7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve paydaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 197 parsel sayılı 9.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Kadastro tespitinden önce davacı ... ve paydaşlarının miras bırakanı ... ... tarafından davalı Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine tescil davası açılmıştır. Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2.5.1988 tarih ve 1987/54-1988/306 E.K. sayılı ilamı ile davacı ... ... tarafından açılan tescil davasının HUMK.nun 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine ... ... mirasçısı ... ve paydaşları, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı Hazine hasım gösterilmek suretiyle 29.7.2009 tarihinde Kadastro Mahkemesine kadastro tespitine itiraz davası açmıştır. Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına, dava konusu taşınmaza ait tutanak aslı ve eklerinin olağan usullerle işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir. Kadastro sırasında dava konusu 197 parsel sayılı taşınmaz, tutanağında belirtilen maddi ve hukuksal nedenlere dayanılarak ve davalı olduğundan söz edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca, malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce taşınmaz hakkında Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tescil davası görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine aktarılmadan, kadastro tespitinden sonra 24.10.1980 tarihinde usulün 409/5. maddesi hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği dosya içeriğinden belirlenmiştir. Kadastro tespiti yapılırken taşınmaz hakkında derdest bir dava olduğu belirlendiğine göre Kadastro Mahkemesine aktarılması gereken bu davanın yanlışlık ile aktarılmamış olması Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerçeğini değiştirmez. Hal böyle olunca, Kadastro Mahkemesine açılan davada işbu mahkeme görevli olduğundan, işin esasına girilip tespit tutanağının malik hanesinin gerçeğe uygun olarak doldurulması gerekir. Bu nedenle öncelikle anılan tescil dava dosyası Kadastro Mahkemesindeki dava dosyası ile birleştirilmeli, davaya konu olan taşınmaz ya da taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmü uyarınca 30 günlük askı ilanı yapılmalı, bundan sonra duruşma oturumu açılmalı, taraflardan davaya karşı diyecekleri, delilleri ayrı ayrı sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, daha sonra aktarılan davanın kapsamı olan taşınmaz ya da taşınmazlar başında yerel bilirkişi ve uzman bilirkişi fen memuru, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde keşif yapılmalı, öncelikle dava dilekçesi yerel bilirkişiye sağlıklı biçimde okunup anlatılmalı, davaya konu olan taşınmaz ya da taşınmazlar zeminde yerel bilirkişiye açıkça göstertilmeli, bundan sonra fen memurundan yerel bilirkişinin gösterdiği taşınmazlara geniş kapsamlı kadastro haritasını ablike etmesi istenmeli, bu yolla aktarılan davaya konu taşınmaz ya da taşınmazların ada ve parsel sayıları duraksamasız belirlenmeli, aktarılan davanın kapsamı saptandıktan sonra iddia ve savunma doğrultusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, uyuşmazlığın aktarılan davanın kapsamı ile sınırlı olarak çözümleneceği düşünülmeli, aktarılan davanın kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri bulunduğu takdirde bu taşınmaz ya da taşınmazların olağan yönteme göre kadastrolarının tamamlanması için tutanak ve eki belgelerin Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek işin esası hakkında bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ... ve paydaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 12.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın