Esas No
E. 2021/1999
Karar No
K. 2024/1791
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1999

KARAR NO: 2024/1791

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/05/2021

NUMARASI: 2018/748 E. - 2021/556 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketçe müvekkili aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında karşılıksız çekler nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatıldığını, dosyalarda 6 adet ve 225.500,00 TL bedelli çeklerin takibe konduğunu, müvekkilinin ticari ilişkisine istinaden ve tekstil piyasasındaki ticari teamüller gereğince, davalı şirketten alacağı tekstil emtiası için ileri tarihli avans çekleri verdiğini ve alının çekler karşılığında davalı şirketçe emtia gönderilmediğini, davalının bu çekler karşılığında emtia satarak teslim ettiğini kanıtlaması gerektiğini, müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesi halinde borcun bulunmadığının anlaşılacağını ileri sürerek, müvekkilinin anılan dosyalarda borçlu olmadığının tespitine ve 6 adet çekin iptaline karar verilmesini, %20' den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; çeklerin 2016 ve 2017 yıllarında verildiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında 40.000 adet gömlek satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu ve ihraç fazlası ve spot ürünlerin bedeli peşin ödenerek fatura düzenlenmeksizin alındığını, ancak daha sonra ürünlerin çalıntı olduğuna ilişkin dedikoduların yayılması üzerine müvekkili şirket yetkililerinin, davacı şirket yetkilisi ile irtibata geçerek satılmayan 33.000 adet ürünü iade ettiğini, iade esnasında davacı şirket yetkilisinin nakit para bulunmaması nedeniyle çek verilebileceğini söyleyerek davaya konu çekleri verdiğini, ödenmeyen çeklerin takibe konu edildiğini, davacı şirketin mal varlığının bulunmaması nedeniyle alacağın tahsil edilmediğini, ceza yargılamalarından kurtulmak amacıyla dava açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, menfi tespit isteminden ibarettir. Dava konusu; Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve Bakırköy ... İcra müdürlüğü'nün ... Esas takiplerdeki borçlardan ve takip dosyalarındaki takibe esas 6 çek yönünden borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Takibe konulan kıymetli evrakların, çek niteliğinde olup, tüm yasal unsurları barındırmakta olduğu; davacının iddiasının davalı şirketten alacağı tekstil mallarına karşılık ileri tarihli çekler verdiğini, ancak karşılığında davalı şirket tarafından herhangi bir emtia gönderilmediği şeklinde olduğu, davalının ise iddia edilenin aksine davacı tarafından davalıya satılan ancak ayıp nedeniyle satılmayan 33.000 adedinin iade üzerine, iade edilen mallara karşılık alınan bir çek olduğunu savunduğu; takiplere konu kıymetli evrakların çek olup, kanuni olarak para borcunu içerdiği, çekin illeten mücerret olduğu, davalının savunması ile çek metnini talil etmediği, davacının iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği, bu yönde bir kanıt sunmadığı; ayrıca, ispat yükü kendisinde olan davacının yemin deliline de başvurmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde belirtildiği üzere çeklerin tekstil piyasasındaki ticari teamül gereği davalı şirketten alınacak tekstil ürünlerine karşılık ileri tarihli olarak verildiğini, ancak karşılığında davalı şirketçe herhangi bir emtia teslim edilmediğini ve çeklerin karşılıksız kaldığını, bedelsiz olan ve iadesi gereken çeklerin takibe konu edilmesinin dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin ticari defterlerine göre çekler nedeniyle davalı şirketten 225.500,00 TL alacaklı olduğunu, davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede ise taraflar arasında herhangi bir cari hesap ilişkisine rastlanmadığını, takibekonu 6 çekin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, alınan ileri tarihli çeklere karşılığı davalı şirketin, herhangi bir mal veya emtia satmadığının davalı şirket kayıtlarıyla da ispatlandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.2019 tarih ve 2017/19-1639 E. 2019/170 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, davalı tarafın, çek tutarı kadar davacıya mal teslim ettiğini ispat yükü altında olduğunu ve mal teslim ettiğini yazılı delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, genel olarak da menfi tespit ve istirdat davalarında ispat yükünün davalı-alacaklıda olması nedeniyle de davalının mal teslimini kanıtlaması gerektiğini, ispat külfeti kendisinde olan davalı şirketin cevap ve beyanlarındaki vakıaların tamamının ispata muhtaç soyut iddialar olduğunu, iddiaların hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, müvekkil şirketten 40.000 parça gömlek satın alarak parasının ödendiği ve daha sonra 33.000 adet gömleğin iade edildiğinin doğru olmadığını, davalı şirketin bu üç vakıa ile ilgili olarak yazılı belge, banka kaydı, makbuz, fatura veya iade faturası ibraz etmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı tarafından davacı aleyhine çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında ve tekstil sektöründeki uygulamalar çerçevesinde ileride teslim edilecek emtia karşılığı dava ve takip konusu olan 6 adet çekin düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davalının satım konusu emtiayı teslim etmediğini ve bedelsiz kalan çekleri iade etmeyerek takibe konu ettiğini ileri sürerek, takipler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, müvekkilinin daha önce davacıdan bedeli karşılığı gömlek emtiası aldığını, ancak emtianın çalıntı olduğuna ilişkin söylentiler üzerine satılamayan bir kısım emtianın davacıya iade edildiğini, iade sırasında davacının ödeme gücü olmaması nedeniyle dava konusu çeklerin alındığını savunmuştur. Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Çekin şartlarından da anlaşıldığı üzere kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Diğer taraftan peşin satışta mal ve bedel aynı anda ödenir. 6098 sayılı TBK'nın 207. maddesine göre asıl olan peşin satıştır. Bir başka anlatımla alıcı ve satıcının yüklendiği edimler aynı anda ifa edilmektedir. Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı olan alacaklıdadır. Ancak bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır. Örneğin; somut olayda olduğu üzere menfi tespit davasında davaya konu kambiyo senedinin bedelsizliğini ileri süren davacı olan borçlunun bu iddiasını ispat ile mükelleftir. Taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir satım sözleşmesi bulunmamaktadır. TBK'nın 207.maddesinde, satış sözleşmesinde tarafların edimlerini, aksine sözleşme veya adet bulunmadıkça aynı anda ifa etmesi gerektiği düzenlenmiştir. Menfi tespit davasındaki bu iddianın ileri sürülüş şekline göre ispat yükü davacıdadır. Davacı, çeki avans olarak verdiğini ve muaccel bir borç için vermediğini kanıtlamalıdır. Çek yazılı belge olup, satım sözleşmesinde tarafların edimlerini aynı anda ifa etmesi gerektiğine ilişkin karineye göre davalının savunmasını ispatladığı kabul edilmelidir. Davalının savunması, talil niteliğinde olmayıp, satım sözleşmesine ilişkin TBK'nın 207.maddesinde düzenlenen yasal karineye uygundur. Tekstil sektöründe avans çeki verilmesinin teamül haline geldiği kanıtlanmamıştır. Çek bir ödeme aracı olup kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi için verilir. Bu hususun aksi ancak kesin delillerle ispat edilebilir. Davalının, avans çeki iddiasının yasal ve kesin delillerle kanıtlanmadığı, yasadaki çeke ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında, çek hamilinin her durumda mal veya hizmet teslimini kanıtlama yükü altında bırakılmasının, çeke ilişkin düzenlemelere aykırı olduğu açıktır. Bu tür bir kabul tarzı çekin ve çeke ilişkin düzenlemelerin anlamsız kalması sonucunu doğuracaktır. İstinaf başvurusunda sözü edilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.2019 tarih ve 2017-19-1639 Esas, 2019/170 Karar sayılı ilamı, çekteki menfi tespit istemlerine ilişkin genel tespitlere ilişkin olmayıp, o davada ileri sürülen iddia ve savunmalara göre ispat yükünün belirlenmesine ilişkindir. Eldeki davada, çeke ilişkin yasal düzenlemelerden ayrılmayı gerektirir bir neden bulunmamaktadır. Çeklerin davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının çekten kaynaklanan alacağın talep edilmesinde bir etkisi bulunmamaktadır. Çekleri davalıya veren davacının bu çekleri kendi defterlerine kayıt ettiği, ancak mal teslim edilmemesi nedeniyle, kendi defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davacının, bir ödeme aracı olan çeki, çeklerin verilme amacına ilişkin bir sözleşme düzenlemeden, davalıya teslim edilmesi, kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesine yöneliktir. Aksi halde basiretli bir tacir olan davacının, ifa amacıyla ve muaccel bir borcun tasfiyesi için verilen ödeme aracı olan çeklerin, avans ödemesi için verildiğini, yazılı bir sözleşme veya teslim bordrosuna yazılmış, davalının imzasını içeren bir belge ile kanıtlaması için belge düzenlemesi beklenirdi. Bu nedenlerle yerinde görülmeyen davacı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.05.12.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog