7. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Şikâyetçi Maliye Hazinesi vekilinin temyiz istemi üzerine, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla suçtan zarar görenin Gümrük İdaresi olduğundan, şikâyetçi Maliye Hazinesi vekilinin suçtan zarar görmediği, davaya katılma ve kararı temyiz etme hakkının bulunmadığı, Sanığın temyiz istemi üzerine, sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz nedenleri; cezada indirim yapılmasına, hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, önleme araması kararına istinaden, kolluk görevlilerince uygulama noktasında durdurulan, temyiz dışı ...'ın sevk ve idaresindeki, sanık ... ile temyiz dışı ...'in bulunduğu ... plakalı aracın bagajdan ön bölümüne doğru alt kısımdan zula yapıldığının fark edilmesi üzerine sökülerek yapılan kontrolünde 220 karton gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiştir. Sanığın ve araçtaki diğer şahısların beyanları doğrultusunda zuladaki kaçak sigaralardan yalnızca sanığın haberdar olduğu anlaşılarak sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında, arkadaşının annesi adına kayıtlı aracı Fırat isimli arkadaşından kiralayarak zula yaptırdığını, suça konu kaçak sigaraları satmak amacıyla yerleştirdiğini, araçtaki diğer şahısların haberdar olmadığını ifade etmiştir. Bozma sonrası, gümrük vergilerini ve gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödemek istemediğini ifade etmiştir. Sanığa etkin pişmanlık hususunda usulüne uygun ihtaratın yapıldığı, kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Malen sorumlu vekili beyanında, aracın müvekkiline ait olduğunu, sanığa kiraladıklarını, zulanın yapılmasından ve suçtan sonradan haberdar olduklarını ifade ederek aracın iadesini talep etmiştir. Sanığın tekerrüre esas sabıkasının kaçakçılık suçu olduğu anlaşılmakla, Mahkemece yapılan araştırmada uyarlama yargılaması yapılmadığı, hükmün aynen infazına karar verilerek kesinleştiği görülmektedir. A. Şikâyetçi Maliye Hazinesi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçu kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar görenin de Gümrük İdaresi olduğu cihetle, Maliye Hazinesinin suçtan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında, Maliye Hazinesi vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden 1. Tüm dosya kapsamına göre, sanıkta ele geçirilen gümrük kaçağı eşyaların yakalanış şekli, sanığın ikrara yönelik savunmaları gözetildiğinde, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 3. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; Suçta kullanılan nakil aracındaki zulanın masrafları sanıktan alınarak sökülmesi suretiyle hak sahibine iadesine karar verilmesi gerektiğinin ve 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hüküm fıkrasında uygulama maddesinin gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, dışında hukuka aykırılık görülmemiştir. III. KARAR A. Şikâyetçi Maliye Hazinesi Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, şikâyetçi Maliye Hazinesi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 15 numaralı kısmının çıkartılarak "suçta kullanılan ... plakalı nakil aracının iyiniyetli 3. kişiye ait olduğu, 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan koşulların oluşmadığı cihetle müsaderesine yer olmadığına, araçta bulunan zulanın, masrafları sanıktan alınarak sökülmesi suretiyle hak sahibine iadesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.04.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın