44. Hukuk Dairesi

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında .... (yeni esas ...) dosyası ve .... Sayılı yönünden borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş ve harç ödeyerek işbu haksız davayı ikame ettiklerini, ... dosyasındaki ve .... (yeni esas ...) dosyasındaki senetlerin ana para toplamı 2.500.000,00 TL (ikibuçukmilyontürklirası) olup davacı tarafın harç ödemek suretiyle dava açtığı dikkate alındığında yatırılan harcın eksik olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesi huzurunda görülen davalarda dava şartı zorunlu arabuluculuk faaliyetinin dava açılmadan önce yerine getirilmesinin kanunun emredici hükmü olduğunu, işbu haksız dava açılmadan evvel dava şartı arabuluculuk faaliyeti yerine getirilmediğini, bu yönüyle de davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 E. Sayılı dosyası ile yine İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2017/25 E. Sayılı dosyalarında görülen davaların işbu dava ile bir ilgisi olmadığı izlenimi vererek mahkemeyi yanıltmaya çalıştıklarını, davalının hakkını istemesi üzerine davalı ...'in yıllar önce parasını ödeyerek satın aldığı ama davacı adına kayıtlı olan Bağcılardaki evini ... İle damadı ...'na satış göstererek Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2016/867 E. Dosyası ile 12.10.2016 tarihinde tahliye davası açıldığını, tarafların 23.12.2016 tarihinde kendi aralarında sözleşme akdedildiğini, davacının anlaşma gereğince Bağcılar'da davalının ikamet ettiği daireyi, ... Merkezi'nin 3. Katını Yalova'da bulunan 4300 metrekare arsayı devretmeyi, ek olarak 250.000 TL nakit ödemeyi, ekte bulunan senetlerin bu sözleşmeye istinaden düzenlendiğini kabul ederek imzaladığını, davacının sözleşme eki olan senetlerin (4 adet) sözleşmede yer alan 500.000 TL bedelli senedi Yalova'da bulunan 4300 metrekare arsa için, 1.500.000 TL bedelli senedi .... katı için, 250.000 TL bedelli senedi Bağcılar'daki ev için 250.000 TL bedelli senedin, sözleşmede belirtilen nakit ödeme için olduğunu belirterek imzaladığını, davacı sonrasında varılan anlaşma gereğince devirleri gerçekleştirmediği gibi senet bedellerini ödememek için ise senetlerin mafya zoruyla alındığı iftirasında bulunmuş senetlerin iptila ve borçlu olunmadığının tespiti talebiyle haksız ve hukuksuz davalar ikame ettiğini, davacı tarafın ilk olarak İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 E. Sayılı dosyasında az evvel ifade edilen ve bu davaya da konu olan 4 (dört) adet senedin iptali ve hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve borçlu olunmadığının tespiti istemli olarak dava açtığını, fakat davacı tarafın sonrasında duruşmada davadan feragat ettiklerini, bu doğrultuda mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, davacı tarafın ikinci olarak İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2017/25 E. Sayılı dosyasında yine 4 (dört) senedin iptali ve hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve borçlu olunmadığının tespiti istemli olarak dava açtığını, bu davada mahkemenin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin 2016/1483 E. Sayılı dosyasını celp ettiğini ve huzurdaki (2017/25 E.) sayılı dosya ile feragat nedeniyle reddedilen 2016/1483 E. Sayılı dosyanın tarafları, sebepleri, konusu aynı olduğunu fakat feragat nedeniyle reddedilen dava kesinleştirilmediğinden davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verdiğini, bu kararın istinaf kanun yoluna taşındığını ve İstanbul BAM 16. HD.' nin 2019/1134 E. - 2019/2174 k. Sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak tarafları, konusu, dayanılan maddi vakıalar ve varılmak istenen gaye birebir aynı olan İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 E. Sayılı dosyasından davacı tarafın feragat ettiğini, bu nedenle derdestlik değil feragatin kesin hüküm etkisi dikkate alınarak davanın kesin hüküm nedeniyle reddi karar verilmesi gerektiğini ifade ettiğini yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verdiğini, kararın davacı tarafça temyiz edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 2020/5047 E. - 2021/4240 K. Sayılı 29.04.2021 tarihli ilamı ile İstanbul BAM 16. HD. 2019/1134 E. - 2019/2174 k. Sayılı ilamının kaldırıldığını,"....İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 esas sayılı dava dosyasında senet iptali şeklinde açılan ve eldeki temyize konu dava ile tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan dava, hasımlı olarak açıldığından menfi tespit davası olarak değerlendirilmelidir. Eldeki temyize konu davanın açıldığı tarih itibariyle İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 esas sayılı dava dosyası derdesttir. Zira anılan dava dosyasında 25.10.2017 tarihli duruşmada davacı vekili, feragat beyanında bulunmuş, bu beyana istinaden mahkemece feragat nedeniyle red kararı verilmiştir. Dava şartlarının dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerekir. Hal böyle olunca eldeki temyize konu dava tarihi itibariyle verilmiş bir red kararı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekirken..."gerekçeleriyle feragat beyanından önce dava açıldığından ilke önce derdestliğin nazara alınmasını işaret ederek İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 E. Sayılı dosyasının derdestlikten dolayı reddine karar verilmesi gerektiğini ifade ettiğini, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi' nin Yargıtay'ın yukarıdaki bozması sonrasında dosyaya yeni esas verdiğini, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi' nin yeni esas olan 2021/1473 E. Yönünden Yargıtay bozmasına uyduğunu, 20/10/2021 tarihli 2021/1779 K. Sayılı ilamı ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/25 E. Sayılı dosyasının derdestlikten dolayı reddine karar verdiğini, bu kararın süresi içerisinde temyiz edilmediğinden kesinleştiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince davacı ... tarafından 4 adet senet teslim ettiğini, sözleşme ve senetlerin dilekçe ekinde sunulduğunu, bu dört senet dışında müvekkiline teslim edilen başkaca senedin olmadığını, bu senetlerden 2 tanesinin .... (yeni esas ...) dosyasında diğer 2 tanesinin ise ... Sayılında icra takibine konu edildiğini, davacı tarafın verilen tüm senetler yönünden açtığı senet iptali ve borçlu bulunmadığının tespiti istemli davadan feragat ettiklerini fakat davacı tarafın bu durumu mahkemeden gizlemek için gerçek dışı beyanda bulunduğunu, davacı tarafın sözleşmeyle sabit olan 4 adet senedin iptali ve menfi tespit talepli olarak açtığı İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 E. Sayılı dosyasından feragat ettiğini yine aynı senetlere ilişkin senedin iptali ve menfi tespit talepli olarak açtığı ikinci dava ise derdestlikten reddedildiğini, davacı tarafın aynı senetlere ilişkin aradan 5 yıl geçtikten sonra İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/283 E. Sayılı dosyasında yine menfi tespit talepli dava açtığını, davacı tarafın İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/283 E. Sayılı dosyasında da yine bu davadaki gibi .... Dosyasındaki 2 adet senet yönünden borçlu olunmadığının tespitini istediğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/283 E. Sayılı dosyasına sunulan cevap dilekçesinde daha önceden açılan aynı nitelikteki davada davacı yanın feragat beyanında bulunduğu da dahil olmak üzere tüm itirazlarını sunduklarını, bu yargılamanın halen devam ettiğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2021/283 E. Sayılı dosyasında da vekil olan ve huzurdaki davada vekil sıfatıyla bulunan davacı vekili ...' ın; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/283 E. Sayılı dosyasının 21/09/2021 tarihli imzalı ön inceleme duruşmasında beyanda bulunduğunu, huzurdaki davada davacıya vekil olarak temsil eden kişinin Avukat ... olduğunu, davanın netice-i talebinde ise ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile ... sayılı icra takip dosyasındaki 250.000 bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitinin istendiğini, mafya zoruyla senet alındığı iddiasının gerçek dışı olup ceza davasında davalı dahil tüm sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verildiğini, beraat kararlarının istinaf tarafından da onandığını, dosyanın Yargıtay incelemesinde olduğunu, davacının Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada senetlerdeki imzaların kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini, davacı tarafından müvekkili ile aralarında herhangi bir ticari ya da alacak verecek ilişkisinin bulunmadığı beyanının asılsız olduğunu, devam eden icra takiplerini sekteye uğratmak için istenen ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin gerektiğini beyan ederek davanın usulden reddine, davacı tarafça haksız ve hukuksuz bir şekilde huzurdaki dava ikame edildiğinden davanın esastan reddine, asılsız iddialarla icra takibi sekteye uğratılmak istendiğinden takipte kesinleşen miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI;İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarihli 2022/490 E-2023/460 K sayılı kararıyla; işbu davaya konu senetler yönünden açılan menfi tespit davalarından İstanbul Anadolu 4. ATM’nin 2016/1483 esas sayılı dosyasında feragat nedeniyle verilen ret kararı ve aynı mahkemenin 2017/25 esas sayılı dosyasında kesinleşen derdestlik kararları sebepleriyle iş bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddine..." gerekçeleriyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu, Dairemizin, 2023/1525 Esas, 2023/1249 Karar ve 26/10/2023 tarihli ilamı ile; "Davacı tarafça İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 esas sayılı dosyasında açılan davanın tarafları, dava sebebi ve konusunun, bu dava ile aynı olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın 2016/1483 Esas sayılı dosyada verilen ve kesinleşen feragat nedeniyle red kararının bu dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmeyeceğinin tespitinden kaynaklandığı, 6100 Sayılı HMK 311. Madde de "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. İrade bozukluğu hallerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." hükmünün düzenlendiği, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1483 esas sayılı dosyanın duruşmasında, aslında hasımsız olarak maktu harçla açılan senet iptali davası açmak istedikleri, mahkemenin 2017/25 Esas sayılı dosyasında aynı senetlerden dolayı nispi harç ödeyerek menfi tespit davası açıldığını, o davanın yürüyeceğini, bu davadan feragat ettiklerini beyan ettiğini, hakkın özünden feragat etmediğinin ileri sürüldüğü, davacı vekilinin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 esas sayılı dosyasının 25/10/2017 tarihli duruşmasındaki beyanından, aynı mahkemenin 2017/25 Esas sayılı dosyasında devam eden menfi tespit davası üzerinden yargılamaya devam etmek iradesinin bulunduğu, davacılar vekilinin davadan feragat beyanının gerçek iradesini yansıtmadığı, iradesinin haktan feragat değil, mükerrer açılan 2016/1483 Esas sayılı davanın takipsiz bırakılması yönünde olduğu, mahkemece davacılar vekilinin gerçek iradesi değerlendirilmeksizin ve derdestlik dava şartı nedeniyle usulden red kararının nihai kararlardan bulunmadığından taraflar yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde kesin hüküm bulunduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. MAHKEME KARARI; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2024 tarihli 2023/689 E-2024/216 K sayılı kararıyla; "Somut olayda; 1 yıllık hak düşürücü süre, korkutmanın etkisinin kalktığı tarihten itibaren başlayacaktır. Bu halde korkunun etkisinin geçtiği tarihin tespiti elzemdir. Davacının ceza dosyasında C. Savcılığı'na şikayet tarihinin 27.12.2016 tarihi olduğu, aynı maddi olgularla İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2016/1483 Esas sayılı dosyasında açtığı davanın tarihinin 28/12/2016, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2017/25 Esas sayılı dava dosyasında açtığı dava tarihinin 06/01/2017 olduğu, mahkememize açılan iş bu davanın tarihinin ise 12/08/2022 tarihi olduğu, davacının İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerinde açtığı hukuk davalarından dahi 5,5 yıl sonra iş bu davanın açıldığı, bu haliyle, aradan geçen uzun süreden sonra, korkunun etkisinin geçmediğinin kabulünün hayatın olağan akışıyla da bağdaşmayacağı" gerekçesiyle; Davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURUSU;Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/102 Esas sayılı dosyasından verilen beraat kararlarının Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 07/03/2023 tarih 2022/11507 Esas-2023/9125 Karar sayılı kararıyla bozularak sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bozma kararının dosyaya sunulduğunu, mahkemenin gerekçesinde beraat kararına atıf yapmasının hatalı olduğunu.-Mahkemece davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına karar verilmişse de, İİK 72. Madde de, menfi tespit davaları için hak düşürücü süre öngörülmediğini, TBK 39. Madde de bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığının bildirilmesi ve korkutma ile sözleşme yapan tarafın 1 yıl içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmesi şartının arandığını, bunun için menfi tespit yada başka bir dava açma şartı aranmadığını, müvekkilinin 27/12/2016 tarihinde İstanbul Anadolu C. Başsavcılığına şikayet dilekçesi vererek senetlerin kendisinden yağma suretiyle alındığını belirttiğini, 28/12/2016 tarihinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2016/1483 Esas sayılı dosyada senetlerin iptalini talep ettiğini, 06/01/2017 tarihinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2017/25 Esas sayılı dosyada senetlerden dolayı borçlu bulunmadığının tespitini talep ettiğini, mahkemenin bu davaları görmezden gelerek 1 yıl içerisinde sözleşmeyle bağlı olunmadığının bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddinin hatalı olduğunu.-TBK 39. Maddesinde ki bildirimin dava yoluyla yapılmasının zorunlu olmadığını, alacaklıya ulaşacak bildirimin yeterli görüldüğünü (Yargıtay 19. HD 14/04/1992 tarihli 1998/1309, 11/07/2012 Tarih, 2012/6338 Esas- 2012/11554 Karar sayalı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/11/1990 tarihli 9495/7574 )-Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap