerine silahsız tek başına gitmiş olması, maktul ...'in daha sonra gelmesi, maktul ...'in, maktul ...'ın sanık ...'a bıçakla saldırmasının etkisi ile olay yerine bıçakla gelmesi, Maktul ...'ın otopsi tutanağında belirtilen Sol kaş üzerinde 4x3 cm'lik ekimozlu sıyrık, sol kaşta şişlik, çene solda, üst dudak sol üstünde küçük ekimozlu sıyrıkların sanık ... tarafından dışarıdan elde ettiği tahta parçası ile TCK'nın 25 inci maddesi kapsamında maktulün kendisine yönelik silahlı saldırısını def etmek amacı ile meydana getirilmesi, Dosyada dinlenen hiç bir şahsın sanık ...'ı maktul ... geldikten sonra maktul ...'la birbirlerine yönelik silahlı saldırıları sırasında maktul ...'e yardımcı olmak amacı ile maktul ...'a tahta ile bu sırada vurduğu, vurmaya çalıştığı veya maktul ...'ın kaçmasını engellemeye çalıştığı veya maktul ...'in, maktul ...'a bıçakla vurmasını kolaylaştırdığı yönünde suçlayıcı beyanlarının olmaması, kaldı ki başlangıçtaki maktulün kendisine bıçakla yaptığı saldırıyı def etmek amacı ile meşru müdafaa kapsamındaki hamlelerinin maktulün direncini kırdığından veya direncini kırmak amacıyla yapıldığından bahsedilemeyeceği gibi, zaten bu sırada maktul ...'in gelip gelmeyeceğinin, bıçakla saldıracağının belli olmadığı, sanık ...'ın bu davranışlarının maktulün kendisine bıçaklı saldırıdan kurtarmak amacı ile yasal savunma kapsamında yaptığından daha sonra maktul ...'in yapacağı eyleme katkı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Katılan ... olay yerine geldiğinde zaten maktullerin birbirlerine öldürücü darbeler yapmış oldukları için sanık ...'ın bu sırada katılan ...'ın maktul ...'a yardımını engellemek için yaptığı ileri sürülen sternum altında 2*3 cm'lik btm ile giderilemez şeklindeki tek darbenin de ...ın maktule yardımını engelleyecek boyutta olmadığı, katılan ...'ın başkaca yaralanmasının olmadığı, ayrıca bu sırada maktul ...'in de maktul ... tarafından ölümcül darbelerle yaralanmış olduğu, ayrıca sanık ...'ın katılan ...'a "...'e bir şey olursa seni öldürürüm" demesinin de katılan ...'ın maktul ...'e saldırısını önlemek amacıyla söylenmiş bir söz olduğu, bu şekilde davranışının maktul ...'in daha ağır zarar görmesini engellemeye yönelik olduğu, sanık ...'ın birlikte hareket ettiği iddia edilen maktul ...'inde maktul ...'ın darbeleriyle hayatını kaybetmiş olduğu, Sanık ...'ın maktul ... ile birlikte fikir ve irade birliği içerisinde hareket etmiş olması halinde her ikisinin silahlı olarak olay yerine gelip maktul ...'ı rahatlıkla öldürebileceklerinin ve maktul ...'inde hayatını kaybetmemiş olacağının da gözden uzak tutulmaması gerektiği, Sonuç olarak sanık ...'ı maktul ... geldikten sonra maktul ... ile maktul ... arasında gelişen karşılıklı ölümüne saldırgan davranışlar sırasında hareketsiz kalmış olduğu dikkate alınarak sanık ...'ın maktül ...'ı ...'in eyleminin gerçekleştireceğini bilerek veya öngörerek yaralama perdeleme ve engelleme yapma şeklinde eyleme TCK'nın 37 ve 39. maddeleri kapsamında iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak delil elde edilememesi yanında eylemin son aşamasında katılan sanık ...'ın katılan ...'a yönelik bıçak kullandığı sabit ise de, bu bıçağın maktüller Murat ve ...'in yaralanmaları nedeni ile hakimiyetlerinden çıkan bıçaklardan olabileceği maktul ...'taki meydana gelen kesici delici alet yaralanmalarının birden fazla bıçak sonucu gerçekleştirildiğine dair bir delilde elde edilemediği, sanık ...'ın maktul ...'a bıçakla saldırısından hiçbir şekilde bahsedilmediği, zaten kendisinde bıçak bulunması halinde maktul ...'ın bıçaklı saldırdığında ona bıçakla karşılık verebileceği halde dışarıdan bir tahta parçası bularak onunla karşılık verdiği nazara alındığında maktul ... tarafından ani bir kasıtla işlenen, sanığın müdahale edemeyeceği öldürme fiilinden sorumlu tutulmasının adalet, hakkaniyet, önceden belirlilik ilkeleriyle bağdaşmayacağı, başka bir anlatımla böyle bir kararın adil olmayıp, haksızlığa neden olacağı sanığın üzerine atılı maktul ...'ı kasten öldürme suçunu işlediği sabit olmadığından "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine göre CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. 03.07.2024

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap