7. Ceza Dairesi 2007/16257 E. , 2011/3344 K.
"İçtihat Metni"5179 sayılı Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'a aykırılık suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 29/ı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 50/1, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 99.maddeleri gereğince 5.666 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Muğla Sulh Ceza Mahkemesinin 24/05/2007 tarihli ve 2006/651 esas, 2007/237 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 23.10.2007 gün ve 53311 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2007 gün ve KYB. 2007/235040 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 5179 sayılı Kanun'un 29/ı ve 5237 sayılı Kanun'un 62.maddeleri gereğince doğrudan verilen adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının infaz rejimlerinin farklı olması sebebiyle içtima ettirilemeyecekleri gözetilmeden her iki cezanın toplanmasına karar verilmesinde,
Gerekçeli kararda dosya kapsamına aykırı olarak başka bir suça ilişkin gerekçe bölümünün eklenmesi suretiyle kararda karışıklık yaratılmasında isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay C.G.K.nın 18.09.2007 gün ve 2007/162 Esas, 2007/177 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6.maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Kanun yararına bozmaya konu karar sanığın yüzüne karşı verilmiş olup başvuru yönünden tefhim yeterli bulunduğu halde yanıltıcı bir ifade ile tebliği de sürenin başlangıcına ölçü alması, yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği ve bu nedenle kararın kesinleşmediği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 05.04.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.