11. Ceza Dairesi
Sanığın dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğunun gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından; sanığın adli tahkikat sırasında gerçekte var olan ve akrabası bulunan kişinin kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak olarak belirlenen eyleminin 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe gire 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 268/1 maddesi aracığıyla 267/1. maddesi kapsamında düzenlendiği, uygulanan 765 Sayılı TCK nun 343/2 maddesinin açıkça sanık lehine olduğunun anlaşılması karşısında 5252 Sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/3. maddesi uyarınca bozma yapılmamış, sanığın eşinin akrabası olan ’nün adını kullanıp nüfus cüzdan fotokopisini görevli memurlara verdiğini ifade ettiği ve TCK.nun 267 maddesinin sanık aleyhine olduğu cihetle nün gerçek şahıs olup olmadığının araştırılması için bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle 5728 Sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan sanık hakkında toplanan deliller karar yerinde incelenip, suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezası takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiriler dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın suç işlemediğine ve para cezasını haketmediğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın