T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1506

KARAR NO: 2024/1573

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/04/2021

NUMARASI: 2018/530 E. - 2021/521 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile 01.01.2018 ile 17.04.2018 arasında toplam 849.902,42 TL tutarında işlem yaptıklarını ve müvekkilinin 101.959,33 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, Bakırköy ... Noterliğinin 03.04.208 tarihli ihtarı ile bakiye 142.019,00 TL'nin talep edildiğini, ihtarnamenin 05.04.2018 tarihinde davalı şirkete tebliği edildiğini, davalının bakiye borcunu ödememesi üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin, davacı şirkete borçlu olmadığını, davacının kalitesiz kumaşları, belirlenen termin süresinden sonra teslim ettiğini, davacının kusurlu davranışı nedeniyle müvekkilinin müşterisinin, 20.000 Euro reklamasyon kesintisi yaptığını, müvekkilinin de bu reklamasyonu davacıya fatura ettiğini, kusurun elektronik posta yazışmalarında kabul edilerek, reklamasyon karşılığı 4.202 Euro ödemenin kabul edilebileceğinin belirtildiğini, kumaş satıcısı olan davacının taahhüt ettiği kalitede kumaş satması gerektiğini, siparişteki gecikmeden de satıcının sorumlu olduğunu, geç ve kalitesiz ürün teslimi nedeniyle oluşan reklamasyonun dikkate alınması halinde borç kalmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle alacağın tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Yargılamaya konu Bakırköy ...İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... San. Ve Tic Ltd. Şti. tarafından borçlu ...San. Dış Tic. Ltd. Şti.'den 101.959,33 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip başlatılmıştır. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu vekili süresinde itirazında borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.

Davacının ve davalının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve taraflar lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriği ve bilirkişi raporundan anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Tarafların ticari defterler kayıtlarının incelenmesinde; İcra takibine konu alacağın her iki tarafın defter ve belgelerinde gözüktüğü, davalının davacıya borçlu olduğu, davalı tarafça bu borcun iade faturasına konu edildiği ve borçlu olunmadığının iddia edildiği, davalının iddiasının, ticari ilişkiye konu malların davacı tarafça geç ve eksik teslim edilmesinden kaynaklı reklamasyon faturası kesmeleri sebebiyle icra takibine konu miktar kadar sorumlu olmadıkları şeklinde olduğu, her ne kadar mail yazışmaları içerisinde davacı çalışanı tarafından 4.202,00 USD yönünden reklamasyon faturasını kabul ettikleri şeklinde beyan bulunsa da, bu çalışanın davacı şirketi temsile olmaması sebebiyle bu mail içeriğinin dikkate alınmadığı, yine davalı tarafın geç ve eksik teslime ilişkin iddiasını ve yine buna dayalı olarak zarar miktarını herhangi bir yazılı delil ile ispat edemediği..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'si olan 20.391,86 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin borçlu olmadığının anlaşıldığını, müvekkilince düzenlenen son reklamasyon faturasına davacının itiraz etmediğini, bu faturanın dikkate alınması ile müvekkilinin borçlu olmadığının anlaşılacağını, alınan rapor ile davacının, geç ve ayıplı teslim yaptığı, edimini eksiksiz olarak yerine getirmediği ve müvekkil şirketin reklamasyon kesintisine uğramasına sebebiyet verdiği, ayıplı teslimin davacı tarafın kabulünde bulunduğunun belirlendiğini, ancak bu tespitlerin gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, alacağın temelindeki ayıplı, eksik ve geç teslim hususunun değerlendirildiğini, sonuç kısmında ise "13.04.2018 takip tarihine dayanak yapılan 12.04.2018 tarihli cari hesap bakiyesine göre davalı şirketin davacı şirkete ilişkin hesap bakiyesinin 0,00.TL olduğu..." belirlendiğini, cari hesap ekstresi ve son reklamasyon faturası ile alacağın kalmadığını, geç ve ayıplı teslim nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın dikkate alınması ile borcun sona erdiğini, son heyet raporu ile 4.202 USD reklamasyon faturasının kabul edildiğinin belirlendiğini, davacının alacağını ispat edemediğini, davacının geç ve ayıplı teslim nedeniyle kusurlu olduğunun tanık beyanları ve mailler ile anlaştığını, Davacı şirketin pazarlama sorumlusu ...'ın dosyaya sunulan 15.03.2018 tarihli mailde davacının toplamda 14008 kg kumaş sevk ettiği, 4.202 USD için reklamasyonu kabul ettiğini, bilirkişi raporunda 16.000 kğ kumaşın teslim edilmesi gerekirken 14008 kğ kumaş sevk edildiği, eksik ve geç teslimat yapıldığının belirlendiğini, yaklaşık 2 ton kumaşın eksik teslim edildiğini, geç ve ayıplı teslim nedeniyle müvekkilinin doğrudan zararı oluştuğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve sözleşme kapsamında davacının davalıya emtia teslim ettiği sabittir. Uyuşmazlık, davacının sözleşmeye aykırı şekilde geç veya ayıplı ürün teslim edip etmediği, bu kapsamda düzenlenen reklamasyon faturasının dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır. Davacı 13.04.2018 tarihli takiple 101.959,33 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatmış ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sebebiyle takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı, davacının geç ve ayıplı teslimi nedeniyle düzenlenen reklamasyon faturası kapsamında borcun sona erdiğini, taraflar arasındaki yazışmalarda reklamasyon borcunun özellikle 4.202,00 Dolarının kabul edildiğini, davacının kusuruyla oluşan zarara mahsuben düzenlenen faturayla borcun sona erdiğini savunmaktadır. Mahkemece alınan 13.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 101.959,25 TL alacağının bulunduğu ve taraf defterlerinin bu konuda mutabık olduğu belirlenmiştir. Yapılan tetkik tespit bölümünde geç teslim nedeniyle reklamasyon faturası düzenlendiği belirtilmesine rağmen buna ilişkin belgelerin sunulmadığı, geç teslimat nedeniyle zarar oluştuğunun davalı tarafından kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir. Bu raporda takip tarihi itibariyle taraf defterlerinin mutabık olduğu belirlenmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının teslim ettiği emtianın davalı tarafından üçüncü kişiye satıldığı, eksik ve ayıp nedeniyle üçüncü kişinin davalıya reklamasyon faturası düzenlendiği ve bu faturanın davacıya yansıtıldığı savunulmaktadır. İtiraz üzerine mahkemece alınan 08.09.2020 tarihli raporda kök rapor sonrası sunulan yazışmalar ve çizelgelerden yurt dışındaki firmanın reklamasyon faturası düzenlediği, firmanın davalı tarafı olmayan bir firma olan ... Şirketi olduğu belirlenmiştir. İtiraz üzerine alınan 14.10.2020 tarihli raporda takip tarihinin 13.04.2018, dava tarihinin 29.05.2018, iade faturasının ise 25.07.2020 tarihli olduğu görülmüştür. Bu raporda davalı tarafından sunulan cari hesap ekstresine göre 01.01.2019 ve 01.01.2020 tarihlerinde davalının 101.959,25 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Bu rapora göre reklamasyon faturasının yargılama sırasında düzenlendiği anlaşılmaktadır. İtiraz üzerine farklı bir bilirkişi kurulundan alınan 21.01.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda, düzenlenen reklamasyon faturasının, davacı tarafın yapmış olduğu üretimden kaynaklı olduğu hususunun ispata muhtaç olduğu, ancak davacının geç ve eksik teslimat yaptığı tanık ve sipariş formlarından anlaşıldığından ödemeyi kabul ettiği 4.202,00 USD'yle ilgili takdirin mahkemeye ait olduğu, takip tarihindeki efektif satış kuruna göre bu miktarın 17.194,58 TL'ye denk geldiği belirtilmiştir. İtiraz üzerine aynı bilirkişi kurulunca sunulan ek rapor dosyaya alınmıştır. Eldeki uyuşmazlıkta emtianın teslim edildiği, davacı tarafından kanıtlandığına göre teslim edilen emtiada ayıp bulunduğu veya emtianın geç teslim edildiğinin ve bu nedenle zarar oluştuğunun usulüne uygun delillerle davalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Reklamasyon faturası dikkate alınmadığında, davalı cari hesabında davacıya borçludur. Reklamasyon faturasına konu olayların gerçek bir belgeye dayandığı hususunun davalı tarafından kanıtlanması gereklidir. Bu durumda satılan emtiada ayıp bulunduğu hususunun TTK'nın 23.maddesine göre belirlenerek ihbarı gerekmektedir. Bu durumda alınan hükmün değerlendirilmesi gerekir. TTK'nın 23. maddesinde, malın ayıplı olduğunun açıkça teslim sırasında belli ise alıcının 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için bu durumu satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda ise TBK'nın 223/2. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Somut olayda, satım konusu emtiaların tesliminin Şubat 2018 tarihli olduğu ve bu tarihten sonra süresinde geç teslim veya ayıplı teslimle ilgili usulüne uygun bir ayıp ihbarı yapılmadığı açıktır. Emtiadaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğuna ilişkin bir kanıt da bulunmamaktadır. Buna rağmen, süresinden sonra ayıp ve geç teslim nedeniyle reklamasyon faturası düzenlenerek alacak oluşturulması mümkün görülmemektedir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında, takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olduğu, dava tarihinden sonra düzenlenen reklamasyon faturası ile borcun kapatıldığı ve reklamasyon faturasının içeriğinin kanıtlanamadığı tespit edilmiştir. Bu durumda, davacının satım alacağının ödenmediği ve sözleşmeden kaynaklanan alacağın likit olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın ve icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 4.875,39‬ TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.11.2024

Karar Etiketleri
07.11.2024 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 HMK md.222 K2004 md.67 HMK md.355 TBK md.223/2 TTK md.23 TTK md.83