Esas No
E. 2022/6341
Karar No
K. 2024/5407
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2022/6341 E.  ,  2024/5407 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tapu iptali - tescil ve tescil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davaların usulden reddine ve reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı ... ve arkadaşları vekili 07.12.2016 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı Hazine adına tapuda orman vasfıyla kayıtlı Rize ili İkizdere ilçesi ... Köyünden kain 101 ada 1 parsel ile aynı ilçe Yağcılar Köyünde kain 108 ada 1 parsel içinde kalan taşınmaz bölümleri ve dava dilekçesine ekli krokide gösterilen bölümlerin uzun yıllardır müvekkillerinin malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının müvekkilleri lehine oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazların davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ve dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmaları nedeniyle ifrazen 101 ada 392 parsel numarasıyla tapuda kayıtlı hale gelmiştir. Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " Fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen dava konusu kısmın, 101 ada 392 parsel içerisinde kaldığı, 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 12/3 md. uyarınca kesinleşen kadastro tutanaklarına ilişkin kadastro öncesi sebebe dayalı davaların 10 yıllık hak düşürücü sürede açılması gerektiği, eldeki davanın 07/12/2016 tarihinde açıldığı, bu parsele ilişkin kadastro tespitinin ise 20/11/2006 tarihinde kesinleştiği, dava konusu B harfi ile gösterilen tescil harici bırakılan taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan alanlardan olduğu, İkizdere deresinin aktif etkisi altında olduğu, dava konusu C harfi ile gösterilen alanın tamamının tespit edilen en eski tarihten beri orman sayılan alanlardan olduğu " gerekçesiyle verilen, davacının 101 ada 392 parselde bulunan fen bilirkişisi Zikrullah Kabil tarafından düzenlenen 08.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen alana ilişkin davasının 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle usulden reddine, davacının, 108 ada 1 parselde bulunan aynı raporda C harfi ile gösterilen alana ve yine aynı raporda B harfi ile gösterilen tescil dışı bırakılmış alana ilişkin davasının ise reddine ilişkin ilk karar, davacılar vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; " Davacılar tarafından tescil harici bırakılan alanın da dava konusu edildiği, bu nedenle ... Tüzelkişiliğinin de davaya dahil edilmesi ve böylelikle taraf teşkilinin sağlanması gerektiği " belirtilerek kaldırılmış ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iade kararı doğrultusunda Köy Tüzelkişiliğinin davaya dahil edilmesi suretiyle yeniden yapılan yargılama sonucunda; 101 ada 392 parselde bulunan ve (A) harfi ile gösterilen alana ilişkin davanın 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle usulden reddine, 108 ada 1 parselde bulunan (C) harfi ile gösterilen alana ve (B) harfi ile gösterilen tescil dışı bırakılmış alana ilişkin davanın ise reddine karar verilmiş; hükmün bu defa davalı ... İdaresi vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; " Her ne kadar davalı ... vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu taşınmazlardan biri hakkında usulden, diğeri hakkında ise esastan ret karar verildiği, dolayısıyla her iki parsel hakkındaki red gerekçelerinin birbirlerinden farklı olduğu, hal böyle olunca müvekkili idare lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, yerel mahkemenin kaldırma kararından önceki ve sonraki hükümlerinin esas itibariyle aynı olduğu, önceki kararda da dava konusu taşınmazlardan biri hakkında usulden red, diğeri hakkında ise esastan red kararı verildiği ve davalı ... lehine tek vekalet ücretine hükmedildiği ancak buna rağmen yerel mahkeme kararının vekalet ücretinin belirlenme şekli bakımından davalı ... tarafından istinaf edilmediği, bu durumun ilk karardaki vekalet ücretinin belirlenme şekli bakımından davacı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu, önceki kararı vekalet ücretinin belirlenme şekli bakımından istinaf etmeyen davalı idarenin kaldırma kararından sonraki hükmü vekalet ücretinin belirlenme şekli bakımından istinaf edemeyeceği, dolayısıyla yerel mahkemece davalı idare lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir husus bulunmadığı" gerekçesiyle, davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapu iptali ve tescil ile tescil istemlerine ilişkin olup, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanun uyarınca 2006 yılında yapılmıştır.

1.Kural olarak; İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Zira, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmada hukuki yararın bulunması gerekmektedir (HMK mad. 361/2). İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf yönünden verilen karar kesinleşeceği için artık bu tarafın temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez.

Ancak, davanın taraflarından birisinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verilmesi ve bu yeni kararla aleyhine hukuki bir durum yaratılması durumunda, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan taraf, bu yeni kararı temyiz edebilecektir.

Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesi kararı, sadece davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de, başvurunun esastan reddine karar verilmiş olup davalı Hazine, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle esasa ilişkin yeni bir karar verilmek suretiyle aleyhine yeni bir hukuki durum yaratılmadığından, davalı Hazinenin Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da katılma yoluyla temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı HMK ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalı Hazinenin, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları, yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog