Esas No
E. 2022/104
Karar No
K. 2024/1521
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İş Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/104

KARAR NO: 2024/1521

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:08/10/2021

NUMARASI:2017/1134 Esas - 2021/688 Karar

DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile arasında 14.07.2016 tarikli “Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Taahhüdü “ bulunan davalı ..., müvekkili şirket nezdinde KEY ACCOUNT MANAGER (Müşteri Yöneticisi) pozisyonunda çalışmakta iken 09.10.2017 tarihinde istifa etmek suretiyle hizmet sözleşmesinin davalı tarafından tek taraflı olarak sona erdirildiği, müvekkili şirketin tüm sırlarına vakıf olan, müvekkilin müşterilerini, fiyatlarını öğrenmiş olan davalı 14.07.2016 tarihinde akdettiği “Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Taahhüdü'ne aykırı olarak Diğer davalı borusan lojistik dağıtım depolama taşımacılık ve tic, a.ş'de aynı görevle çalışmaya başladığı, bunun öğrenilmesi ile davalıya Beyoğlu ... Noterliğinin £1.10.2017 tarih ... Yevmiye sayılı ihtarname keşide edilmiş ve söz konusu ihtarnamede; İş akdinin tek taraflı olarak sonlandırıldığı, İş akdinin tek taraflı olarak feshi ile Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Taahhüdüne aykırı olarak yeni iş yerinde çalışamayacağı, taahhüde göre, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı haklar saklı kalması kaydıyla son brüt maaşın 25 katı tutarında cezai şart ödemekte her iki tarafın müştereken ve müteselsilen mükellef olunduğu ihtar edilmiş; arz ve izah edilen nedenlerle, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalının Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama taahhüdüne aykırı hareket etmesinden kaynaklanan Cezai Şart bedeli ıçin şimdilik 45.000 TL'nin en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkil tarafından 14.07.2016 tarihinde imzalanmış olan “Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü “ çerçevesinde talepte bulunulduğu, davacı işveren iş akdi sırasında davalı işçiden almış olan Tek Taraflı Taahhüt ve Cezai şartlara ilişkin hükümlerin geçersiz olduğu; Müvekkilinin davacı işveren nezdinde 22.10.2015 tarihinde çalışmaya başladığı, Müvekkilin çalışmaya devam ettiği süre içinde davaya dayanak taahhütnamenin imzalatılması ve imzalatılan taahhütname içeriği incelendiğinde bu haliyle hukuken kabul edilemeyeceği İş Sözleşmesinin devamı sırasında ya bu sözleşmeyi imzalarsınız ya da işinizden olursunuz- tutumuyla tüm çalışanlarına zorla imzalatılan rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdü “nün işçiye baskı altında ve hiçbir değerleme, hak ve imkanı tanımaksızın imzalatılmış olması sebebiyle ve fahiş ve kanuna aykırı hükümler nedeniyle yalnızca işçi aleyhine ve işçinin ekonomik geleceğine hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içermesi yanında işverenin hiçbir karşı edim yüklemediği düşünüldüğünde Sözleşmenin geçerli olmasının kabul edilmeyeceği; işçinin dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüğü, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasada öngörülen maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme doğrudan ilgili olduğu, bu nedenle işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekliği, bu denge gözetilerek işçinin güçlü durumda ulan işverene karşı haklarının korunması görevi mahkemeye ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davanın dayanağı Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdü'ne müvekkilinin taraf olmadığından husumet itirazında bulunulduğu ve davanın müvekkili şirket yönünden reddi gerektiği, talep konusu belli iken davacının kısmi dava açmakla hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiği; Esasa İlişkin itiraz ve beyanlarda: davacı, diğer davalının rekabet yasağı taahhüdünü ihlal ettiği iddiaları dışında müvekkile karşı yöneltilmiş bir iddiasının bulunmadığı, davacı müvekkilden hangi gerekçe ile Cezai Şart 'Tatep etmesinin anlaşılabilir olmadığı, Rekabet Yasağının tarafları davacı ile diğer davalı olduğu, gösteren delilleri de sunmalı, diğer davalının hangi tür ticari sırlara vakıf olmak suretiyle müvekkili şirket menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu; Soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde bir başka firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, Davacının böyle bir iddiası var ise bu iddiasını somut delillerle ispatlaması gerektiği; yargıtay kararında da belirtildiği üzere haksız rekabetin varlığının ispatlanması gerektiği soyut olarak bir çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı, davanın görevli olmayan mahkemede açıldığından, öncelikle davanın görevsizliğine, haksız davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğundan reddine, her halükarda davanın esastan reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davalı ... şirkette çalıştığı süre içerisinde Rekabet Yasağı ve Sır Saklama tahhüdü imzaladığı,primlerinin düzenli olarak eksik yatırılması sebebiyle iş akdini tek taraflı olarak haklı şekilde feshettiği iddiasına dayalı olarak ..., sözleşme içerisinde yer alan 2 yıllık süre geçmeden davalı ... 'de işe girdiği, bu sebeple davacı şirket, Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Taahhüdüne aykırı olarak ...'ın yeni iş yerinde çalışamayacağını, taahhüde göre, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı haklarının saklı kalması kaydıyla son brüt maaşın 25 katı tutarında cezai şart ödemekle hem ...'ın, hem ...'ın müştereken ve müteselsilen mükellef olduğunu ihtar etttiği, davalının Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhüdüne aykırı hareket etmesinden kaynaklanan Cezai Şart bedeli için 45.000,00-TL'nın en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini karar verilmesinden ibaret olduğu, Davacı ile Davalı ... arasındaki 22.10.2015 tarihli Hizmet Akdi Davalı ... tarafından 22.10.2015 tarihli olarak imzalanan “Hizmet Akdi” ile davacı şirketin “... Arnavutköy/İstanbul adresindeki işyerinde 1857 Sayılı İş Kanunu Hükümleri Uygun olarak çalışmaya başladığı, davalı İşçi tarafından 22.10.2015 tarihinde imzalanan iş akdinden davalı çalışanın görev tanımına ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, İmzalanan İş akdinin TİP Sözleşme şeklinde düzenlenmiş olduğu, dosyaya davalı ... tarafından 22.10.2015 imza tarihli beyanında: Rekabet Yasağı ve Ticari Sır Saklama Taahhütnamesi “ ile 14.07.2016 tarihli “Ticari Sır ve Bilgi Saklama ve Rekabet Yasağı taahhütnamesi “ başlıklı iki ayrı Taahhütname sunulduğu, her iki taahhütnamenin rekabet yasağı ana başlığı attındaki 22.10.2015 tarihli taahhütnamedeki hüküm özellikle sektörde faaliyet gösteren diğer firmalar yönünden geliştirilerek 14.07.2016 tarihi taahhütnamede daha da kapsamlı hale getirildiği; 22.10.2015 tarihli taahhütnamede cezai şart olarak son bir yıl içinde şirketten tahsil editen ayni ve nakdi yardımların toplamının 3 katı olarak belirlenen cezai şartın, 14.07.2016 tarihli taahhütnamede en son brüt maaşın 25 katt cezai Şart bedeli ödeneceği hükmüne yer verildiği,

Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan davalı ... ilgili ücret bordroları İncelemesinde: davalının 2015 ve 2016 yılı aylık brüt ücretinin 4.797.96 TL olduğu ve mart 2017 ayına kadar aylık ücreti 4.797,96-TL olduğu, mart 2017 ayından itibaren Aylık brüt ücretin 30 iş günü üzerinden 5.500.00 TL olarak uygulandığını, işbu brüt ücret üzerinden mevzuata uygun olarak vergi, SGK gibi yasal kesintiler işbu bu brüt ücret esas alınarak, davalıya ödenecek aylık net ücret hesaplandığı, davacı şirketin İnsan kaynakları yetkilisi ... ile davalı ... arasında gerçekleşen 13 Ekim 2015 tarih ve 15.28 saatli E-posta yazışmasında Ocak ayında zam verilmek koşuluyla aylık net ücret olarak. 4.800.00 TL net ücret teklif edildiği ve bu net ücretin davalı tarafından, ocak ayında zam olacağının da teyidi alınarak kabul edildiğinin anlaşıldığı, davalı çalışan ... ile ilgili ailevi durumu (Evli olup olmadığı, eşinin çalışıp çalışmadığı, evli ise Çocuk olup olmadığı varsa kaç çocuğu olup olmadığı gibi hususlar bilinmediğinden bilinmediğinden 2015 yılında ilk İşe girişteki aylık net ücretinin 4.800 tl olarak işe başladığının kabulü ile brüt maaşının yaklaşık 7.000 tl dolayında olabileceği ve bu brüt ücret esas alınarak Yasal Kesintiler matrah olabileceği kabulü gerekeceği, davacı tarafından Dosyaya sunulu Ücret Bordrolarında ise Aylık Brüt ücretin MART 2017 tarihine kadar 4.797,96-TL, mart 2017 tarihinden İşten istifa edilerek ayrıldığı Tarihe kadar da Brüt Ücretin 5.500 TL olarak SGK'ye bildirim konusu yapıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı 26.06.2019 Tarihli Yazıları incelendiğinde davalı ...'ın SGK nezdindeki Hizmet Döküm Cetveli incelendiğinde, SGK nezdinde ... İşyeri Siciline kayıtlı ... A.Ş'de 22.10.2015 Tarihinde işe giriş beyanında bulunulduğu, 2015/11 ayı ile 2017/02 Şubat ayı dahil bildirirade bulunulan Brüt Ücretin 4.797.96 TL olduğu, 2017/03 Mart dönemi dahil işten çıkış bildirimin yapıldığı 09.10.2017 Tarihine kadar Brüt Ücretin 5.500,00-TL olarak bildirimi yapıldığı, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 18.03.2019 Tarihli yazıları incelendiğinde davacı şirket ile davalı şirketin iştigal konularına ilişkin Ana Sözleşmelerinin dosyaya gönderilmesi talebine istinaden her iki şirkete ilişkin Bilgilerin CD ve ilgili Şirketlerin Ticaret Sicil Bilgilerinin yer aldığı belge ile dosyaya gönderildiği, davacı ve davalı şirketin İştigal Konuları incelendiğinde her iki şirketinde çalışma konularının genel olarak aynı olduğu, yurtiçi ve yurt dışı taşımacılık faaliyetlerinde bulundukları, Lojistik ve Destek Hizmetleri faaliyetlerinde bulundukları, davalı şirketin faaliyet alanları arasında ayrıca Gümrük Antrepoculuğu, Gümrük Transit, ve serbest Himan işleri vb konular yer aldığı; davacı şirket faaliyetleri arasında, Taşımacılık dışında Ticari faaliyetlerinde yapılacağına ilişkin farklı alanlara yer verildiği, davacı şirketin İstihdam ettiği tüm çalışanlarına davalının imzaladığı ayrı tip sözleşme ve taahhütnamelerin imzalatıldığı tanık beyanlarında yer aldığı; davalının davacı şirketten almış olduğu gerek ücretin SGK'ye bildirilmediği, gerek davalının ilk işe girişindeki davacı şirketin İnsan Kaynakları yetkilisi ile yaptığı e-posta yazışmasından gerekse Mahkemece dinlenen tanık beyanları ile doğrulandığı, işbu tespitler ile davacı şirket, davalıya aylık brüt ücret ödemelerini gerçek tutarlar üzerinden yapmadığı, davalı işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği,

TBK 447 uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin ve verilen taahhüdün geçersiz kılındığı sonucuna ulaşıldığı, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle fesih edildiği ve buna hağlı olarak iş sözleşmesinin alt yükümlülüğü niteliğindeki rekabet etmeme sözleşmesinin de geçersiz olduğu hususunun tespit ve rapor edildiği anlaşılmakla denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporun eksik ve hatalı olduğunu, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanmadığını, bu hususta karar verme yetkisinin İş Mahkemeleri'nde olduğunu, somut olay bakımından iş ilişkisinin davalı tarafından haklı nedenle sona erdiğini kesin olarak ispatlayan hiçbir delili bulunmadığını, işçi tarafından yapılan bir feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının takdiri ve tespitinin İş Mahkemelerine ait olduğunu, bilirkişinin taahhütnamenin geçersizliğine ilişkin olarak kanaat bildirme yetkisi olmadığını, rekabet yasağı taahhütnamesinin yalnızca yer bakımından fahiş olarak nitelenerek geçersiz sayılmasının hatalı olduğunu, taahhütnamede yer bakımından yapılan sınırlandırmanın makul bir sınırlandırma olup, davalının ekonomik geleceğinin mahvına sebebiyet vermediğini, ayrıca TBK'nın 445. Maddesi'nin 2. Fıkrasında hakime rekabet yasağını sınırlandırma yetkisi tanındığını, bilirkişi raporunda, rekabet yasağı taahhütnamesinin geçersiz kabul edilmesinin tutarlı bir yönü bulunmadığını, bilirkişi ve Mahkeme tarafından taahhütnamenin geçersiz olduğu değerlendirmesinin asılsız olup taahhütnamenin geçerli olduğunu, eğer hukuka aykırı kısımlar veya şartlar mevcut ise kanun hakime bu taahhüdü düzenleme ve uyarlama yetkisi verdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 444 vd. maddelerinde düzenlenen ve sözleşme ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağını ihlal etmesi nedeniyle rekabet yasağı kaydına bağlanan cezai şartın tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, rekabet etme yasağı kaydının geçerli olup olmadığı ve davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır.Davalı, davacı işveren nezdinde 22/10/2015 tarihinde çalışmaya başlamış ve 09/10/2017 tarihinde ise istifa ederek işten ayrılmıştır. Taraflar arasında 14/07/2016 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin 11. maddesinde, iş sözleşmesinin bitiminden itibaren 2(iki) yıl süre ile rekabet yasağına ilişkin düzenleme yapılmıştır.Davacı tarafça, davalı işçinin rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ederek rakip firmada çalışmaya başladığı iddiasıyla cezai şartın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.TBK'nın 447/2. maddesinde ise, sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer, şeklinde düzenlenmiştir.Davalı işçi tarafından iş sözleşmesinin davacı işveren tarafından aylık ücret ve primlerin SGK'ya eksik bildirilmesi ve uyarılara rağmen sürecin bu şekilde devam etmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüştür.Davacının insan kaynakları müdürü ... ile davalı işçinin işe alım sürecinde yaptıkları 13/10/2015 tarihli mail yazışmalarında, davalı işçinin 4.800,00 TL net ücret ile işe başlayacağı ve Ocak ayındaki zamdan da yararlanacağı ifade edilmiştir. Ancak ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı işçinin brüt ücreti SGK'ya 2015/11-2017/02 döneminde 4,797,96 TL, 2017/03-09/10/2017 döneminde ise 5.500,00 TL olarak bildirildiği tespit edilmiştir. Buna göre davalı işçinin brüt ücretinin gerçekte aldığı net ücretin dahi altında bildirildiği anlaşılmaktadır.4857 sayılı İş Kanunun 24/II-e maddesi gereğince işçinin geniş anlamda ücretlerinin Kanuna ya da sözleşmelere aykırı olarak eksik ya da geç ödenmesi işçiye haklı fesih hakkı verir. Aynı zamanda işçinin SGK primlerinin eksik bildirilmesi de işçinin feshini haklı kılar(Yargıtay 9. HD'nin 29/03/2016 Tarih ve 2014/35747 E. - 2016/7752 K. sayılı kararı) Davalı işçinin fesih nedeni olarak, ücret ve primlerin SGK'ya eksik bildirilmesine dayanılması ve bu bildirimlerin eksik yapıldığının tespit edilmesi karşısında, iş sözleşmesinin davacı işverene yüklenebilen bir nedenle davalı işçi tarafından feshedildiğinin kabulü gerekir. Yargıtay 11. HD.'nin 18/09/2019 Tarih, 2018/4426 Esas ve 2019/5555 sayılı kararında,

TBK 447/2 hükmünde de belirtildiği gibi; işverene yüklenebilen nedenlerle iş akdinin son bulması halinde rekabet yasağı hükümleri son bulacağı, Yargıtay 11. HD.'nin 13/12/2017 Tarih, 2016/5412 Esas ve 2017/7227 sayılı kararında ise, işverenin işçinin rekabet yasağına aykırı davranmasından dolayı cezai şartı isteyebilmesi için TBK m.447/2 uyarınca sözleşmenin işçi tarafından haksız olarak feshedilmesinin gerektiği vurgulanmıştır. Bu halde 14/07/2016 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinde düzenlenen rekabet yasağı iş sözleşmesinin feshedildiği tarih itibariyle işçi tarafından haklı nedenle fesih nedeniyle sona ermiş durumdadır. Davaya konu olayda davalı işçinin rekabet yasağı iş sözleşmesiyle birlikte sona erdiğinden davacının rekabet yasağının ihlali nedenine dayalı olarak cezai şart talep etmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi hususunda karar verme yetkisinin iş mahkemesine ait olduğunu ileri sürmüş ise de, davanın açıldığı tarih itibariyle TTK'nın 4/1-c maddesi uyarınca TBK'nın rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinden doğan davalar ticari dava olup bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediğinin asliye ticaret mahkemesince değerlendirilmesinde bir engel bulunmamaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,

HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.