Esas No
E. 2021/7519
Karar No
K. 2024/5763
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

8. Hukuk Dairesi

E. 2021/7519 K. 2024/5763 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/7519, K. 2024/5763, T. 09.10.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/7519
Karar No
2024/5763
Karar Tarihi
09.10.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

8. Hukuk Dairesi         2021/7519 E.  ,  2024/5763 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2020/3 E., 2021/3 K.
KARAR: Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Kadastro sırasında ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı 19.130.189,83 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.

Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı iddiasıyla adlarına tescil istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmış, İlk Derece Mahkemesince, davacı ...'ün davasının kabulüne, fen bilirkişi rapor ve krokisinde gösterilen 7759,60 m²'lik taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.05.2011 gün ve 2011/3896 E. - 2011/6077 sayılı kararıyla; "Dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında orman niteliğinde kadastro tespit tutanağı düzenlenerek 12.12.2007 tarihinde tutanak kısmi ilâna çıkarılmış, davacı kısmî askı ilân süresi geçtikten sonra dava açarak orman parseli içinde bir kısım yerin kendi zilyetliğinde olması nedeniyle adına tescil kararı verilmesini istemektedir. 101 ada 1 sayılı parselin kadastro tutanak aslında kadastro mahkemesinin 2008/11 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu açıklanmaktadır. Bu durumda, çekişmeli taşınmazın tespiti kesinleşmediğine ve dava tarihinde kadastro mahkemesinde davalı olduğuna göre davacıların iddiası kadastro mahkemesindeki davalara 3402 sayılı Kanunun 26/D maddesine göre müdahale anlamındadır. Görev kamu düzenine ilişkindir. O halde, mahkemece görev yönünden davanın reddine ve dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması isabetsizdir.” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından görevsizlik kararı verilmiş ve dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Davacı ...’ün açtığı ve kadastro mahkemesine gönderilen dava dosyası hakkında görevli mahkemece yargılama yapılmış ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı tarafından temyiz edilmekle bu kez Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.10.2012 gün ve 2012/11048 E. - 2012/11380 sayılı kararı ile; “Dosyadaki karara dayanak alınan orman bilirkişi raporu ile ziraat bilirkişi raporu çelişkili olduğundan, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı konusunda raporlar yeterli ve kanaat verici değildir. Açıklanan nedenlerle; aynı parselle ilgili mahkemenin 2008/11 Esas sayılı dosyası getirtilerek incelenmeli eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırıı olduğu.” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra davacı ...’ün davasının çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiğinden bahisle kabulü ile, 101 ada 1 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile işaretli 9.522,53 m²'lik bölümünün ayrı parsel sayısı altında davacı adına tapuya tesciline, parselin geriye kalan bölümünün tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman idaresi tarafından (A) harfli alana yönelik olarak temyiz edilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.07.2020 tarihli ve 2020/346-2020/2513 sayılı kararıyla; "İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı ... yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde taşınmaz bölümünün davacı adına tescili yönünde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ancak, Dairemiz geri çevirme kararı sonucu raporları hükme dayanak alınan orman ve fen bilirkişilerince düzenlenen 14.01.2020 tarihli ek raporda davacı ... tarafından dava konusu edilen ve (A) harfi ile gösterilen taşınmazın 4763,47 m²'lik bölümünün hüküm tarihinden sonra 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sonucunda orman sınırları dışarısına çıkarıldığı ve 2019 yılında 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosuna tâbi tutularak 262 ada 1 parsel sayısı ile tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır. Çekişmeli taşınmaz bölümü eldeki dosyada dava konusu edilmiş ve taşınmaz hakkında verilen hüküm henüz kesinleşmemiş iken orman kadastro komisyonunca yörede yapılan 2/B maddesi çalışmasının ve arazi kadastrosu ekibince yapılan kullanım kadastrosunun kesinleştiğinden söz edilemeyecektir.

O halde İlk Derece Mahkemesince öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan 2/B madde çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği temin edilerek dosyada yer almalı, söz konusu çalışmaların davaya konu taşınmaz bölümü yönünden kesinleşmediği, çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu da gözetilerek orman kadastro komisyonunca yapılan 2/B madde uygulamasının davaya konu taşınmaz bölümü yönünden iptaline karar verilmeli, yine çekişmeli taşınmaz bölümünün içerisinde bulunduğu 262 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin düzenlenen kullanım kadastro tutanağı davalı hale getirilerek tutanak aslının dosya arasına alınması sağlanmalı, 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2012/5 sayılı genelgesinin yukarıda bahsedilen maddeleri dikkate alınarak çekişmeli 262 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında düzenlenen kullanım kadastrosu tutanağının iptaline karar verilmeli ve davacı ...'ün davasının kabulü ile davaya konu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile (A) harfi ile işaretli 9.522,53 m²'lik bölümünün ayrı parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı ...'ün davasının kabulüne, Çankırı ili ... ilçesi ...Köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin ve Çankırı ili ... ilçesi ... 262 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında düzenlenen kadastro tutanağının iptali ile, bozma öncesi dosya arasına alınmış olan Fen bilirkişisi ... ve Orman Mühendisi ...'ın 14.02.2020 tarihli raporunun ekindeki krokide (A) rumuzu ile gösterilen 9522,53 m2 lik taralı kısım ile (B) rumuzlu 4763,47 m2 lik kısmın birleştirilerek (A:9522,53m2 + B:4763,47m2) toplam 14,286 m2'lik kısmın bu taşınmazlardan ifraz olunarak ayrı bir parsel numarası ile davacı ... adına, tapuya kayıt ve tesciline, davalı 101 ada 1 parselin geri kalan kısmının aynı parsel numarası ile tespit gibi tesciline, karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozma gerekleri yerine getirilmemiş, dava konusu (A) harfli taşınmaz bölümü hakkında yapılan 2/B madde çalışmalarının iptaline karar verilmemiş, 262 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı davalı hale getirilerek dosya arasına alınmadığı gibi kullanım kadastrosu sırasında lehine kullanım şerhi verilen kişiler davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmamış ve (B) harfli ile gösterilen 262 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, davacının dava konusu ettiği (A) harfli taşınmaz içerisinde bulunduğu ve davacı adına yalnızca (A) harfli bölümün tesciline karar verilmesi gerektiğine dikkat edilmeyerek infaza elverişsiz şekilde (A) ve (B) harfli bölümlerin davacı adına tesciline karar verilmiştir.

O halde İlk Derece Mahkemesince öncelikle 262 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin düzenlenen kullanım kadastro tutanağı davalı hale getirilerek tutanak aslı dosya arasına alınmalı, söz konusu kullanım kadastrosu sırasında lehine kullanım şerhi verilen gerçek kişilerin davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkili sağlanmalı, çekişmeli (A) harfli taşınmaz bölümü yönünden orman kadastro komisyonunca yapılan 2/B madde uygulamasının iptaline karar verilmeli, yine 262 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında düzenlenen kullanım kadastrosu tutanağının iptaline karar verilmeli ve davaya konu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile (A) harfi ile işaretli 9.522,53 m²'lik bölümünün ayrı parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline, taşınmazın kalan kısmının ise tespit gibi orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin bozma ilamına aykırı olarak infaza elverişsiz şekilde eksik ve hatalı hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog