7. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî düzeltilerek onama 1.Şikâyetçi kurum vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla eylemin 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alko1 Düzenlenmesine Dair Kanun'a (4733 sayılı Kanun) muhalefet suçu kapsamında kaldığı, buna göre de Gümrük İdaresi'nin suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. 2.Katılan ... vekili ve sanık müdafiinin temyizi yönünden; sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2020 tarihli iade yazısı ile 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrası kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz isteminin, suçtan zarar gören kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve suçta kullanılan nakil aracının müsaderesinin gerektiğine ilişkin gerekçe ile sınırlandırıldığı anlaşılmıştır. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi, savunma ve adil yargılanma hakkının kısıtlandığına, re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II.GEREKÇE A.Şikâyetçi Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla, sanığın eyleminin 4733 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, buna göre de Gümrük İdaresi'nin suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B.Katılan ... Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Katılan vekilinin temyiz isteminin, suçtan zarar gören kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ve suçta kullanılan nakil aracının müsaderesinin gerektiğine ilişkin gerekçe ile sınırlandırıldığı görülmekle, sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz talebi bulunmadığı tespit edilerek yapılan incelemede; Olay tarihinde kolluk görevlilerince 27 RN.. plaka sayılı kamyonet ile kaçak sigara sevkedileceği bilgisi alınması üzerine, temyiz dışı sanık ...'ın sürücülüğünü yaptığı, sanık ...'un ise yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı kamyonette Hassa Sulh Ceza Mahkemesinin 23.11.2012 tarihli ve 2012/334 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada aracın kasasının üzerinde yaptırılan korkuluklu tente üzerindeki bölmede 1000 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. Sanık aşamalardaki savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, araçta yakalanan kaçak sigaralarla ilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamına göre kolluk görevlilerince ... plaka sayılı kamyonet ile kaçak, sigara sevkedileceği bilgisi alınması üzerine, Hassa Sulh Ceza Mahkemesinin 23.11.2012 tarihli ve 2012/334 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, aracın kasasının üzerinde yaptırılan korkuluklu tente üzerindeki bölmede 1000 karton kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; adli aramaların nasıl yapılacağını düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un 116. maddesi gereği arama kararı verebilmesi için makul şüphenin bulunması ve aynı Kanun'un 119. maddesine göre aramanın, hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı takdirde, kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerince yapılabileceği biçiminde olup bu koşullara uyulmadan yapılan aramanın kanuna aykırı olacağı, somut olayda mevcut bir ihbar üzerine önleme araması kararına istinaden yapılan aramanın usul ve kanuna aykırı olduğu ve ele geçen delillerin de hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasamızın 38. maddesinin altıncı fıkrası “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.” hükmü ve yine 5271 sayılı Kanun’un 206 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217/2., 230/1. maddesinde de hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, Kanun'a aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri karşısında, hiç bir aşamada suçlamayı kabullenmemiş olan sanık hakkında hukuka aykırı şekilde elde edilen ve kaçak olduğu anlaşılan eşyanın hükme esas alınamayacağı gözetilerek beraat kararı yerine mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Şikâyetçi Kurum Vekilinin Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle şikâyetçi kurum vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Katılan Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyizleri Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle katılan vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın