6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2023/1192 E. , 2024/1486 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR
Taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli edilen günde davalılar vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 08.06.1998 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, yapım aşamasında çıkan uyuşmazlık sebebiyle inşaatın tamamlanamadığını, inşaat seviyesi %70 oranında olup, kesinleşen mahkeme kararında, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunun tespit edildiğini, davalıların, arsalarına yapılan imalatların ekonomik değer taşıması nedeniyle sebepsiz zenginleştiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL'nin ihtarname tarihi olan 05.05.2003’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 1.727.346,10 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; imalatların büyük bir kısmının, imar mevzuatına ve projesine aykırı olması nedeniye yıkımı gerektiğini, ekonomik değer taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.05.2015 tarihli ve 2015/8961 E., 2017/1376 K. sayılı kararı ile davacı yüklenici tarafından yapılan imalatların bedelinin 1.381.876,88 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile anılan meblağın davalılardan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin (Yargıtay kapatılan 23. Hukuk Dairesi) 08.05.2017 tarihli ve 2025/8961 E., 2017/1376 K. kararıyla, davalı arsa sahipleri tarafından alınan özel raporda yapının yıkımı gerektiğinin belirtildiği, ilgili belediye encümeni tarafından yapının yıkımı konusunda karar alındığı, dosyada alınan bilirkişi raporunda ise, inşaatın mevcut durumu itibariyle ekonomik değerinin bulunduğunun açıklandığı, bu hususlardaki çelişkiler giderilerek, yapının yasal hale getirilip getirilemeyeceği ve yasal hale getirilebilecek ise, bunun için gerekli masraflar, konusunda uzman bilirkişi heyeti marifetiyle tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, mahkeme kararı davalılar yararına bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 25.12.2019 tarih 2018/123 E., 2019/134 K. sayılı kararı ile yapının yasal hale getirilebileceğinin tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.273.402,23 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin (Yargıtay kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 28.04.2021 tarihli ve 2020/1618 E., 2021/2010 K sayılı kararıyla, yapının yıkımı konusunda verilen belediye encümen kararının, idare mahkemesinde açılan dava sonucunda iptaline karar verildiği, yapı kayıt belgesinin de ilgili bakanlık tarafından iptal edildiği, mahkemece bir önceki bozma ilamında belirtilen inceleme ve araştırmanın yapılmadığı, bu durumda bozma ilamında belirtilen hususlarda gerekçeli, denetime elverişli ve önceki raporlar arasındaki farklılığı ortadan kaldıracak şekilde rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma ilamının gereği yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, mahkeme kararı davalılar yararına bozulmuş, davacı vekilinin temyiz itirazları incelenmemiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunun kesinleşen yargı kararıyla belirlendiği, yüklenicinin davalıların arsasına yaptığı imalatın belirli bir seviyeye geldiği, bunun da davalılar nezdinde sebepsiz zenginleşmeye yol açtığı, sebepsiz zenginleşmenin tüm şartlarının bulunduğu, son bozma ilamı uyarınca, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak önceki raporlar arasındaki çelişkilerin ortadan kaldırıldığı, bu raporda davacı yüklenicinin imalat bedeli alacağının 1.640.901,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, kalan 1.540.901,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde, davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde; bozma kararının gereklerinin yerine getirilmediğini, mahallinde keşif yapılmadığını, bilirkişi inşaatı görmeden, dosyadaki önceki raporlar üzerinden rapor tanzim ettiğini, yapıların deprem yönetmeliğine aykırı olduğunu, deniz kumundan imal edildiklerini, taşıyıcı kolanlarının bulunmadığını, yapının ruhsat alabilmesinin mümkün olmadığını, belediye tarafından yıkım kararı verildiğini, ilgili bakanlıkça yapılar statik olarak yasal hale getirilemeyeceğinden yapı kayıt belgesi verilemeyeceğinin bildirildiğini, öte yandan, daha önceki kararlar müvekkili lehine kazanılmış hak teşkil ettiği halde mahkemece, hüküm altına alınan tutarın daha da arttırıldığını, usuli kazanılmış hakka riayet edilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmenin geçersizliğinin mahkeme kararıyla tespit edilmiş olması nedeniyle, yüklenici tarafından bu sözleşmeye dayalı olarak yapıldığı ileri sürülen imalat bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddeleri, 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bozma kararı gereği önceki raporlar arasındaki çelişkileri gidermek amacıyla hazırlanan ve hükme esas alınan 26.12.2022 tarihli, gerekçeli, açıklayıcı ve denetime elverişli bilirkişi heyeti raporunda, yapının yasal hale getirilebileceğinin ve ekonomik değer taşıdığının tespit edilmiş olmasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2. Usuli kazanılmış hak kavramı anlam itibariyle bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli kazanılmış hak kurumu HMK'da düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (09/05/1960 T., 21/9; 04/02/1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Mahkemece verilen kararın Yargıtay bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş bu kısımlar, o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak teşkil eder. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; mahkemece verilen 18.03.2015 tarihli ilk kararda, davanın kısmen kabulü ile 1.381.876,88 TL’nin davalılardan tahsiline dair hüküm kurulmuş; bu karar davacı tarafından temyiz edilmediğinden, davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda mahkemece; davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakka riayet edilerek, ilk kararda hüküm altına alınan tutarı aşmamak (1.381.876,88 TL) kaydıyla hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden davalılar yararına bozulması gerekirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının davalılar yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekilleri hazır bulunan davalılar yararına takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.