Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2022/2358
Karar No
K. 2023/2986
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2358 E.  ,  2023/2986 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/2358
Karar No: 2023/2986
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2017/8148, K:2021/3472 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem:

Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2017/8148, K:2021/3472 sayılı kararıyla;

Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının ceza soruşturmasının Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu silahlı terör örgütüne üyelik suçundan Van Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,

Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,

Davacının adının geçtiği ByLock yazışmaları yönünden, ByLock yazışma içeriklerinde davacının adı ve soyadının açıkça geçtiği, aynı zamanda içeriklerin örgüt içi takip mevzusuna ilişkin olduğu dikkate alındığında, söz konusu ByLock konuşma içeriklerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, FETÖ üyeliğinin göstergesi kabul edilen ve şu anda yürütülen adli ve idari soruşturmalara dayanak teşkil eden delillerin hiçbirinin kendisine yöneltilemediği, hakkında ileri sürülen delillerin varsayıma dayalı olduğu, üyelik, irtibat ya da iltisak iddiasını ispat eder nitelik taşımadığı, tanıkların beyanlarını çarpıtarak, eklemeler yaparak anlattıkları, ifadelerin suçlamayı aydınlatır nitelikte olmadığı; A.G.'nin ifadesinde geçen iddiaları kabul etmediği, şahsi husumetini ifadesine yansıttığı, bu beyanı Başsavcı ...'nin baskısıyla verdiği, yeni tanıdığı birine belirttiği gibi sözler söylemesinin mantığa aykırı olduğu, kendisinin FETÖ ile ilgisinin olmadığını ispatlamak ve Başsavcı'ya yaranmak için asılsız beyanda bulunduğu; Başsavcının şahsına husumet duyduğu, bunun soruşturmalara müdahale edilmesine tepki gösterdiğinden kaynaklandığı; Hakkari'de çalıştığı süre zarfında hem PKK ile hem de FETÖ ile mücadele ettiği, kendisi yerine PKK terör örgütüne sempati duyan bir şahsın ve eşinin iftiralarına itibar edilmemesi gerektiği, bu ifadelerin de bazı hususlarda çelişki içerdiği, yer olarak farklı yerlerden bahsettikleri, ifadelerinde geçen şahısları tutuklamaya sevk etmediği ve bu nedenle “ölseydim de bunları tutuklamaya sevk etmeseydim” gibi bir söz söylemesinin mümkün olmadığı, bu şahısları tanımadığı, iddia edilen sözleri gergin ortamda ve hiç tanımadığı insanlara söylemesinin mantıklı olmadığı, husumete dayalı beyanlara itibar edilemeyeceği, görgüye dayalı bir beyan bulunmadığı, irtibat ve iltisaklı olduğuna ilişkin beyan içermediği; N.A., M.E. ve Z.Y.'yi tanımadığı, HTS kayıtları incelenirse hiçbiriyle görüşmesinin olmadığının görüleceği, iddianamede ByLock içeriğinde ismi geçen ..'nın, kendisi olup olmadığına dair tespit yapılamadığının belirtildiği, yargılama aşamasında bu hususun yeniden araştırılmasının istenildiği, yapılan bu araştırmalar neticesinde, N.A. ya da diğer şahıslardan bazılarının etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade vermesine rağmen, kendisiyle ilgili bir ifade vermedikleri, ByLock görüşmelerinin 2016 yılının Şubat ayında yapılmış olduğu ve ...'nın Kayseri'de olduğunun belirtildiği, kendisinin 2014 yılının sonlarında Konya iline tayin olduğu ve yazışmanın yapıldığı tarihlerde Konya'da bulunduğu, bu durumun dahi bahsi geçen ...'nın kendisi olmadığını gösterdiği, bahsedilen ...'nın kendisi olup olmadığının tespitinin gerekli olduğu, Dairece varsayımla bu kişinin kendisi olduğunun kabul edildiği, net bir tespit yapılmadan, araştırma yapılmadan bu kararın verilmesinin eksik inceleme ile karar verildiğini gösterdiği; lehine tanık beyanlarına hiç değinilmediği; hakkındaki işlemin sebep unsurunu teşkil eden 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (667 sayılı KHK m.3) Anayasa'ya aykırı olduğu, savunma hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin mahiyeti itibarıyla bir “disiplin yaptırımı” niteliğinde olduğu, idari işlemlerin gerekçesiz olduğu, yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararda yasal başvuru yollarının gösterilmediği; adil yargılanma hakkının, özel hayata saygı hakkının, ayrımcılık yasağının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, kazanılmış haklarının, hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği, adli soruşturma sonucunun beklenmediği, usulüne uygun idari tahkikatın yapılmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra; davacının temyiz dilekçesinde talep ettiği adli yardım istemi hakkında, yargılama harç ve giderlerinin bilahare davacı tarafından tamamlanmış ve adli yardım isteminden vazgeçmiş olduğu görüldüğünden bu hususta karar verilmesine gerek görülmeyerek ve Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında, "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği iddiasıyla ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayıtlı olarak ceza davası açıldığı ve yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.

Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.

Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/11/2021 tarih ve E:2017/8148, K:2021/3472 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 06/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.