12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı -----, idaresindeki ---- plakalı araç ile 04.06.2019 tarihinde ---- mahallesi yönünden ----- mahallesi yönüne seyir halindeyken müvekkilinin eşi ---- sevk ve idaresindeki----- plakalı araca çarptığını, davalının bu fiili müvekkilinin eşi --- ile 2 yaşındaki kızı ----- ölümüne, müvekkili ---- ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, ayrıca müvekkilinin ölen eşine ait---- marka aracının da bu olayda pert olduğunu, davalı ----- kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, trafik kurallarını ihlal edici ağır kusurlu davranışları bu kazanın olmasına yol açtığını, olayla ilgili yargılama sonucunda; ---- Ağır Ceza Mahkemesi ----esas numaralı dosyasında davalı ---- 5 yıl 11 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49/1. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85/1. maddesine göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, yine KTK m.91/1'e göre işletenlerin, bu kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğunu, bu madde ile sigorta şirketi işletenin aynı yasanın 85/1. Maddesinde öngörülen hukuki sorumluluğunu üzerine almış bulunmakta olduğunu, davalı ----- Şirketi kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenlediğini, bu nedenle, davalılardan ---- sürücü, ----- araç sahibi ve ----- Şirketinin de poliçe teminat limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla sigorta eden sıfatıyla zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, TBK m.53 ölüm hâlinde uğranılan zararları saydığını, 3. bentte ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar hükmüne yer verdiğini, kazada vefat eden -----38 yaşında, ülke çapında faaliyet gösteren bir marketler zincirinde çalışmakta olduğunu, aynı zamanda babasından kalan toprakları da işleyen biri olduğunu, ---- ölüm olmasaydı. yaşamın ve olayların normal akışı içinde mevcut bakma ilişkisi uyarınca eşi olan davacı müvekkiline bakması beklenen kimse olarak tanımlanan varsayımlı destek olduğunu, ---- hayatının en verimli çağında olduğunu, kendisini ve ailesinin geçimini rahat bir şekilde sağlamakta olduğunu, küçük ----- için de; ölüm olmasaydı, yaşamın ve olayların normal akışı içinde kurulacak bakma ilişkisi uyarınca bakması beklenen kimse olarak tanımlanan varsayımlı destek olduğunu, ----- iyi bir eğitim görüp meslek sahibi olmasının pek mümkün olduğunu, her halükarda ise----- gelir getiren bir işte çalışarak ailesine destek olacağı, ileride onlara bakacağının kuvvetle muhtemel olduğunu, olayların olağan akışına göre, eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte yardım sağlayacak olan kimse destek sayıldığını, diğer yandan. genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı da çocuğun büyüdüğünde anne ve babasına belirli bir düzeyde destek olacağını gösterdiğini, çocuğun anne veya babasına hiç destek olamayacağı kabul edilemeyeceğini, çünkü desteğin mutlaka para veya maddi katkı şeklinde olmayabileceğini, bunun dışında çeşitli hizmet ve yardımlar ile de destek olunabileceğini tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve şimdilik kaydıyla 20.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve pert olan ---- plakalı araç için 10.000.00 TL, (Onbin TL) tazminatın davalılardan (davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sınırlı kalması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı müvekkili ----- verilmesine, tazminata kaza tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve şimdilik kaydıyla 5.000.00 TL (Beş Bin Türk Lirası) İş görememeye ilişkin tazminatın davalılardan (davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sınırlı kalması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı müvekkili ----- verilmesine, tazminata kaza tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, yaşanan manevi acının bir nebze karşılığı olması için 200.000.00 TL (İkiyüz Bin Türk Lirası) manevi tazminatın davalılar ----- müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı müvekkili ----- verilmesine verilmesine, tazminata kaza tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı----Vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle başvuru sahibi dava açmadan önce usuli işlemler gereği müvekkili şirkete başvurduğunu ancak bu başvuru eksik evrak ile yapıldığıdan kendisinden eksik evrakların temini talep edilmiş ise de bu taleplerine dönüş yapılmadığını, gereken belgeler sunulmadığından müvekkili sigorta şirketine başvurusunu usuli olarak tamamlamayan davacının başvurusunun usulden reddi gerektiğini, kazaya sebebiyet vererek, davacının aracının perte çıkmasına, destekten yoksunluğuna ve malul kalmasına neden olduğu iddia edilen, ---- Plakalı aracın müvekkili ----- nezdinde TRAFİK sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, geçici işgöremezlik tazminatı taleplerinin Trafik Sigortası Genel Şartları, Poliçe Özel Şartları ile Karayolları Trafik Kanunu hükümleri itibariyle, poliçe teminatına dâhil olmadığını, davacının maddi tazminat taleplerinin sadece tedavi masrafları ve sürekli sakatlık hallerinde poliçe teminatı dâhilinde değerlendirilebilecek olduğunu, söz konusu taleplerinin makbul ve muteber belgelere dayanması gerekli olduğu gibi, bu hususun miktar ve kusur yönünden mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonunda tespit edilmesi gerekli olduğunu, ZMMS genel şartları uyarınca; bakıcı giderleri sağlık gideri teminatı kapsamından çıkarılarak sürekli sakatlık teminatı kapsamına dâhil edildiğini, ayrıca zmms genel şartlarında teminat kapsamında sayılmayan geçici işgöremezlik tazminatının da artık sigortalı tarafından talep edilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, davacının maluliyet tazminatı taleplerinin artık sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulan sakatlık raporunu kabul etmediklerini, yargılama makamı olan mahkeme tarafından Yargıtay İçtihatlarına uygun, sakatlık oranını belirleyen rapor aldırılmasını talep ettiklerini tüm bu nedenlerle davacı tarafından açılan davanın reddine, davacının iddia ettiği maluliyet miktarının ve illiyet bağının tespiti için Adli Tıp Kurumu’ndan maluliyet raporu alınmasına karar verilmesini, “Kusur oranı” ve “Tazminat miktarı”nın tesbiti yönünden mahkemece hazineye kayıtlı bir aktüer tarafından bilirkişi tetkikatı yaptırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tarafları ----- ikamet etmekte olduklarını, dolayısıyla müvekkillerine yöneltilen işbu haksız dava için yetki itirazında bulunduklarını, kanun koyucunun, çok sık karşılaşılan ölümlü ve yaralanmalı trafik kazaları sebebiyle oluşan zararların giderilmesine yönelik hükümler koyduğunu, buna göre zararların tazmini için birtakım işlemlerin yapılması ve öncelikle zorunlu olarak sigortaya yazılı şekilde başvuru yapılması gerekmekte olduğunu, başvurunun usule uygun olmayıp eksik yapıldığını, eksikliğin tamamlanması için süre verilmeksizin davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu md. 97’de aynen “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” hükmü yer almakta olduğunu, sigorta kuruluşuna ön başvurunun dava şartı olduğunu, ön başvurunun usulüne uygun yapılmadığını,, gereken prosedür izlenmeden müvekkillerine yöneltilen davanın haksız olduğunu, ayrıca davacı tarafın talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş miktarda olduğunu, bu durumun yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle de sabit hale geleceğini, davacının talep ettiği maddi tazminat miktarının uğradığı zararların ötesine geçmekte, adeta bir kazanç elde edimi amacına dönüşmekte olduğunu, bu sebeple davacının maddi tazminat taleplerine itiraz ettiklerini, aynı şekilde manevi tazminat, lehine hükmedilen kişi için bir zenginleşme sebebi olamayacağı gibi, aleyhine hükmedilen için de bir ceza niteliği taşımaması gerektiğini, ancak davacının talep ettiği miktarın elem ve üzüntünün giderilmesi amacından çok müvekkiline yüklenmeye çalışılan bir ceza niteliğinde olduğunu, bu nedenle davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun ve fahiş manevi tazminat istemlerinin de reddini talep ettiklerini tüm bu nedenlerle davanın önce usulden, usul itirazlarımız kabul edilmezse müvekkilleri açısından esastan reddine, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın