Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273-288 sayılı içtihatında açıklandığı üzere vergi incelemesine esas olmak üzere istenilen 2003 takvim yılına ait defterlerin kaybolması nedeniyle incelemeye ibraz edemediğini savunan sanığın işyerinde vergi incelemesi yapılması zorunluluğu bulunmadığı, 213 sayılı Kanunun 139/2. maddesindeki istisnai şartların varlığının kabulü gerekeceği cihetle tebliğnamedeki suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığına ilişkin görüşe iştirak edilmemiş, sanığa yüklenen "defter ve belgeleri ibraz etmemek" suçundan hükmolunan kısa süreli hapis cezasının para cezasına çevrilmeyeceğinin mahkemece takdir olunması karşısında, 11.10.2007 olan suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı VUK'nun 359/a-2 maddesinin uygulanması halinde hükmolunacak kısa süreli hapis cezasının alt sınırının 6 ay, 5728 sayılı Yasa ile değişik 213 sayılı VUK'nun 359/a-2 maddesindeki temel cezanın ise 1 yıl hapis olması nedeniyle mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan duruşmaya, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
09.04.2013 BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 288 sayılı içtihatında açıklandığı üzere vergi incelemesine esas olmak üzere istenilen 2003 takvim yılına ait defterlerin kaybolması nedeniyle incelemeye ibraz edemediğini savunan sanığın işyerinde vergi incelemesi yapılması zorunluluğu bulunmadığı, 213 sayılı Kanunu 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Öte yandan ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.05.2011 gün ve 99/104 sayılı kararında açıklandığı üzere; defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyaının tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve 213 sayılı Yasanın 13. maddesinde düzenlenen durumlarda veya kastı ortadan kaldıran diğer hallerin kanıtlanması dışında, vergi ziyaının varlığının kabulü de zorunludur. Bir başka anlatımla yukarıda değinilen haller dışında mefruz (soyut) vergi ziyaı bulunduğu kabul edilmeli, müspet (somut) vergi ziyaının varlığı aranmamalıdır. Kaldı ki, 29.07.1998 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5369 sayılı Yasa ile 213 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ile vergi kaçakçılığı suçlarında "vergi ziyaının varlığı" suçun unsuru olmaktan çıkarılmış, defter ve belgeleri gizleme halinde, suçun oluştuğu hükme bağlanmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; 2003 takvim yılına ilişkin defterlerini vergi incelemesine esas olmak üzere vaki istem üzerine merciine teslim etmediğinden bahisle eylemine uyan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu K288 md.139/2 K213 md.2 K5320 md.8/1 VUK md.359 K5271 md.231 CMK md.231 K5369 md.2 K104 md.13 K5728 md.2 K1412 md.321