Danıştay 13. Daire Başkanlığı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/2391 E. , 2023/6223 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:
Davacı tarafından, 01/07/2013 - 31/05/2014 tarihleri arasını kapsayan dönemde taahhüt süresi dolmadan önce taahhüdü sonlanan 183.239 hatta, ... tarih ve... sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (Kurul) kararına aykırı olarak 3.348.865,19-TL fazladan cayma bedeli yansıtıldığından bahisle, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin 12. ve 44. maddeleri uyarınca 2013 yılı net satışlarının onbinde ikisine karşılık gelen 1.867.855,55-TL idari para cezası verilmesine ve 3.348.865,19-TL'nin kararın tebliğinden itibaren 4 ay içerisinde abonelere iade edilmesine, 31/05/2014 ila Kurul kararının tebliğ edildiği tarihe kadar geçecek süre içerisinde (varsa) abonelere fazladan uygulanan cayma bedellerinin hesaplanarak, kararın tebliğinden itibaren 6 ay içerisinde abonelere iade edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile bu kararın uygulanmasına ve tebliğine ilişkin işlemler ve bu işlemlere karşı yapılan 18/12/2015 tarihli itirazın cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararının 1. maddesi gereğince, davacı şirket tarafından, abonelik sözleşmesine ek nitelikte hüküm ve şartlar ihtiva eden taahhütname, kampanya, katılım formu, sözleşme gibi belgelerde bulunan cayma bedeli gibi ödemelerin, taahhüde aykırılığın oluştuğu döneme kadar aboneye sağlanan indirim, cihaz veya diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı kalması, ancak aboneden taahhüt kapsamında tahsil edeceği belirlenen bedellerin henüz tahakkuk etmemiş kısmının toplamının, bu tutardan düşük olması hâlinde sınır değeri olarak abone lehine olan tutarın esas alınması gerektiği, olayda, Kurul'un anılan kararının 1. maddesinde yer alan "tahakkuk" ibaresinin davalı idarece, abonelerin hizmetten faydalanmaya başladığı tarih olarak kabul edildiği, davacı şirket tarafından ise abonelere hizmetin sunularak ücretlerin tahakkuk ettirildiği yani abonelere faturalamanın yapıldığı tarih olarak kabul edildiği görüldüğü, davacı şirketin öngördüğü uygulama ile cayma bedeli hesaplanırken tahakkuk eden ay sayısı 1 ay eksik hesaplanmakta ve aboneye bir aylık hizmet bedeli kadar fazladan cayma bedeli yansıtılmakta olduğu, bu şekilde de, abonelerin taahhütlerinden vazgeçtikleri aya ilişkin ücretin davacı şirket tarafından hem cayma bedeli olarak abonelere yansıtıldığı, hem de aylık hizmet bedeli olarak aboneler adına ikinci kez faturalandırıldığı, bu durumda, davacı tarafından, söz konusu uygulamanın bazı aboneler lehine sonuçlar doğurduğu ileri sürülmüş ise de, tahakkuk ibaresinin abonelere faturalamanın yapıldığı tarih olarak kabul edilmesinin tüketici haklarını ihlâl ettiği anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Davacı tarafından, 01/07/2013 ile 31/05/2004 tarihleri arasında tespit edilen hususlar nedeniyle,15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği uyarınca işlem tesis edildiği ileri sürülmüş ise de, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği yürürlüğe girmeden önce Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik'in yürürlükte olduğu, anılan Yönetmelik'in "İşletmecinin Cirosunun %2'sine (yüzde iki) Kadar Uygulanacak İdari Para Cezaları" başlıklı 11. maddesinin, (a) bendinde, "İşletmecinin, tüketici haklarına ilişkin kurum düzenlemeleri ve Yetki belgesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi, tüketiciye yanlış veya yanıltıcı bilgi vermesi" hususunun kurala bağlandığı, dolayısıyla söz konusu Yönetmeliğe göre de uyuşmazlık konusu fiilden ötürü davacı şirkete cirosunun %2'sine kadar idari para cezasının uygulanabileceği, oysaki dava konusu Kurul kararı ile davacıya 2013 yılı net satışlarının %0,02'sine (onbinde ikisi) karşılık gelen idari para cezasının uygulandığı, yine davacı tarafından, dava konusu idari para cezası tesis edilirken "uyarı" mekanizmasının göz ardı edildiğinin ileri sürüldüğü, uyarı yaptırımının, para cezasına nispetle daha hafif olmakla birlikte, idarenin düzenleyici işlemi ile kanun koyucu tarafından açıkça yaptırım olarak para cezası öngörülen fiiller hakkında, yaptırım türünün değiştirilmesi mümkün olmadığından, ilgili Yönetmelik maddesiyle kanunilik ilkesine aykırı olarak 5809 sayılı Kanun'da yer almayan "uyarı" müessesesinin getirilmesi karşısında, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği ile hukuka aykırı olarak getirilen "uyarı" müessesesinin bakılan uyuşmazlıkta uygulanmasına imkân bulunmadığı;
Ayrıca, davacı tarafından bireysel aboneler ile kurumsal aboneler arasında ayrım yapılmasının zorunlu olduğu, Kurul'un 14 sayılı kararının kurumsal abonelere de uygulanmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu öne sürülmüş ise de, anılan Kurul kararının amacının abonelerin korunması olduğu, bu sebeple de abonenin kurumsal ya da bireysel olması hâlinde farklı bir uygulamanın söz konusu olmadığı, söz konusu Kurul kararında da böyle bir ayrıma gidilmediğinin görüldüğü, anılan iddianın dava konusu işlemleri kusurlandıracak nitelikte bulunmadığı;
Son olarak davacı tarafından, abonelere ücret iadesi yapılmasının fonksiyon gaspı niteliğinde bulunduğu iddia edilmiş ise de, anılan hususun tedbir veya yaptırım niteliğinde bulunmadığı, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 48. maddesinde de, davalı idarenin tüketicilerin, hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik usulu ve esasları belirleyebileceği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi’nce, Dairemizin 09/11/2021 tarih E:2017/2506, K:2021/3731 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, kanunilik ilkesinin göz ardı edildiği, davacı şirketçe abone lehine işlemlerin yapıldığı, ancak Kurul'un 14 sayılı kararının uygulanması noktasında yorum farklılıklarının bulunduğu, bireysel aboneler ile kurumsal aboneler arasında ayrım yapılmasının zorunlu olduğu, Kurul'un 14 sayılı kararının kurumsal abonelere de uygulanmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, abonelere ücret iadesi yapılmasının fonksiyon gaspı niteliğinde bulunduğu, yaptırım yönetmeliğindeki değişiklik öncesi dava konusu fiile uygulanmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının yaptığı uygulamayla taahhüt süresinin bitimine bir ay kala tahhüdünü bozan aboneye iki aylık fatura yansıtıldığı, Kurul'un düzenleyici kararına aykırı ve davacının iddiasının aksine abone aleyhine olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi’nin .. tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 25/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.