11. Ceza Dairesi
Sanığın, başka suçtan yakalandığında, hakkında yapılan adli soruşturma sırasında gerçekte var olan ...'ın kiml ik bilgilerini kullanmaktan ibaret eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 343/2. maddesinde tanımlanan yalan beyanda bulunmak, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun ise 268/1 yoluyla 267/1. maddesinde tanımlanan iftira suçuna uygun bulunduğu ve gerçek kimliğin görevlilerce tespit edilmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümleri uygulanamayacağından 765 sayılı TCK hükümlerinin lehe olduğu gözetilmeden, lehe olan Yasanın belirlenmesinde yanılgıya düşülerek, bildirilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişiye ait olması durumunda uygulanan 5237 sayılı TCK'nun 206. maddesi uyarınca yazılı şekilde karar verilmesi, yasaya aykırı ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “yalan beyanda bulunmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suçun işlendiği 23.09.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. A.Ç.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın