20. Hukuk Dairesi
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı Şirket, 2018/82212 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunmuş, davalı gerçek kişiye ait 2015/104536 sayılı "... ... ..." ibareli markaya dayalı olarak bu başvurunun, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca 43. sınıf hizmetler yönünden kısmen reddine karar verilmiş, bu kararın iptali için açılan davada, ilk derece mahkemesince söz konusu işaretler arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizce, anılan taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda özetlenen kararı ile de Dairemiz kararı bozulmuştur. Gerek Dairemizce gerekse Yargıtay 11. Hukuk Dairesince, dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, redde mesnet markada ise bu ibare ile birlikte "..." ibaresinin de asli unsur olarak kullanıldığı kabul edilmiştir. O halde, Dairemiz kararı ile Yüksek Daire kararı arasındaki farklılık, başvurunun asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinden farklı olarak redde mesnet markada "..." ibaresine de asli unsur olarak yer verilmesinin, markalar arasında ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olup olmadığı hususudur. Taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." ibaresinin, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan 43. sınıf hizmetler herhangi bir tanımlayıcılığı olmayıp, ayırt edici niteliği bulunmaktadır. Bu ibarenin her iki markada da asli unsur olarak kullanıldığı hususunda da bir tartışma yoktur. O halde, redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan kelimelerden biri olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen ve tek başına asli unsur olarak kullanılması, özellikle her ne kadar redde mesnet markada "..." ibaresine de asli unsur olarak yer verilmiş ise de bu markada, Türkçe'de tarafından anlamına gelen "..." ekine yer verilmek suretiyle vurgunun "..." ibaresi üzerine toplanması birlikte değerlendirildiğinde, taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, en azından dava konusu başvurunun kapsamındaki hizmetlerin ortalama tüketicilerince taraf markalarının ilişkilendirileceği, bu haliyle başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı kanaatine varılmıştır. Zira, redde mesnet markada yer verilen ve başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden ayırt edicilik taşıyan "..." ibaresini, dava konusu başvuruda tek asli unsur olarak gören ortalama tüketicilerin, dava konusu başvuruyu, redde mesnet marka ile karıştırmaları ya da ilişkilendirmeleri kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır. Tüm bu hususlar gözönünde bulundurulduğunda, Yargıtay bozma ilamındaki bozma sebebine iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın