44. Hukuk Dairesi

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafla mutabık olunan tek noktanın taraflar arasında var olan ticari ilişkiye konu sözleşme olduğunu, bu ticari ilişkide ihlaller ve haksızlıklar var olduğunu, ancak bu ihlalleri ve haksızlıkları yapan davacı yanın bizzat kendi olduğunu, müvekkilinin ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, müvekkili şirketle muhatap şirket arasında 26.08.2017 tarihli “... Gayrimenkul Franchise Sözleşmesi” olduğu noktasında ihtilaf bulunmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın, sözleşmeyi ihlal eden tarafın kim olduğu noktasında olduğunu, müvekkilinin imza altına alınan maddelerden hiçbirine bugüne kadar aykırı bir harekette bulunmadığını ve ihlal etmediğini, sözleşmeye aykırı davranışların, sözleşmenin tarafı olan davacı şirket ile yetkilisi ... tarafından yapıldığını, taraflar arasında var olan sözleşmenin temel iki unsurunun olduğunu, taraflardan ... veren markasını kullandırmayı, ... alan ise kullanıma izin verilen marka çatısı altında ticari faaliyet yürütmeyi karşılıklı kabul etmiş olduklarını, franchise alan, aldığı yetki ile marka çatısı altında " bağımsız müteahhitlik/gayrimenkul danışmanlık" sözleşmeleri ile işbirliği yaptığı alt işletmeleri çalıştırarak ticari faaliyetini yürüteceğini, bu kapsamdaki danışmalık sözleşmelerinin de farnchise veren tarafından düzenlendiğini, ek sözleşmenin detaylı incelenmesinde de görüleceği üzere, taraflar arasında var olan davaya konu sözleşme ve buna bağlı sözleşmelerin tamamı franchise veren tarafça hazırlandığını, bunun doğal sonucu ve yerleşik içtihatlar, hak kavramını oluşturanın/sözleşmeyi hazırlayanın öncelikli olarak sözleşmeye kendisinin sadık kalmasını öngördüğünü, davacı tarafla müvekkili arasında var olan ilk ihlalin, davacının müvekkili bünyesinde bulunan gayrimenkul danışmanlarını bir şekilde razı ederek, kendi kazancının artması ve daha fazla ofise sahip olabilmesi için yeni franchise bayilikleri vermesi olduğunu, Müvekkili ile ..., ..., ... gibi gayrimenkul danışmanları arasında "bağımsız müteahhitlik gayrimenkul danışmanlık" sözleşmesi bulunmakta olduğunu, bu sözleşmelerin halen taraflarca fesh edilmediğini ve ibra verilmediğini, bu danışmanlarla yapılan gayrimenkul danışmanlık sözleşmesinin davacı tarafça düzenlenerek müvekkiline verildiğini, franchise veren olarak davacı taraf bu sözleşmelere taraf olduğunu, ancak müvekkilinin emek verip yetiştirdiği, işbirliği yapıp ticari beklentilere girdiği bu ve benzeri iş ortaklarının hiç beklenmedik bir anda davacı tarafın "..." olarak müvekkiline aynı bölgede rakip olmaları olduğunu, bu eylem ve hareket davacı tarafından düzenlenen ve müvekkili ile danışmanları arasında imzalanan sözleşmenin (e) maddesinin (haksız rekabet ve cezai şart) açık ihlali olduğunu, davacının müvekkili ile sözleşmesi devam ederken müvekkilinin danışmanları ile yeni franchise ofis sözleşmeleri yaparak sözleşmenin ve ticari etik kurallarının ihlaline sebep olduğunu, müvekkiline hiçbir şekilde bilgi vermeden, görüş almadan tamamen kendi kazanç ve geleceğini düşünerek müvekkiline gelecek zararları ve kazanç kayıplarını hiçe sayarak danışmanlarla franchise sözleşmesi imzaladığını ve yeni ofisler açtığını, sözleşmenin davacı tarafından bu şekilde ihlali ve müvekkilinin bu nedenle maddi ve manevi zarar görmesi üzerine davacı ile 2017 yılı Haziran ayından itibaren görüşmelerin başladığını ve Ekim ayına kadar birçok görüşme yapıldığını ve görüşmelerden hiçbir sonuç alınamadığını, davacının son olarak müvekkilinin danışmanlarından ....'ya çeşitli vaatlerle ... açtırdığını, davacı tarafın bu haksız ihlallerinin müvekkilinin ciddi şekilde müşteri kaybetmesine, maddi ve manevi zarar görmesine sebep olduğunu, davacı taraf kendi kusurunu örtmek için müvekkiline imtiyazlar tanındığı iddiasında bulunduğunu, bu iddiayı kesinlikle kabul etmediklerini ve reddettiklerini, noter ihtarları ve diğer belgelerden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin sözleşmeyi hep ayakta tuttuğunu ve bugüne kadar tüm maddi ve manevi mükellefiyetlerini yerine getirdiğini, ... veren ile bu süreç içinde etik kurallar çerçevesinde görüşüldüğünü ve hiçbir şekilde sözleşme ve ... markasına zarar verilmediğini, fakat franchise veren davacı şirketin yetkilisi ...'ın başka brokerlarla yaptığı görüşmelerde ve sosyal medyada müvekkilini karalamaya, hakaretler etmeye başladığını, müvekkilinin bu durumu yine ... markasına zarar vermeyecek şekilde ...’a ilettiğini, ancak olumlu bir netice alamadığını, franchise veren taraf sosyal medyadan ve diğer ofisler ile görüşmelerde müvekkilini karalama kampanyalarına devam ederek, Türkiye birincisi, 50 çalışanı ile markayı bölgede birinci sıraya yerleştirmiş bir ofise karşı mobing uygulamaya devam ettiğini, bu ve benzeri eylemlerin sözleşmenin ihlali olduğunu, ... markasına da franchise tarafından büyük zarar verdiğini, ... veren ...'ın başka bir broker ile (...) yaptığı konuşmada müvekkili şirket yetkilisi broker ... ile danışman ...’a sinkaflı küfürler etmesi ve hakarette bulunması nedeniyle müvekkilleri lehine yasal yollara başvurulduğunu ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/107198 soruşturma sayılı dosyası ile gereken müracaatların yapıldığını, bu elim olayın taraflar arasındaki sözleşmenin, TTK.nın ve BK.nın açık ihlali olduğunu, 09.12.2017 tarihli paylaşımdan hemen sonra, franchise verenin sözleşmeden kaynaklı mükelllefiyeti olan ve sözleşmenin asli unsurunu oluşturan, müvekkiline sunmak zorunda olduğu CBX sistem altyapısını kapattığını, muhatabın bu hareketinin sözleşmenin alenen ihlali olduğunu, bu hareketin sonucu müvekkili ve bağlı danışmanları ciddi zarara uğrattığını, markanın bölgede kan kaybetmeye başladığını, taraflar arasında cereyan eden noter yazışmaları ile de sabit olduğu üzere tarafların ortak kanaatiyle sözleşmenin ayakta tutulamayacağı sonucuna varıldığını, davacı tarafın yetkili avukatları talebi üzerine davalı şirket avukatının Bursa ofis adresinde 02.01.2018 tarihinde yapılan görüşmede "sözleşmenin ayakta tutulamayacağı ve ikale yolu ile sonlandırılması" hususunda görüş birliğine varıldığını, taraf vekillerince ikale sözleşmesi hazırlandığını ve sözleşme maddelerinde mutabakata varıldığını, ancak davacı yanın sözleşmeyi ihlal ederek franchise ofis açtırdığını, müvekkili danışmanları hakkında da ibraname ve ikale sözleşmesi talep ettiğini, davacı vekilince buna dair ibra/ikale sözleşmesi taraflarına gönderildiğini, bu konuda müvekkili tarafından olumsuz cevap verilmesi üzerine davacı yan sözleşmeye dair ikale akdinden vazgeçtiklerini, tüm bu yaşananlar davacının sözleşmeyi sonlandırma ve fesh etme iradesine sahip olduğunu, bu iradeyi ortaya koyan tarafın haksız feshe dayanarak dava açmasının hak ve nefaset kurallarına sığmamakta olduğunu ve haksız fesih iddiasının da yersiz ve kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, davacı tarafın tüm bu beyan, ihtar ve görüşmeler neticesinde sözleşmeyi ayakta tutmak değil fesh etmek niyetinde olduğunu kesin beyanlarla kendilerine bildirilmesine rağmen son gönderilen Kartal ... Noterliğinin 09.01.2018 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeden doğan hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğunu, davacı tarafın yapmış olduğu ihtar ve taleplerin “sözleşmenin feshine dair gerekçe oluşturmak adına” kötüniyetli davranışlar olduğunu, davacı yanın sözleşmeden kaynaklı denetim hakkını kullandırılmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, yapılacak incelemenin ve incelenmesi istenilen evrakların çokluğu nedeni ile yerinde inceleme yapılmasının doğru olduğunu noter ihtarında da bahsedildiğini, bu iddianın sözleşmenin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin taraflarınca yok hükmünde sayılarak haksız feshin yapıldığının beyan edildiğini ancak bunu kabul etmediklerini, davacı tarafa gönderilmiş olan ihtarlar metin olarak bir bütün olduğunu, davacı tarafın müvekkiline gönderdiği karşı beyan ve noter ihtarları ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, değerlendirme yapılırken metnin tamamından yola çıkılmalı, ihtarın ve metnin amacı anlaşılması gerektiğini, davacı tarafın müvekkili hakkındaki isnatlarının yersiz ve haksız olduğunu, müvekkilinin 26.08.2016 tarihli sözleşme başlangıcından bugüne kadar yaptığı yatırım ve marka içinde aldığı birinciliklerle de ispatlanmakta olduğunu, müvekkilinin imzalamış olduğu franchise sözleşmesinin bilincinde olduğundan ve sözleşmenin hükümleri gereği uzun vadeli bir ticari ilişkiye girdiğini bilerek (ofis, araç vb. yatırımlar) yaklaşık 2.600.000 TL masraf yaptığını, davacı tarafın haksız feshi nedeniyle zarara uğradığını, karşı dava hakkının saklı tutarak, BK, TTK’dan kaynaklı mütekabiliyet ilkesi gereği, davacı tarafın müvekkiline 50.000+ KDV ABD Doları cezai şart ile müvekkili ve bağlı danışmanlarının maruz kaldığı ve kalacağı ticari kayıp, menfi ve müspet zarar ile manevi tazminatları ödemesi gerekirken, müvekkilinden cezai şart ve kazanç kaybı ile tazminat talebinde bulunmasının haksızlık olduğunu, davacı tarafın müvekkiline gönderdiği 13/11/2017 tarih, 14/12/2017 tarih, 09/01/2018 tarih ve 23/01/2018 tarihli ihtarlarında sözleşmeyi ayakta tutmak değil fesih iradesinin açık tezahürü olduğunu, sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğini, davacı tarafından feshe dair irade beyanının sözlü olarak müvekkiline iletildiğini ve davacı tarafçada fiilen uygulandığını, kaldı ki bugüne kadar franchise veren olarak sözleşmenin asli unsurları ve edimlerini yerine getirmediği gibi sözleşmenin 16. maddesinin uygulamaya başlandığını, müvekkilince birçok kez davacı taraf uyarılmasına rağmen davacının fesih iradesinden vazgeçmediğini, taraflar arasındaki 26/08/2016 tarihli franchise sözleşmesinin davacı tarafça ihlal edildiğini, davacı tarafın tüm eylem ve davranışlarının sözleşmeyi ihlal niteliği taşıdığını ve sözleşmenin davacı tarafça haksız feshedildiğini, müvekkilini ve bağlı danışmanlarını ciddi zarara uğrattığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile; 186.600 USD yoksun kalınan kar ve 50.000 cezai şart alacağı olmak üzere toplam 236.600 USD alacağın dava tarihinden itibaren .. sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli USD mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının sosyal medyada yaptığı yayınlar neticesinde müvekkili şirketin şeref, haysiyet ve saygınlığının zedelendiğini, bu anlamda müvekkilinin itibarının zedelenmesi sebebi ile manevi tazminat talep etmek hakkı bulunduğunu, 25.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda bu durumun tespit edildiğini, bilirkişi raporundan ve gerekçeli karardan görüldüğü üzere davalının sosyal medya paylaşımlarının müvekkil şirketin ticari itibarına zarar vermiş olduğunun açıkça ortaya koyulduğunu,Mahkemece dava tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti hesaplandığını, oysa karar tarihindeki efektif satış değeri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Sözleşmenin ihlal edilmesi silsilesinin davacı tarafından başlatıldığını, Franchise sözleşmesi niteliği gereği karşılıklı olarak tarafların birbirlerinin haklarını korumalarını gerektirirken davacı tarafın müvekkili şirketin bünyesinde bulunan gayrimenkul danışmanlarını bir şekilde razı ederek, salt kendi kazancının artması ve daha fazla ofise sahip olabilmesi için yeni franchise bayilikleri verdiğini ve bunu müvekkili şirkete hiçbir şekilde haber vermediğini, davacı tarafın, müvekkili şirketle Franchise sözleşmesi devam ederken müvekkili şirketin danışmanları ile yeni franchise ofis sözleşmeleri yaparak ilk olarak sözleşmenin ve ticari etik kuralların ihlaline sebep olduğunu, müvekkili şirket bünyesinde çalışan ..., ..., ...'ın bir anda davacı şirketten franchise alarak müvekkili şirketten ayrılmasının hem müvekkili şirketin kendi bünyesinde mağdur olmasına hem de rakiplerinin bir anda artarak büyük bir kazanç kaybı yaşamasına sebebiyet verdiğini, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/380 E. Sayılı dosyasının delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini Davacı tarafın Franchise Sözleşmesi gereği CBX sistemini sağlaması gerektiğini, müvekkili şirketi bu sistemden mahrum bırakmasının da feshe yönelik işlemlerinden biri olup davacı tarafın bu eylemlerinin hukuka uygun bulunmasının kabul edilemeyeceğini, bu hususta bir bilgilendirme yapılmadığını, Sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğini, ancak bu feshin haksız olduğunu, Müvekkilinin, davacı tarafa, sözleşmeden kaynaklı hiçbir cari borcu bulunmadığını, davacı tarafa çekilen noter ihtarlarında, 07.11.2017 tarihli ihtarnamede ödemeye dair ihtiraz-ı kayıt konularak açıklamalarda bulunulduğunu ve fatura bedeli ile daha sonraki tüm fatura bedellerinin ödendiğini, Davacının, müvekkili ile sözleşmenin devamı esnasında ve fesihten sonra, yeni franchise sözleşmeleri imzalayarak hiçbir kazanç kaybı yaşamadığını,Dolar kurunun çıkmış olduğu seviye, dünyada ve ülkemizde mevcut ekonomik buhran dikkate alındığında, belirtilen bedellerin fazlasıyla fahiş bedeller olduğunu, ayrıca belirtilen 9 yıllık royalty bedeli hesaplama süresinin yine çok fazla olması, tüm bu rakamların ödenmesinin müvekkili şirket açısından ekonomik mahfa yol açacağını,Davacının 09.01.2018 ve 14.12.2017 tarihli ihtarnameleri incelendiğinde, yenilik doğuran hakların şartlarına aykırı biçimde şarta bağlı yahut derhal sonuç meydana getirmeyecek şekilde beyanlarda bulunulduğunu,Sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede davalı aleyhine tek yanlı cezai şart kararlaştırıldığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap