Danıştay 6. Daire Başkanlığı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/7047 E. , 2023/8529 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
2.(DAVACI YANINDA MÜDAHİL) ... Mimarlar Odası (... Şubesi)
2.... Yatırım İnşaat A.Ş.
3.... İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş. Adi Ortaklığı
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin ... tarihli, ... sayılı büyükşehir belediye meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile bu planlara plan notu ilave edilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı büyükşehir belediye meclisi kararının ve anılan parsele verilen ... tarihli, ...,..., ..., ...,..., ..., ...,..., ..., ..., ...,..., ..., ...,...,...,..., ..., ..., ...,..., ... ve ... sayılı yapı ruhsatlarının iptali istemiyle açılan davada, yapı ruhsatları yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile bu planlara plan notu ilave edilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı büyükşehir belediye meclisi kararı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı karara karşı davacı ve davacı yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; savunma verilmemiştir. Davalı yanında müdahil ... Gayrimenkul Yatırım İnşaat A.Ş. ve ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş. Adi Ortaklığı tarafından; savunma verilmemiştir. Davalı yanında müdahil Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. tarafından; temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : T.C. Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır. 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptallleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken davacı ile dava konusu işlem arasında kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususu gözönüne alınmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davacı oda tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmaz için verilen yapı ruhsatlarının öğrenilmesi üzerine, süresinde anılan yapı ruhsatları ile birlikte dayanağı imar planlarının da iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İfa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar, belde sakini sıfatıyla ayrı ayrı dava açabileceklerine göre, bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen şubeler de doğrudan imar planına ve bu plan uyarınca düzenlenen yapı ruhsatına dava açabilecektir.
Bu durumda, davacı odanın, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğunu ileri sürerek düzenleyici işlem niteliğinde bulunan imar planına karşı dava açması ve bu planlar uyarınca düzenlenen uygulama işlemi olan yapı ruhsatlarının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi nedeniyle dava konusu işlemlerle meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir davanın konusuz kaldığından söz edilebilmesi için, dava açılmakla ulaşılmak istenilen hukuki neticenin tamamen gerçekleşmiş olması, başka bir ifadeyle taraflar arasında artık uyuşmazlığın kalmamış olması gerekir.
Dava konusu taşınmaz için düzenlenen 06.02.2017 tarihli toplam 23 adet yapı ruhsatının yerine, sonradan projede yapılan bazı tadilatlar neticesinde 28.09.2017 tarihli toplam 20 adet yapı ruhsatının düzenlendiği, dolayısıyla davacının dava açma sebebinin ortadan kalkmadığı, davanın yapı ruhsatlarına ilişkin kısmının konusuz kalmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı ve davacı yanında müdahilin temyiz isteminin kabul edilerek, dava konusu işlemler hakkında işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine 21/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin ... tarihli, ... sayılı büyükşehir belediye meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile bu planlara plan notu ilave edilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı büyükşehir belediye meclisi kararının ve anılan parsele verilen ... tarihli, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ...,...,...,...,..., ... Ve... sayılı yapı ruhsatlarının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve plan notu ilavesine ilişkin büyükşehir belediye meclisi kararının 2012 ve 2013 yıllarında askıya çıkarıldığı, davacı meslek odası şubesi tarafından süresi içinde imar planına karşı dava açılmadığı, uyuşmazlık konusu parsel için 06.02.2017 tarihli yapı ruhsatlarının düzenlenmesi üzerine yapı ruhsatları ile dayanağı nazım ve uygulama imar planının iptali istemiyle davanın açıldığı, dava konusu taşınmaz için 28.09.2017 tarihinde 20 adet yeni yapı ruhsatı verildiği, dava konusu 06.02.2017 tarihli yapı ruhsatlarının halihazırda geçerli olmaması nedeniyle dava konusu imar planları yönünden dava açma süresini ihya edecek uygulama işlemi niteliğinde olmadığı gerekçesiyle yapı ruhsatları yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile bu planlara plan notu ilave edilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı büyükşehir belediye meclisi kararı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı ve davacı yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "uyuşmazlıkta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza verilen yapı ruhsatlarının bireysel işlem niteliğinde olduğu, davacı meslek kuruluşunun da davaya konu yapı ruhsatları ile ilgili olarak tüzel kişiliklerinin hukuken korunan hangi menfaatinin ihlal edildiği hususunda herhangi bir somut iddia öne sürmediği gibi dosyaya bu yönde bir bilgi ve belge sunmadığı, Anayasa ve kuruluş yasaları gereği meslek mensuplarının müşterek ihtiyaçları ve mesleki faaliyetler çerçevesinde iş ve işlemler yapma yetkisini haiz olan davacı odanın salt hukuka aykırılık iddiasıyla açtığı davada, kişisel, meşru ve güncel bir menfaatinin ihlalinin söz konusu olmadığı, bu nedenle davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığına karar verilmesi gerekmekte ise de; yapı ruhsatları yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair mahkeme kararınına karşı sadece davacının ve davacı yanında müdahilin istinaf yoluna başvurduğu dikkate alınarak aleyhe bozma yasağı gözetilerek istinaf başvurusunun bu kısmının reddine karar verilmesi gerektiği, yapı ruhsatı yönünden dava açma ehliyeti bulunmayan davacının, bu işlemin uygulama işlemi olduğunu öne sürerek dayanağı olan imar planlarına dava açamayacağı, bu durumda 2012 ve 2013 yılları içerisinde kesinleşen imar planlarının iptali istemiyle 23.03.2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını incelenme olanağı bulunmadığından, istinaf başvurusuna konu kararın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmının sonucu itibariyle yerinde olduğu sonucuna varıldığı" açıklaması ile reddedilmiş, bu karar davacı ve davacı yanında müdahil vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
T. C. Anayasasının 2.
maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır. 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptallleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken davacı ile dava konusu işlem arasında kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususu gözönüne alınmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davacı oda tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmaz için verilen yapı ruhsatlarının öğrenilmesi üzerine, süresinde anılan yapı ruhsatları ile birlikte dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin de iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İfa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar, belde sakini sıfatıyla ayrı ayrı dava açabileceklerine göre, bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen şubeler de doğrudan imar planına ve bu plan uyarınca düzenlenen yapı ruhsatına dava açabilecektir.
Bu durumda, davacı odanın, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğunu ileri sürerek düzenleyici işlem niteliğinde bulunan imar planına karşı dava açması ve bu planlar uyarınca düzenlenen uygulama işlemi olan yapı ruhsatının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesi nedeniyle dava konusu işlemlerle meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir davanın konusuz kaldığından söz edilebilmesi için, dava açılmakla ulaşılmak istenilen hukuki neticenin tamamen gerçekleşmiş olması, başka bir ifadeyle taraflar arasında artık uyuşmazlığın kalmamış olması gerekir.
Dava konusu taşınmaz için düzenlenen 06.02.2017 tarihli toplam 23 adet yapı ruhsatının yerine, sonradan projede yapılan bazı tadilatlar neticesinde 28.09.2017 tarihli toplam 20 adet yapı ruhsatının düzenlendiği, dolayısıyla davacının dava açma sebebinin ortadan kalkmadığı, davanın yapı ruhsatlarına ilişkin kısmının konusuz kalmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı ve davacı yanında müdahilin temyiz isteminin kabul edilerek, dava konusu işlemler hakkında işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.