Hükümlü ... hakkında verilen 08.07.2004 gün ve 2000/280 esas, 2004/268 karar sayılı hükmün Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 21.04.2005 gün 2005/2-2060 E/K sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmesinden sonra mahkemece 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi gereğince suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun olaya ilişkin tüm hükümlerinin karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın belirlenmesi amacıyla evrak üzerinde yapılan uyarlama sonucu verilen ve esasen temyiz yasa yoluna tabi olan 27.06.2005 tarihli ve aynı sayılı ek kararın tebliği işleminin hüküm fıkrasında başvurulabilir yasa yolunun "itiraz" olarak yanıltıcı şekilde belirtilmesi nedeniyle geçersiz olduğu ve kararın bu nedenle usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla; hükümlü ... müdafiinin 03.10.2005 havale tarihli itiraz dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulüyle, temyizin 27.06.2005 tarihli ek karara yönelik ve süresinde olduğu kabul edilip uyarlama sonucu kurulan bu hükmün usulüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle sonradan verilen itirazın reddine ilişkin ek kararı ile itiraz mercii olan İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.10.2005 gün 2004/455 D. İş sayılı itirazın reddine dair kararının hukuken geçersiz olduğu da belirlenerek,

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
10.04.2013 BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 2/2. maddesi ile bu yasa yerine yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 7/2. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise fail lehine olan Kanunu 5252 sayılı Yasaya göre belirlenecektir. Anılan Yasanın 9. maddesinde "lehe yasanın derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği" kabul edilerek asıl olanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede sözü edilen haller eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Evrak üzerinde yapılan incelemede, suçun unsurlarının tartışılması, yeni yasanın verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmadığna karar verilmesi, hükmün niteliğinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebin yerinde olduğuna veya olmadığına karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.05.1999 gün 104/113 ve 06.10.1998 gün 224/297 sayılı kararlarında duruşma yapılarak verilip kesinleşen bir hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapılması aksine bir düzenleme olmadığı takdirde ancak duruşma yapılarak verilecek yeni bir hükümle mümkün olduğu kabul edilmiştir. Davanın esasını çözen ya da değişiklik yapan sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar dahi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu K765 md.2/2 K5237 md.7/2 K5320 md.8/1 K1412 md.305 K1412 md.318 K647 md.6 K297 md.8/1 K5252 md.9 K5252 md.9/3 CMK md.231 TCK md.7/2 K1412 md.321 K5728 md.562