Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2020/2765
Karar No
K. 2024/942
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/2765 E.  ,  2024/942 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2020/2765
Karar No: 2024/942
DAVACI: ... Sendikası
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...

DAVANIN_KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. ve 14. maddelerinde iş kazasının ve meslek hastalığının tanımının yapıldığı, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nde meslek hastalıklarının sınırlayıcı değil örnekleyici bir şekilde düzenlendiği, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün Türkiye tarafından onaylanarak yürürlüğe konulan çeşitli sözleşmeleri ile çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile çalışma ortamına ilişkin önlemlerin alınmasının düzenlendiği, tüm dünyada pandemi ilan edilen Covid-19 virüsünün sebep olduğu hastalığın iş kazası ve meslek hastalığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği iddia edilmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI : Usul yönünden; davacının dava konusu Genelgenin iptali istemiyle dava açma yetkisinin ve Genelgenin iptalini istemekte hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; ayrıca davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği; esas yönünden ise, dava konusu Genelgede Covid-19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı veya hastalık sigortası yönünden hukuki statüsünün belirtilmediği, sadece başvuruda alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesi ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden kaynaklı kanuni yaptırımların bertaraf edilmesinin amaçlandığı, özel durumlarda her bir vakanın ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, Covid-19 hakkında tıbben bilinenlerin halen çok sınırlı olması nedeniyle doğrudan ve her durumda meslek hastalığı veya iş kazası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...

DÜŞÜNCESİ : Gerek mevzuat hükümleri uyarınca gerekse de Kurum tarafından çıkarılan ... tarih ve ... sayılı Genel Yazı uyarınca bu konuda mağduriyet yaşamış olan sağlık görevlilerinin taleplerinin uygunluğunun Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından değerlendirilerek talebi uygun görülenlerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca haklarının verildiği dikkate alındığında dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı bu nedenle de davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, Covid-19 Virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerektiği yolundaki 2020/12 sayılı SGK Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun, "Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 14. maddesinde; "Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri olarak tanımlanmıştır.

Aynı maddenin devamında; sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi, b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi, sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesinin zorunlu olduğu, Meslek hastalığının, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olmasının şart olduğu, bu durumdaki kişilerin, gerekli belgelerle Kuruma müracaat edebilecekleri, herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabileceği hükme bağlanmıştır.(...), hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır." kuralı getirilmiştir. Aynı Yasanın 15. maddesinde; "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." olarak belirlenmiştir.

Aynı Kanunun 13. maddesinde, "İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay, olarak açıklanmıştır. Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği, Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı açıktır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesinin g) bendinde; İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay, l) bendinde; "Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık, olarak tanımlanmışır.

Yine Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin i) bendinde; Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri, f) bendinde de; İş kazası: Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sigortalıyı hemen veya sonradan, bedenen ya da ruhen özüre uğratan olayları ifade edeceği belirtilmiştir.

Anılan Yönetmeliğin "Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde; "(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir. (2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir." kuralına yer verilmiştir. "Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2); a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları, b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları, c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları, ç) D Grubu: Mesleki bulaşıcı hastalıklar, d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları, olmak üzere beş grupta toplanmıştır. (2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına yer verilmiştir. "Meslekî bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde de, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir. (2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralı getirilmiştir.

Bu durumda, mesleki hastalık, yapılan iş veya görev nedeniyle ya da yürütülen mesleğin sonucunda ortaya çıkan bir hastalık olup, genel olarak toplumun içinde yer almaktan dolayı toplumu oluşturan diğer fertlere bulaştığı gibi bulaşan bir hastalık olmaması olarak ifade edilebilir. Yeni tip Koronavirüs (COVID-19) ise, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm Dünya ülkelerini etkilemiş ve Dünya Sağlık Örgütünce,meslek, cinsiyet, yaş ayrımı olmaksızın tüm bireylere bulaşan pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilmiş bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, toplumun diğer bireylerinin de bu hastalığa maruz kaldığı, sağlık hizmeti sunanların ise yapılan hizmetin dışında da toplum içinde bulunmaktan dolayı diğer bireyler gibi bu hastalığa yakalandığı görülmektedir. Dava konusu Genelge'de; COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu ve söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamından provizyon alınması gerektiği belirtilmiş, COVID-19 iş kazası veya meslek hastalığı olarak değerlendirilmemiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre meslek hastalığı çok açık olarak tanımlanmış dolayısıyla toplumu, hatta tüm toplumları oluşturan bireyleri aynı oranda tehdit eden virüsün oluşturduğu hastalık, mevzuatımıza göre bir meslek hastalığı olarak ifade edilmemektedir. Sağlık hizmeti sunanların bu virüs nedeniyle hasta olanlarla birebir muhatap olmaları kendilerini korumak için önlemler alsalar dahi onların bakım ve teşhis tedavi süreçlerinde daha fazla virüs yüküne maruz kaldıkları ve daha fazla bu hastalığa yakalanma risklerinin bulunduğu ve hastalandıkları açık olmakla, yapılan hizmetten dolayı uğranılan maddi ya da manevi zararların karşılanmasının, yeniden düzenlemeyi gerektirdiği şüphesizdir.

İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. Kural işlemler ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemlerin, üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemler olduğu, düzenleme yetkisinin kullanılarak tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge adıyla yapılan düzenlemelerin, sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, belirtilen nitelikte kuralların, üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi gereği gözönünde bulundurulduğunda, Sosyal güvenlik sistemi içerisinde tanımlanmış olan meslek hastalığının kapsamında yer almayan ancak yürütülen mesleğin özelliği gereği mesleğin yapılması sonucunda toplumu oluşturan bireylere göre daha fazla maruz kalınan hastalık, ve hastalığın daha ağır yaşanması ile çalışma koşullarının zorluğu nedeniyle meydana gelen olumsuz koşulların yeniden değerlendirilmesi ve düzenlenmesi gereği dikkate alındığında, dava konusu Genelge ile yapılan düzenleme de mevzuata aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :

Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs (COVID-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, davalı Kurum Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan dava konusu 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelge ile salgına maruz kalan sigortalıların sağlık hizmet sunucularına başvurması halinde "hastalık" kısa vadeli sigorta kolundan provizyon alınması gerektiği düzenlenmiştir. Bunun üzerine davacı Sendika tarafından, sağlık çalışanlarının özel ve ayrıksı durumlarının düzenlenmemesi nedeniyle dava konusu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE

USUL YÖNÜNDEN:

Davalı idare tarafından, davacının dava konusu Genelgenin iptali istemiyle dava açma yetkisinin ve Genelgenin iptalini istemekte hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; ayrıca davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği ileri sürülmektedir. Bakılan dava, davacı sendika tarafından, 6356 sayılı Kanunla belirlenen kuruluş amacı ile Tüzüğünde yer alan amaç doğrultusunda kendi adına açılmış olup, 6356 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 2. fıkrası kapsamında herhangi bir sendika üyesi adına açılmamıştır.

Bu itibarla, 6356 sayılı Kanun ile Tüzüğünde yer alan amaçları gerçekleştirmek için faaliyette bulabileceği ve bu kapsamda kendi adına dava açabileceği açık olan davacı Sendikanın, işbu davayı açmaya yetkili olduğu, ayrıca yetki almasına gerek olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.

Yine davalı idarece, davacı Sendikanın bakılan davayı açmakta menfaati bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; dava konusu Genelgede, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmakta iken salgına maruz kalan sağlık işçilerinin hariç tutulduğuna dair açık bir kurala yer verilmemesi nedeniyle, üyesi olan sağlık işçilerinin ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurulan davacı Sendikanın bakılan davayı açmakta menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki itirazı da yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, dava konusu düzenlemenin, davalı Kurumun resmi internet sayfasında 07/05/2020 tarihinde yayımlandığı, bakılan davanın ise 28/05/2020 tarihinde açıldığı görüldüğünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesine göre düzenleyici işlemin yayımı tarihinden itibaren 60 gün içinde açılan davada süre aşımı bulunmamakta olup, davalı Kurum'un bu husustaki iddiası da yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle; "İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 13. maddesinde, "İş kazası;

a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,

c)Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

d)Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır. ... Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir." hükmü; "Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 14. maddesinde, "Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;

a)Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,

b)Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi, sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur." hükmü; "Hastalık ve analık hali" başlıklı 15. maddesinde, "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." hükmü; "İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar" başlıklı 16. maddesinde ise, "İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır:

a)Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.

b)Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.

c)İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması.

d)Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.

e)İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi." hükmü yer almıştır. 5510 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve dava konusu Genelgenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin; “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâllerini,… ifade eder.” tanımına; "Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde, “(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir. (2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir.” kuralına; "Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2);

a)A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,

b)B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,

c)C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,

ç)D Grubu: Meslek bulaşıcı hastalıklar,

d)E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları, olmak üzere beş grupta toplanmıştır. (2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına; "Mesleki bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir. (2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava Konusu Genelgenin İncelenmesi:

Dava konusu Genelgenin, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm dünya ülkelerini etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilen ve ülkemizi de olumsuz yönde etkileyen yeni tip Koronavirüs (COVID-19) virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerektiğini düzenlediği görülmektedir.

Davacı tarafından, salgından etkilenen hastaları iyileştirmek için görev yaparken salt bu görevlerinin neden ve etkisiyle salgına yakalanan sağlık çalışanları için kısa vadeli sigorta kolları bakımından "iş kazası" ya da "meslek hastalığı" yerine "hastalık" kapsamında provizyon alınmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, "iş kazası" genel olarak, ister bir işverene bağlı olarak çalışsın isterse kendi adına ve hesabına bağımsız çalışsın, sigortalının yürütmekte olduğu iş nedeniyle o anda ya da daha sonra meydana gelip sigortalıyı etkileyen ve onda fiziksel ya da ruhsal araz bırakan olaylardır. İş kazasından bahsedilebilmesi için yapılan iş, meydana gelen kaza ve oluşan zarar arasında üçlü bir illiyet bağı aranmakta olup (Narter ve Şimşek, 2020, 151), davalı Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının tespitinde, gerektiği takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilmektedir. "Meslek hastalığı" ise, yine bir işverene bağlı olarak çalışan veya kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri olarak tanımlanmıştır. Meslek hastalığından bahsedilebilmesi için öncelikle sigortalının iş ve iş yeri koşulları ile hastalık arasında uygun bir illiyet bağının olması ve sigortalının yakalanıldığı öne sürülen meslek hastalığına tutulduğunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında yapılacak incelemeler sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekmektedir.

Görüleceği üzere, yukarıda tanımlanan iş kazası ve meslek hastalığının ortak noktası, "yapılan iş" ile "kaza veya hastalık" arasında illiyet bağının bulunması gerekliliğidir. Bu bağın tespiti ise, iş kazalarında, -çoğunlukla- Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından yapılan incelemeler; meslek hastalıklarında, -her zaman- sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarının Kurumun sağlık kurullarınca (Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu) değerlendirilmesi sonucunda mümkün olabilmekte, hatta meslek hastalıklarının tespitinde de gerekli görüldüğü takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından soruşturma yapılabilmektedir.

Dolayısıyla, sigortalının maruz kaldığı olayın iş kazası olup olmadığı veya hastalığın meslek hastalığı niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunun, her somut olayın özelliklerine göre ve yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde görevli/yetkili memur ve kurullarca detaylı incelemeler yapıldıktan sonra karara bağlanması zorunlu bulunmaktadır.

Dava konusu Genelgenin ise, her bir bireysel olay özelinde belirtilen nitelikte bir inceleme yaparak iş kazası ya da meslek hastalığı değerlendirmesini içeremeyeceği gibi iş kazası ya da meslek hastalığının tespitine yönelik olarak açılacak davalarda da yargı yetkisini kısıtlayıcı bir düzenleme getiremeyeceği açık olup, esasen Genelgeyle yapılan düzenlemenin amacı da olayın iş kazası veya hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının tespitine yönelik bulunmamaktadır.

İptal istemine konu Genelgeyle, küresel çapta etkili bir salgın olan koronavirüs (Covid-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, yalnızca söz konusu sıkıntının giderilerek (hastalığın salgın olması nedeniyle hasta sayısı ile görülme sıklığının fazlalığı da dikkate alınmak suretiyle) sigortalıların sağlık kuruluşuna başvurusunda esas alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesinin ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden doğacak olumsuz kanuni sonuç ve yaptırımların (5510 s. K. m. 21/2, m.22/2, 6331 s. K. m. 26/1-e vb.) bertaraf edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Bu durum, davalı Kurumun savunmasında da açıkça kabul edilmiş ve dava konusu Genelgeyle, Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engellemediği belirtilmiştir.

Ayrıca, davalı Kurum tarafından yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü talepleri hakkında yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum sağlık kurullarına iletileceği, Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönündeki taleplerin de Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiği bildirilerek iş ve görevleri nedeniyle salgına yakalanan sigortalı sağlık çalışanları bakımından iş veya meslekten kaynaklanan özel durumların göz ardı edilmemesi sağlanmıştır.

Nitekim, aynı istemle açılan ve Dairemizin E:2024/480 sayılı esasına kayıtlı bulunan dosyaya sunulduğu üzere, işyeri hekimi olarak görev yapmakta iken Covid 19 virüsüne yakalanması sonucu 02/04/2020 tarihinde vefat eden ... isimli doktorun mirasçıları tarafından yapılan başvuru üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu ölümün "meslek hastalığı" nedeniyle meydana geldiği kanaatine varılarak mirasçılarına 5510 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca gelir bağlandığı görülmüş olup, bu haliyle dava konusu Genelge ile davalı Kurum tarafından Covid-19'a bağlı olarak sigortalıların uğradığı bedensel veya ruhsal engel veya ölüm halleri bakımından meslek hastalığı ya da iş kazası yolunun uygulamada da kapatılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN REDDİNE,

2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog